Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman / Osmanlının zarif bir yardımlaşma şekli
7 Temmuz 2014 Pazartesi 09:22
“Sadakaları gizli verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur.”(Bakara suresi 271)
Sadaka taşları yıllar içinde unutulmuşlardır, neye yaradıkları bilinmez, ama hikayesi sevgi taşları olarak günümüze kadar gelmiştir..

Toplumsal yardımlaşmaya önem veren atalarımız, yaptıkları yardımın içine gösteriş ve kibirlenme karışmasın diye hassas davranmışlardır.
Yardım alanın eziklik hissetmemesi için belirli yerlere sadaka taşları dikerek alanın da verenin de birbirini bilmemesi için “Sadaka Taşları” usulünü bulmuşlardır.
Bugün gösterişli ve masraflı iftar davetleri ve tarihimizde uygulaması bulunmayan garip iftar çadırları yanında atalarımızın bu yardımlaşma usulü çok zariftir.

Neden Osmanlı iftar çadırları yapmamıştır hiç düşündünüz mü?
Çünkü onlar insanları bir avuç yemek için saatlerce kuyrukta bekletmeyecek kadar asil idiler. Onlar aş evleri yapmış ihtiyaç sahipleri buralara gelerek yardımlarını almışlardır. Bu çadırlarda gerçek ihtiyaç sahiplerini bulamazsınız, her gün aynı insanlar gelir, içlerinde hali vakti yerinde olanlar da vardır. Günümüzde bazı belediyeler iftar çadırı usulünü kaldırıp, yemeği ihtiyacı olanı tesbit edip evine götürmekte veya kapalı yerlerde vermektedirler.
Biz bugün burada artık unutulmuş bir yardımlaşma geleneklerinden “Sadaka Taşları”ndan bahsedeceğiz.

Sadaka Taşları
Sadaka, bir kimseye göstermiş olduğunuz tebessümden tutunda, farz olan ve olmayan yardımlara kadar tüm maddi ve manevi şeyleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırmanın ve paylaşmanın adıdır.
Prof. Dr. Süheyl Ünver bir makalesinde "Derdini kimseye açamayan fakir, ihtiyacı olunca sadaka taşına konulan yardımı alır, kalanını geri kor ve sadaka veren meçhul sadakacıya teşekkürünü kalbinden ulaştırır ve dönermiş” der .
Sadaka taşları Türk milletinin bir sevgi taşıdır. Osmanlı her konuda paylaşmayı çeşitli kurumlarla yaygın hale getirmişti. Bunun için imaretler, hanlar, hamamlar, şifahaneler aş evleri ve sadaka taşları yapmıştı bu yetmezmiş gibi hayvanlara da sevgi vardı, sokak hayvanlarına barınak, kuş evleri, sulaklar, yalaklar, çeşmeler hayvanların da su içebilmesi için yerler yapılırdı. Her çeşmenin yanına muhakkak hayvanların su içeceği bir yer yapılırdı. Fakirlere kimsesizlere yetimlere değer verilir, korunur kollanırdı.
Sadaka Taşları, onurundan dolayı fakirliğini gizleyenler, ihtiyaçlarını söyleyemeyenler için, gönül kırmadan yapılan zarif bir yardım şeklidir..

Sadaka Taşları Nerelerde Olurdu?
Sadaka Taşları farklı boylarda olmakla beraber genellikle beyaz renkli taştan silindir ve dört köşe şeklinde, bir kısmı ise havuz, kovuk, ve yatay bazen de oyuklar şeklinde olurdu. Gelenler elini sokar bırakır, alanlar elini sokar alırdı. Silindir ve dört köşe taşlar toprağa dikine gömülürdü, 60-90-140 ve 2 metre boylarında olanları vardı, tepeleri dikdörtgen veya taşına göre yuvarlak 10-15 cm. derinlikte oyuktu yardımlar bu oyuğa konulurdu. Yüksek taşların önünde uzanabilmek için basamak taşları vardı.
Bulunduğu yerler, ihtiyaca göre genelde gözden ve kalabalıktan uzak tenha köşelerde, cami avlularında, türbelerin köşelerinde, mezarlıklarda olurdu. Bir semtin fakirleri için konulmuş bağışlara diğer bir semtin fakirleri dokunmazlardı, ayrıca ihtiyaç sahiplerinin, taşta birikenlerden sadece ihtiyacı olan şeyleri almaları, diğerlerini başka ihtiyaç sahiplerine bırakmaları takdire değerdi. Bu taşlara genelde madeni paralar bırakılırdı, paranın dışında giyim eşyası ve yiyecek de konurdu Yardımlar daha çok geceleri bırakılır ve sabaha karşı alınırdı.
Sadaka taşları bugün bir kenarda unutulmuşlardır, yıllar içerisinde kullanılmadığı için neye yaradıkları çoğu kişi tarafından bilinmez. Çok azı günümüze ulaşmış ama hikayesi günümüze kadar gelmiştir..

Cellat Mezarlığında Çok Vardı
İstanbul Eyüp semti çevresi mezarlıklarında çeşitli zamanlarda yaptığım araştırma çalışmaları sırasında bu taşlara çok rastladım. En büyük sadaka taşları bir buçuk metre boyunda dikdörtgen ve üstü 15-20 cm. kadar oyuk bir şekilde Eyüp, Piyer Loti, Karyağdı Bayırı'nda cellat mezarlığında cellat mezar taşlarının arasında vardı. Bunları cellat mezarlığı adlı çalışmam sırasında görmüş bu konuda çok bilgim olmadığı için bu taşların ne işe yaradığını anlayamamış bu taşların cellat mezarlığına bol miktarda bulunmasının anlamını da önceleri kavrayamamıştım.
Müslüman halk can alan cellatları kendi mezarlığına kabul etmemiş bir anlamda katil sayılan bu insanlarla mezarlıklarını ayırmıştı. Bu nedenle İstanbul’da birçok yerde cellat mezarlıkları vardı, bunlardan en önemlileri Eyüp semtindeydi. Ben Eyüp semti sırtlarında bu taşlara rastladığımda bu unutulmuş korkunç ve ürkütücü mezarlığın ve garip isimsiz mezar taşlarının ne işe yaradığını bulmak için epey uğraşmıştım. Bun konuda yapılmış bir çalışma yoktu, benim yaptığım bu çalışma Türkiye’de bir ilktir ve tektir.
Sadaka taşlarının cellat mezarlığında bol miktarda bulunmasını da konunun uzmanları şöyle açıklamışlardı.
Cellatlar öldükten sonra geride kalan eş ve çocuklarının cellat yakınları olmaları nedeniyle toplum tarafından dışlanacakları ve sıkıntıya düşecekleri varsayılarak cellat mezarlıklarına bu sadaka taşlarından dikilmişti.
Sadaka taşları bugün İstanbul’da çok az yerde kalmıştır. Eyüp’teki mezarlıklarda, Şehzade Cami avlusunda Üsküdar’da bir caminin avlusunda vardır. Bu zarif yardımlaşma şekil bugün unutulmuştur.

Kaynaklar
Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver, “Sadaka Taşları”, Hayat Tarih Mecmuası,
Yard. Doç. Dr. Hasan ÖZÖNDER






Bu Haber 2818 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI