Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
ÜNYE’DE JEOLOJİK ARAŞTIRMALAR
9 Temmuz 2014 Çarşamba 10:37
1968 Yılında yayınlanan Turistik Ünye Rehberi adlı eserden alınmıştır:


Orhan BORA

“1947 yılından bu yana yaptığım jeolojik araştırmalarla çevreye faydalı olabildimse kendimi cidden, mutlu saymaktayım.”

Bu gün Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde birçok jeolojik araştırmalar yapılmasına rağmen Ünye ve çevresi bu çalışmaların daima dışında bırakılmıştır.

Bu konuda yörede yapılacak sıhhatli araştırmalar Ünye’nin jeolojik yapısına katkıda bulunacağından büyük bir değer taşıyacağı muhakkaktır. Ünye ve çevresi ikinci zamanda (mezozoik) Alp dağları kıvrımlarıyla aynı çağlarda meydana geldiği sanılmaktadır. Özellikle çevrenin ikinci zamanda yani tebeşir devrinde çeşitli nitelikler taşıdığı jeolojik yapısından anlaşılmaktadır. Anadolu’da sahil boyunca yapılan araştırmalar Ordu, Samsun, Trabzon, Tokat, Kacaeli ve Amasya çevrelerinin teşebir devrinde meydana gelmiş olduğunu kesin olarak ortaya koymuş bulunmaktadır. Yani, sahile paralel olarak sıralanmış bu illere kapsayan topraklar jura ve teşebir devirleri oluşumlarına sahne olmuştur.

Bazı jeologlar bu devreye oldukça gelişmiş hayvanların mevcudiyetlerinden “Orta hayvanlar devri “ diye nitelemek istemişlerdir. Mevcut jeoloji tarihlerine şöyle bir göz atacak olursak, çevrenin ilkel zaman (Azoik). Birinci zaman(paleozoik), üçüncü zaman (mezozoik) ve dördüncü zaman (antrapozoik) devirlerde hiçbir zaman denizler altında kalmadığını, ancak ikinci zaman olan (mezozoik) devirlerde sularla kaplı olduğunu göstermektedir.

Ünye çevresinin karekteristik niteliklerini aynı çağda oluşum sonucu meydana gelen Roma, Floransa arasındaki yüzey şekillerinde görmek her zaman için mümkündür. Ünye çevresinin ikinci zamanda meydana gelmiş Fransa, Avrupa Rusyası, İtalya, Bulgaristan’ın kuzey kısmı, İspanya’nın Güney doğusundaki arazilerle yaşıt olduğu hususu, günümüzde dahi savunucu bulmaktadır.

Yörede kitle halinde kalker tabakalarının bulunuşu bu jeolojik oluşumu desteklemektedir. Ünye’nin iç bölgelerine gidildikçe (Çatalpınar, Kale, Tekkiraz, Yaycı, Sırma, Aydıntepe, Taşça, Beylerce) bu nitelikte jura ve kalker tabakalarına büyük yapıda tesadüf edilmektedir. Çevrenin jeolojik çağlarda çeşitli oluşumlar geçirmesi sonucu, kayaların özellikle yeryüzüne paralel ya da dikey olarak sıralandıklarını göstermektedir. Ünye’nin güney yönüne doğru gidildikçe trias ve jura devirlerine ait kalıntılar kendisini göstermektedir. Kalıntılar genellikle 30-40 kilometrelik bir kuşak içinde uzanmakta ve kuzeye doğru gidildikçe de azalmaktadır. Bu jeolojik oluşum ve buluntular bize trias ile tebeşir çağı kalıntılarının Karadeniz’e paralel olarak geçen bölge içinde olduğunu göstermektedir.

Gerçekte jeologlar Karadeniz sahillerinin ikinci çağdaki oluşumla ilgili olduklarını savunmakta iseler de; birinci çağa ait oluşumların özellikle Zonguldak çevresinde olduğu ileri sürülmektedir.

Ünye çevresinde birinci zaman buluntularına her ne kadar rastlanmıyorsa da, Zonguldak yöresinde bu kalıntıların karekteristik şekillerine (Fosillere) tesadüf edilmektedir.

Çevremizde bu çağın kalıntılarından Sfenopterislerin fosilleşmiş şekillerine tesadüf edilmiştir. Ünye’nin bazı köylerinde Sfenopterislerin küçük çaptaki izleri görülmekle beraber şişt, gde ve bazende kalker tabakalarından yapılı perm kalıntıları arasında zayıf ve ince damar halinde kurşun, manganez, jips ve kömür tabakalarına rastlanmaktadır.

Tekkiraz Bucağına bağlı Nurettin köyü ile Akbaba ve Asak köyleri arasında yapılan sondaj niteliğindeki kazılar bu teoriyi gün ışığına çıkartmaktadır. İkinci zaman (mezozoik) kalıntıları özellikle bu yörede başkalaşım (metemorfize) olduklarından kolaylıkla diğerlerinden ayırt edilmektedir. Bu tabakaların kapsamına girdiği çeşitli fosiller sayesinde bugün orojinleri itibariyle çevrenin göl, nehir, sahil boyu ve deniz oluşumunu izleme bakımından da ayrı bir kar akter taşımaktadır.

İkinci çağın mezozoik oluşumları arasında bol sayıda jips, fosfat ve elitli demir özlerine tesadüf edilmektedir. Ünye ve dolaylarında ikinci çağ, jeolojik çağlara nispetle oldukça daha sakin ya da sessiz geçmiş ve atmosferi yoğunlaştırmıştır. Yoğunlaşan bu su buharının bir kısmı ise çevredeki göl ve ırmakları meydana getirmiştir. Çağın sonuna doğru kumlu, killi ve kalkerli tortul tabakaları teşekkül etmiştir. Özellikle bu tabakalara Beylerce, Erenyurt, Yaycı, Göbü-Nalcı, Göbü köylerinde rastlanmaktadır.

Eski çağlarda devamlı bir şekilde faaliyet gösteren yanardağlar (volkanlar) bu çevrede faaliyetlerini azalttıklarından volkanik püskürmelerde nisbeten az olmuştur. Bu olaylara paralel olarak çiçeksiz büyük ağaçlar çağın başlamasıyla çevreden ani olarak kaybolmuşlar ve yerlerini sedir ile çam ağaçlarına terk etmişlerdir. Zamanla bunları izleyen açık tohumlu (jimnosperm) bitkiler çevreyi sarmışlardır.

Bunu takiben kavak, çınar ve incir ağaçları da jura devrinde zuhur etmişlerdir. Bu çağın hayvanları da oldukça düşündürücü bir özellik taşıyarak dünya üzerinden kaybolmuşlardır. Bunlardan stegozolar, iguandonlar, branpozorlar, diplodecusler, atlantozorlar, seratozorlar ve biraşiyozorlar en önemlileri arasındadır. Jura ve jips devrinde iguandonlar oldukça çevrede bol miktarda yaşamışlardır. Boyları 10 metreyi aşan bu iri yaratıkların dişleri kıvrak uzun ve bitkisel bir rejime tabi olarak çevrede yayılmışlardır.

YEŞİL ÜNYE REHBERİ:1968












Bu Haber 1960 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI