Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman / Osmanlı Padişahları Neden Hacca Gitmediler?
11 Temmuz 2014 Cuma 09:27
yasar.karaduman@gmail.com
Osmanlı Devleti’nin 603 yıllık tarihinde en tartışmalı konulardan biri de, padişahların neden hacca gitmedikleridir. Otuz yedi padişahın hiçbiri hacca gitmemiştir.
Padişah devleti idare ederlerdi, şahsi ibadeti uğruna bu görevi terk etmesine din adamları rıza göstermemişlerdir.

Neden gitmedikleri konusunda net bir bilgi yoktur. Şehzadelerde de durum aynıdır. Cem sultandan başka Hacca giden olmamıştır. Sultan Vahdettin 1922 yılında yurdu terk ettiği zaman bir davet üzerine Mekke’ye kadar gitmiş fakat siyasal nedenler ile Kâbeyi ziyaret etmemiştir...
Bazıları Hacca gitmeme nedeni olarak, güvenlik sorununu öne sürerler..
Kimileri de devletin başsız kalması riskini göze alamadıklarını sebep olarak gösterir.
O devirlerde bir insanın hacca gidiş-dönüşü en az 3 ay sürerdi, bir padişahın bu kadar uzun süre işin başından uzak kalması uygun görülmedi ve şeyhülislamlar fetva vermediler..
Şeyhülislamlar : “Padişahlara hac lazım değildir, oturup devleti idare eylemek evlâdır. (Padişahlara Hac gerekmez her türlü olay devletin başına gelebilir asıl olan devlet yönetimidir ) diyerek diye rıza göstermemişlerdir. (Kaynak: Mustafa Armağan- Zaman)
Yazar Murat Belge ise bir röportajında: hacı olmak isteyen padişaha izin verilmediğini ulemanın (din Adamları) “Mekke'ye birçok parasal yardım yaparlar, bina yaptırırlar ama kalkıp giden yoktur.” demiştir..

Din adamları
Neden rıza göstermemişti.
Devlet idaresinin boşluk kaldırmayacağı, aksi halde düşmanın bunu fırsat bilerek Osmanlı Devleti'ne saldırabileceği düşüncesindeydi.
Buna göre Padişahların Hacca gitmemeleri iki nedene bağlanıyordu.
Birincisi güvenlik gerekçesi, ikincisi de devletin başsız kalması riski. O dönemde bir insanın hacca gidiş-dönüşü en az 3 ay sürüyordu; dolayısıyla bir padişahın bu kadar uzun süre işin başından uzak kalması isyana ve bazı iç ve dış karışıklığa sebebiyet verebilirdi. Ayrıca padişahlar sıradan vatandaşlar gibi tek başlarına hacca gidemezlerdi. Kara ve deniz yolunda uğrayacakları bir saldırıya karşı mutlaka yanlarında bir ordu bulundurmaları, yani hacca savaşa gider gibi tam teşekküllü gitmeleri, gerekiyordu.

Gelenek Halini Aldı
II. Beyazıt'dan itibaren din adamları, bir padişahın devlet başkanlığı görevini şahsî ibadetleri uğruna aylar boyu terk etmesini doğru bulmamışlar ve bu zamanla bir gelenek halini almıştı.
Derin Tarih dergisinde Prof. Dr. Apdülkadir Özcan “Hacca gitmek bir yana, tahttan indirilmek endişesiyle III. Murad cuma namazlarına bile gidemiyordu”, dedi.
Padişahın sıradan bir insan olmadığını da hatırlatan Özcan, dolayısıyla padişahın bir yerden bir yere gitmesinin uzun hazırlıklar gerektirdiğini, kalabalık bir ordunun hazırlanması gerektiğini bunun bir de mali yönü olduğunu, o devirde İstanbul'dan Mekke'ye en az 5-6 ayda ulaşıldığı ve bu gidişin bir dönüşü olduğu göz önünde bulundurulduğunda padişahın böyle bir uzun yolculuğa çıkması demek, şahsına bağlı bir ordunun ve çok sayıda harem hizmetlisinin de beraberinde gitmesi demektir, dedi
İslam alimleri, dışarıdan saldırı, içerideyse fitne çıkma ihtimali olabileceğini Bundan Müslümanlara zarar geleceğini varsayarak kamunun huzurunu şahsi ibadetten üstün tutmuş, hiçbir dönemde padişahlara hac izni vermemişlerdir.
Ancak padişahlar vekil tutarak bu ibadeti yerine getirebiliyorlardı.
Prof. Dr. Abdülkadir Özcan, arşiv belgelerindeki kayıtlara göre her yıl 10 altın karşılığında Osmanlı sultanları adına Hac ibadetini yerine getiren Medinelilerin var olduğunu yazar.

Prof. Dr. Arzu Terzi ise vekaleten yaptırılan Hac ibadetini anlatır vekaletle Haccın, dönemin ünlü alimlerinin fetvası alınarak gerçekleştirildiğine dikkat çeker, padişahlara vekaleten Hac ibadeti yapacak kişinin Mekke ve Medine'de ikamet eden kadı, müderris, hatip ve imam gibi ilmiye sınıfı mensuplarının arasından seçildiğini söyler. Ayrıca Müslümanların ibadetini güven içinde yapabilmesi için Osmanlı sultanlarının Hac yollarının yapımı-onarımı, güvenliğinin temini, kutsal yerlerin temizliği ve bakımı, hacılara sunulan sağlık hizmeti, misafirhane inşası gibi hizmetleri sağladığını belirtir. (Kaynak:TİME TÜRK)

Devlet Daha Önemlidir.
Padişahların devleti idare etmek gibi bir yükümlülükleri vardı. Şahsi ibadeti uğruna bu görevi terk edemezlerdi. Hac ibadeti, işte bu gibi incelikler sebebiyle padişahlar için bir yükümlülük olmaktan çıkıyordu. Fakat padişahlar hacca gidemeseler de, bir gelenek olarak her yıl Mekke ve Medine’ye ‘Sürre Alayı’ ismi verilen bir kafilede kendi yerlerine bedel olarak başkalarını mutlaka gönderirler, yine ‘Sürre Alayı’ vasıtasıyla Mekke ve Medine halkına hediyeler gönderir, bölgede tek bir fukara bırakmazlardı.
Yukarıdan beri okuduklarımızı toparlarsak padişahların iki ana nedenden dolayı hacca gitmedikleri görülmektedir. Bu nedenler, güvenlik, devletin uzun zaman başsız kalamayacağı ve alimlerin “padişahlara hac gerekmez onların asli görevleri devlet yönetimidir” diyerek fetva vermemiş olmalarıdır. Bu sonradan gelenek haline gelmiştir.

Kaynaklar:
Vatan gazetesi Mine Şenocaklı
Mustafa Armağan Zaman Gazetesi
Derin Tarih
Sadık Ilgaz
Time Türk



Bu Haber 1672 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI