Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman/ Ünye’de emanet bırakılan Ermeni çocukları - Tehcirin Kayıp Kızları
25 2014 Pazartesi 09:52
yasar.karaduman@gmail.com
Bu hikaye Birinci Dünya Savaşında göç (Tehcir) ettirilen Ermeni vatandaşların hastalık ve yola dayanamaz diyerek giderken götüremedikleri ve komşularına bıraktıkları kız ve erkek çocuklarının dramını anlatmaktadır.
Gidenlerden hiçbiri geri dönmemiştir. Çocuklar gelen olmayınca evlat edinilmiş bizden biri olarak yaşamış ve ölmüşlerdir. Bugün bunlardan hayatta olan yoktur.

Tehcir - Göç ettirme
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın bir güvenlik önlemi olarak Ermenileri kritik noktalardan alıp başka yerlere nakletme olayıdır.
Osmanlı sınırları içinde huzur içinde yaşayan Ermeniler, yabancı devletlerin: “Size ayrı bir devlet kuracağız” şeklindeki vaatlerine kanarak ve onların kışkırtması üzerine bütün cephelerde savaş halinde olan İmparatorluğa içerde isyan etmişler. Ermeni çeteciler köyleri basarak erkekleri cephelerde savaşan insanları ve çocukları öldürmeleri üzerine, Osmanlı Meclisi aldığı bir kararla Ermenileri birazda kendi güvenlikleri açısından daha güvenli bölgelere nakletmiştir.

Buna Tehcir denmektedir
Bu nakil sırasında bugün bile başımızı ağrıtan olaylar meydana gelmiştir. “Tehcirde” komşuları ile huzur içinde yaşayan Ermeni vatandaşlarımız Ünye’de yaşadıkları yerlerden alınarak başka bölgelere nakledilmişlerdir.
Kaç Ermeni'nin tam olarak tehcire tâbi tutulduğu, kaçının bu göç sırasında hayatını kaybettiği tarihçiler arasında halen tartışma konusudur. Ermeni tarihçiler 1 milyon 800 bin kişinin zorunlu göçe tâbi tutulduğunu ve 1 buçuk milyonunun öldüğünü iddia ederler.
Türk tarihçiler ise Osmanlı ve uluslararası arşiv belgelerine dayanarak 442 bin Ermeni göç ettirildiğini 50 bin kadarının, göç esnasında kötü hava şartları ve hastalıklardan öldüğünü söylerler.

Bebekler, Hasta ve Küçük Kız Çocuklar Bırakıldılar
Yolculuğa dayanamayacak kadar küçük olan bebekler ile hasta çocuklar gizli olarak Ünye'de komşulara sonradan alınmak üzere emanet bırakıldılar. Bazıları da özellikle kız çocuklarını bilerek, hayatta kalsın diye bıraktılar. Bu aileler bir daha geri dönemediler.
Ünye’de bu şekilde emanet bırakılmış çok sayıda kız çocuğu vardır. Onlar bırakıldıkları aileler tarafından tamamen Müslüman ve Türk kültürü ile yetiştirilmişler Müslüman olmuşlar, hacca gidenler olmuş, çocukları torunları olmuş, yıllar içinde birçoğu geçmişlerini unutmuştur, bugün torunları bile anneannelerinin veya babaannelerinin geçmişlerini bilmezler.
Ünye’den Ermenilerin başka yerlere nakli ve on yıl sonra yine Ünye’den gönderilen Rum vatandaşların (Mübadele) meselesi benim ilgi alanımdır.
Bunlarla ilgili bir çok acıklı hatıra ve hikayeyi toplayarak yazdım, bunlar şehrin tarihinde unutulmaması gereken olaylardır.
Bu hikayelerden an acıklısı ikiz kardeşini burada bırakarak anne ve babası ile giden Magdalena’nın 80 yıl sonra Ünye’ye gelişini ve kardeşini buluşunu anlatan hikayedir.
Aslında bu Ünye’deki tek olay değildir, buna benzer yazılmamış bir çok hikaye vardır.
Giderken küçük kızını burada bırakan anne kırk yıl sonra onu aramaya ve götürmeye geldiğinde o gün kırkbeş yaşlarında olan kadın gitmek istememiş: “Ben Müslüman oldum, çocuklarım oldu, beni neden burada bıraktınız ben çocuklarımı bırakıp nasıl geleyim anne?” demişti.
Ünye’de kalan bu kızların çoğu kendilerini sakladılar Türk ismi aldıkları ve Müslüman oldukları için kimse onları bilmedi, bizim gibi yaşadılar ve öldüler, bunlardan artık hayatta olan kalmadı.

“Bırakılan Çok Çocuk Vardı”
Tehcir kararı biraz acele uygulandı, gideceklere toparlanmaları için çok vakit bırakılmadı. O günleri burada bırakılan bir kız çocuğu yıllar sonra şöyle anlatmıştır
“Herkes giderken evlerinin kapısını çekti gitti zaten çok fazla hazırlık yapmalarına zaman yoktu ve yanlarında çok eşya götürmelerine izin verilmiyordu, bir kısmı limana demirleyen gemilerle, bir kısmı da kara yolu ile gittiler, kısa zamanda geleceklerine inanıyorlardı, çocuklar yollarda eziyet çekmesinler diye Türk komşulara bırakıldılar, komşular çocukları almakta bir sakınca görmediler herkeste kısa zamanda dönülecek inancı vardı. Uzun zaman kimse gelmeyince bırakılan çocukları topladılar yetimhanelere aldılar, bazı aileler çocukları vermeye kıyamadı ve sakladılar.
Ünye’de çok çocuk bırakılmıştı, özellikle kız çocukları saklanıyor, yetimhaneye teslim edilmiyordu, kıyamıyorlardı. Bazı çocuklar ise İstanbul’dan gelen akrabaları tarafından götürülmüştü. Benimde annem babam gelmeyince aile beni evlat edindi, bana Hatice adı koydular.
Hatice Nine annesini babasını ve kardeşini hiç unutmadı ölene kadar hep onlardan bahsetti. Çocukluğunu arkadaşlarını anlatırdı, bayramlarını anlatırdı Müslüman olduktan sonra bile onbeş onaltı yaşlarında hala kendi bayramlarını kutladığını ve kiliseye gittiğini anlatırdı, çocuklarına.
“Yaşadığım acıları dün gibi hatırlıyorum, bir Hıristiyan çocuğu olduğumu biliyor, Müslüman oluşum Türk adı almam bana bakan aileyi ailem yerine koymak kafamı karıştırıyordu.
Evlendirdikleri zaman çok sorun yaşadığını belirterek eski hayatını silmek yeni bir kişiymiş gibi yaşamaya karar vermişken toplumun kendisini hiçbir zaman bir Müslüman gibi kabullenemediği önemli anıları arasındaydı. “Seksen beş yaşındayım çocuklarım torunlarım oldu bana kendimi bir Müslüman bir Türk gibi hissettirmediler. Yirmili yaşlarımda evlendirildim, annemin bu günümü görmesini çok istedim.

Ünye’den gidenlerden kimse geri dönmedi
Ünye’deki Ermeniler bazen deniz yolu ile bazen kara yolu ile Suriye ve Lübnan’a gönderilmişlerdir. Ancak üç yıllık bir sürecin ardından 18 Aralık 1918 tarihinde alınan bir kararla memleketlerine geri dönmelerine izin verilmiştir. Fakat Ünye’den gidenlerin hiçbiri geri dönmemiştir.. Ancak olaydan kırk yıl sonra elli yıl sonra zaman zaman birileri çıkıp gelmişler bıraktıkları çocuklarını, kardeşlerini aramışlardır.

Sonuç
Ünye ve diğer Karadeniz sahil kasaba ve şehirlerinden götürülemeyen yüzlerce çocuk vardı bu çocuklar toplanarak Samsun, Trabzon ve Erzurum yetimhanelerine gönderilmişlerdir. Aileler dört veya beş yaşın altında çocuklarını çok çetin yol ve mevsim koşullarına dayanamazlar, burada bırakırsak biz dönemesek bile en azından onların hayatta kalma şansları olur diye bilinçli olarak bırakmışlardır.
Bunlara Tehcirin Kayıp Kızları denilmektedir.


Bu Haber 3016 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI