Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman / Savaşın Unutulmuş Kızları
11 Mayıs 2015 Pazartesi 11:00
yasar.karaduman@gmail.com
“Ünye’de yaşıyorduk, Bahçenin içinde iki katlı bir evimiz vardı. Annem ve babam iki erkek kardeşimi alarak gittiler. Bana: “Bekle seni almaya geleceğiz” dediler ama seksen yıl geçti halen gelmediler.”


Ermeni tehciri
Göç ettirme.
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın bir güvenlik önlemi olarak devlete isyan eden Ermenileri kritik noktalardan alıp başka yerlere nakletme olayıdır..
Osmanlı sınırları içinde huzur içinde yaşayan Ermeniler, yabancı devletlerin: “Size ayrı bir devlet kuracağız” şeklindeki vaatlerine kanarak ve onların kışkırtması üzerine bütün cephelerde savaş halinde olan İmparatorluğun zayıf anının yakalayarak içerde baş kaldırmışlar, isyan etmişlerdir.
Ermeni çeteciler köyleri basarak, erkekleri cephelerde savaşan insanları ve çocukları öldürmeleri üzerine, Osmanlı Meclisi aldığı bir kararla kritik noktalarda yaşayan Ermenileri birazda kendi güvenlikleri açısından daha güvenli bölgelere nakletmiştir. Buna Tehcir denmektedir.
Bu nakil sırasında bugün bile başımızı ağrıtan hoş olmayan olaylar meydana gelmiştir. “Tehcirde” komşuları ile huzur içinde yaşayan Ermeni vatandaşlarımız Ünye’de yaşadıkları yerlerden alınarak karadan Akkuş- Niksar üzerinden Sivas'a, deniz yolu ile de İmparatorluğun daha güvenli bölgelerine nakledilmişlerdir.

Bebekler Hasta ve
Küçük Kız Çocuklar Bırakıldılar.
Yolculuğa dayanamayacak kadar küçük olan bebekler ile hasta çocuklar Ünye'de bazı ailelere veya komşulara sonradan alınmak üzere emanet bırakıldılar. Bazıları da özellikle kız çocuklarını bilerek, bari onlar hayatta kalsın diye bıraktılar. Bu aileler bir daha geri dönemediler.
Ünye’de bu şekilde emanet bırakılmış çok sayıda kız çocuğu vardır. Onlar bırakıldıkları aileler tarafından tamamen Müslüman ve Türk kültürü ile yetiştirilmişler Müslüman olmuşlar, hacca gidenler olmuş, çocukları torunları olmuş yıllar içinde birçoğunun geçmişleri unutulmuştur, bugün torunları bile anneannelerinin veya babaannelerinin geçmişlerini bilmeyenler vardır.
Bu çocukların hikayeleri bazen çok acı ve hüzünlüdür. Ben bu iki toplumun çektiği acıları bir daha yaşanmasın diye araştırıp bularak yazmayı seviyorum.

“Ben Burada Mutluyum Anne”
Tehcirde Ünye’den Lübnan’a gönderilen bir aile yolara dayamaz diye küçük bebeğini burada bırakıp yola çıkar, oradan bir yolunu bulup Fransa’ya giden anne elli yıl sonra Fransa’dan bindiği bir gemi ile önce İstanbul’a oradan Ünye’ye gelir giderken iki yaşında bıraktığı kızını bulur. Ancak çocuk gelen giden olmayınca bırakılan aile tarafından
Müslüman olarak yetiştirilmiş, adı değiştirilmiş, evlenip çoluk çocuk sahibi olmuştur. Annesi onu alıp Fransa’ya götürmek ister, fakat elli yaşlarındaki kadın ,burada bir eşi ve çocukları olduğunu söyler “Ben burada mutluyum anne” diyerek gitmek istememiştir.
Fransa’dan gelen yaşlı anne kızını ve torunlarını öpüp kokladıktan sonra gözyaşları içinde eski komşularına ve Ünye’ye veda etmiş, limanda bekleyen vapurla İstanbul’a oradan da ülkesine geri dönmüştür.

Din Değiştirenler
Bunun dışında Ünye’de resmi olarak din değiştiren aileler de vardır. Tehcirden kurtulmak için bazı Ermeni aileler Müslüman olmuşlardır. Çok sayıda Ermeni din değiştirmek için başvurunca özel bir emirle din değiştirme yasaklanmıştır.
Ermeni Tehciri 1915 Mayısı'ndan 1916 Ekim ayına kadar yaklaşık bir buçuk yıl devam etmiştir. Ermenilerin soykırım günü diye nitelendirdikleri tarih, işte bu tehcir kararının alındığı 24 Nisan 1915 tarihidir.
Tehcirde komşulara bırakılmış Ermeni çocukları, oldukça fazladır. Bunların çoğu daha sonra yetimhanelere teslim edilmiştir. Bunlar sonradan Türk isimleri aldıkları için din değiştirdiklerine dair kayıtlar yalnız nüfus defterlerinde kalmıştır.
Bugün bu olayın üzerinden yüz yıl geçmiştir, ilk kuşak Ermeni çocuklardan Ünye’de hayatta hiç kimse kalmamıştır. İkinci ve üçüncü kuşak ise olayı tamamen unutmuş, kökenini araştıran birkaç meraklı insandan başka da bu olayı bilen yoktur.
Müslüman ailelere bırakılan bu çocuklar içlerinde iki dünyayı birden yaşamışlar, bazıları geçmişlerini unutamamış, içten içe özlem duymuşlardır.
Bunlardan birkaçının çocuklarını ve torunlarını bulup konuştuk, çok hazin öyküler anlattılar. Bunlardan biri:
-Babaannem yalnız kaldığında bazen kendini unutur, dalar, bilmediğimiz bir dilde şarkılar mırıldanırdı. “Sen ne söylüyorsun babaanne?” diye sorduğumda,
-Bunu bana küçük bir çocukken annem öğretmişti aklımda kalmış.. Bahçenin içinde iki katlı bir evimiz vardı. Annem ve babam iki erkek kardeşimi alarak gittiler. Bana ‘Bekle seni almaya geleceğiz’, dediler seksen yıl geçti hala gelmediler. Bu türkü annemim türküsüdür, onları özlediğim zaman bu türküyü söylerim”, diye ağlardı.




Bu Haber 2103 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI