Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman / TARİHİN SAKLADIĞI SIRLAR (7)
22 Haziran 2015 Pazartesi 00:59
yasar.karaduman@gmail.com
Sultan Deli İbrahim
Ve Boğulup Çuvalla Denize Atılan
280 Cariye

Sultan Dördüncü Murat 1640 Şubat ayında 28 yaşında öldü. Osmanlı topraklarında tütün ve alkolü yasaklamıştı fakat kendi aşırı derecede içerdi.
Bağdat seferinden dönüyordu, ağır hastaydı İstanbul’a varmadan, saraya tahtın tek varisi olan kardeşi Deli İbrahim’in boğdurulması emrini gönderdi,
Emir İstanbul’a ulaştığında annesi Kösem Sultan kendi iktidarının da gideceğini anladığından Dördüncü Murat’a “İbrahim’in boğdurulduğunu yazan sahte bir haber gönderdi. Haber eline ulaştığında, Dördüncü Murat son nefesini veriyordu.

Boğdurtma yerine
Kafes
O sıralar 24 yaşında olan İbrahim iki yaşından beri Kafes’te yaşamakta idi. Kafeste yaşamak, Osmanlıda kardeş katlinin önüne geçmek için getirilen bir önlemdi. Şehzadeler eskiden olduğu gibi boğdurulmuyor, taht sıraları gelene kadar Kafes denilen bir odada veya bazen küçük bir binada gözetim altında tutuluyorlardı.
Kafes, sarayda yüksek duvarların arkasında iki katlı bir bina olup, bir bahçesi ve duvarları vardı. Zemin katta hiç pencere yoktu. İkinci katta ise sadece denize bakan pencereler vardı. Buraya konulan şehzadeler ya bir süre sonra boğdurulur, ya da uzun yıllar hapis kaldıktan sonra tahta çıkartılırdı, dışarı çıkma yoktu, içeriye de sadece sağır ve dilsiz hizmetkarlar girebilirdi.
Buradaki şehzadenin küçük bir haremi vardı, hareme giren kızlarda bir daha dışarı çıkamazlardı. Rahimleri alınarak kısırlaştırılırdı, buna rağmen hamile kalan olursa da hemen boğdurulurdu.
Kafes sistemi, Birinci Ahmet tarafından bulunmuştu, ondan sonraki iki yüz yıl boyunca burada bazısı elli yıl kalan ve deliren şehzadeler olmuştur.

Kasap Sonunda Öldü
Deli İbrahim’in kafeste 22 yılını geçmişti, kendisini tahta çıkarmaya geldiklerinde artık delirmiş durumdaydı. Cariyeleriyle birlikte kapının arkasına barikat kurdu, direndi, sonunda başvezir Sultan Murat’ın cesedini Kafesin avlusuna kadar getirdi ve İbrahim’den pencereden bakmasını istedi. Cesedi gördükten sonradır ki İbrahim keyifle dışarı çıktı, ağabeyinin cesedinin etrafında “Kasap sonunda öldü” diyerek zıplayarak dans etti.

İktidara geçtikten sonra da İbrahim Osmanlı sultanlarının en ahlaksızı olduğunu yazar tarihçiler. Şehvet düşkünlüğü, iktidarsızlığı, ayyaşlığı ve yaptığı çılgınlıklar dillere destan olmuştur. Hanedanın geleceği ile ilgili Validesi Kösem Sultan kendisine yeni kızlar bulmaktadır, çünkü İbrahim’in henüz erkek evladı yoktur, erkek evlat olmaz ise Osmanlı Hanedanı biter.

Sultan Deli İbrahim (1615 – 1648)
Sakalına inciler dizdirmiştir. Akamber kokusuna bayılır. Sakalını, kaftanlarını hatta perdelerini sürekli bu kokuya bulatır. Kedilere samur kürk giydirir. Sekiz yıllık iktidarının tam ortasında yaptığı bir şey vardır ki korkunçtur. Olay cariyelerden birinin bir adamla birlikte olduğu dedikodusunun çıkması üzerine başlar, hiçbir ayrıntı ve delil yoktur, hiç olmamışta olabilir, harem ağaları zaten hepsi hadımdır, yani üreme organları alınmıştır. Ancak Sultan buna inanıyor ve birçok kıza işkence yapılarak soruşturuluyor.
Suçlu bulunamayınca tüm haremdeki kızlara ceza çıkıyor. Ancak cezanın büyüklüğü tahminlerinin çok ötesinde ve korkunç.

280 Cariyeye Denize Atma Cezası
Osmanlıda, boğarak öldürme cezası, erkekler için yapılırdı, bu ceza kadınlar için bir çuvala koyulup taş bağlanarak denize atma şeklinde uygulanıyordu.
Deli İbrahim saraydaki 280 cariyenin ayağına taş bağlanarak suda boğulmasına karar verdi.
Haremin kadınları canlı olarak tek tek birer çuvala konup çuvalın ağzı kapatılıp, ayaklarına taş bağlandıktan sonra bir tekneye konuluyor denizin ortasına götürüldükten sonra 280 çuval denize atılıyor.
İşlerinden bir tanesi çuvalın ağzı sıkı bağlanmadığı için suyun içinde çuvaldan çıkıyor ve Fransa’ya gitmekte olan bir tekne tarafından sudan çıkartılıyor. Katliamın tüm teferruatını gemidekilere anlatıyor, dedikodu İstanbul ve Avrupa’da yayılıyor.
Bunu incelemek için İstanbul’daki dalgıçlardan birini boğazın söylenen bölgesinde suya indiriyorlar, dalgıç dışarı çıkınca aşağıda çok sayıda dikine duran çuvallar olduğunu söylüyor.
Bu delille birlikte sultan’a düşman olan müftü şeyhülislamı ve yeniçerileri harekete geçirir. Sultan’ın yedi yaşında oğlu Mehmet hazırda veliaht olarak bulunmaktadır. Padişah yağma ve zulümle Osmanlı dünyasını perişan etti. Hazine harcamalara ve savurganlığa yetmiyor, halk perişan suçlamaları ile
Kösem Sultan padişahın azledilip, yedi yaşındaki şehzadenin başa geçirilmesine razı olur..
Yeniçeriler, verilen kararı İbrahim’e açıklarlar. İbrahim kararı sükunetle karşılar, yapabileceği başka bir şey olmadığından yıllarca yaşamış olduğu kafese geri gönderilir.
Bu yeterli değildir. Eski padişahın katlinin vacip olduğuna dair karar alırlar, kapısına geldiklerinde yine kendisini iktidara götüreceklerini sandığından hiçbir direniş göstermez. Ama bu defa bu defa gelenler Sultan İbrahim’i yağlı kementle boğarlar.

Kösem Sultan’ın Boğdurulması
Kösem Sultanda aynı akıbete uğrayacaktır. Ülkenin ekonomik ve siyasi durumu berbattır, hazine bitmiştir, Girit’te Venediklilerle bir türlü bitmeyen savaş çok yüksek maliyet getirmektedir. Yani iş artık sadece Deli İbrahim’in boğulmasıyla bitmeyecektir, Kösem Sultanın da ortadan kalkması gerekmektedir.
Cellatlar onu boğmaya geldiklerinde küçük bir odaya saklanır. Saray çapında bir arama yapılınca dört sultanın anası altmış iki yaşındaki Kösem Sultan sandıktaki kirli çamaşırların altında bulunur, sürüklenerek çıkartılır, yüzük, küpe, gerdanlık ve takıları üzerinden alınır, elbiseleri yırtılır, ayaklarından sürüklenerek dış kapılardan birine çıkartılır, bir perde ipiyle boğulurken cellatlarıyla boğuşur, burnundan ve kulaklarından akan kan cellatların üzerlerine elbiselerine sıçrar.

Sultan İbrahim bu günkü tıbba göre Psiko-Nevroz idi. Bu hastalığa müptelâ olanlar kadınlara çok düşkün olurlar, işi sapıklığa kadar götürürlermiş..
Koskoca Osmanlı İmparatorluğu Deli İbrahim ve Kösem Sultan’la uğraştığı 1640 yıllarında İtalyan fizikçi Toricelli barometreyi, Fransız matematikçi Pascal ilk mekanik hesap makinesini icat etmiştir.

Gelecek Hafta:
Padişahların Tılsımlı Gömlekleri

Kaynaklar:
Osmanlı Araştırmaları
Halit Durucan
Rahmi Turan, Padişah Anaları
Alıntı yapılmıştır.


Bu Haber 2874 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI