Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman / TARİHİN SAKLADIĞI SIRLAR (9)
6 Temmuz 2015 Pazartesi 10:17
Osmanlıda Ramazan
İslam’ın beş şartından biri olan oruç, Hz Peygamberin Mekke’den Medine’ye göç etmesinden bir buçuk sene sonra Şaban ayının onuncu günü Ramazan ayında tutulmak üzere farz kılınmıştır.


Ramazan ayı Kuran'ın indirilmeğe başlandığı aydır. Oruç, istirahat’ta olmak anlamına gelir. Oruç ile insan, yemekten, içmekten, uzak kaldığından vücut istirahata çekilir.
Ramazan ayı ise Arapça olarak Ramadan diye okunmaktadır, o nedenle Avrupalılar “Ramadan” derler. Hicri takvime göre yılın dokuzuncu ayıdır. İslamiyet’te Ramazan kutsal kabul edilir. Bu ayda Kuran indirilmeye başlanmış ve oruç tutmak farz kılınmıştır.
"O Ramazan ayı ki irşad için, Kuran onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. (Bakara suresi 185. ayet)

Ramazan ne demektir
“Ramaz” kelimesi güneşin sıcaklığının şiddetinden bir yerin kızmasıdır, böyle kızgın yere “Ramda” denir. “Ramazan” “Ramda” mastarından türemiş “yanmak” manasına gelir. Bu aya “Ramazan” denmesinin bir sebebi de bu ayın günahları yaktığıdır. (Kaynak: Müteseffir (tefsirci) Elmalılı Hamdi Yazır)
Bu günkü yazımızda Ramazanın ilk haftasını geride bıraktığımız şu günlerde Osmanlı Devletinde Ramazan’ın nasıl geçtiğine bakacağız

Osmanlı Sarayında Ramazan
Ramazan yaklaştığında devlet önemli hazırlıklara başlardı. Yaşanacak bir sıkıntı aynı zamanda halife olan Osmanlı padişahının otoritesini zedeleyebileceği için her şeye dikkat edilirdi
Osmanlı İmparatorluğunda Ramazan’ın faturası devlete ağır olmuştur.. Maksadını aşan ve bazen gösterişe dönen iftar davetlerinin masraflarından Osmanlı Devleti’nin bu işe bakan vezirleri bile perişan olmuşlardı.
Ramazan ayı geldiğinde yapılan faaliyetler vardı. Bunların en önemlilerinden biri veziriazamın, yani başbakanın iftar davetleriydi. Başvezir ve diğer üst düzey devlet adamları, Ramazan’ın ilk haftasından itibaren âlimleri, bürokratları ve askerin ileri gelenlerini protokol kurallarına göre iftara davet ederlerdi.
Davetlere ilk çağrılanlar âlimlerdi. Ramazan’ın dördüncü gününde padişahlar tarafından yaptırılmış olan camilerin şeyhleri, beşinci gününde şeyhülislam, altıncı gününde Rumeli ve Anadolu kazaskerleriyle, Peygamberimizin soyundan gelenlerin kayıtlarını tutan nakibüleşraf davete katılırdı..
Sultan İkinci Abdülhamit askerleri ve öğrencileri Yıldız Sarayı’nda iftara davet ederdi. Padişahın Ramazan dolayısıyla tertiplemiş olduğu iftar yemeğine katılan subay ve askerlere ayrıca para da verilirdi.
Ramazan ayında herkesin mutfak masraflarında artış olurdu. Ancak en büyük artış devletin mutfağındaydı. Kanuni Sultan Süleyman, İkinci Selim ve Üçüncü Murat dönemlerinde 1564 ile 1579 yılları arasında 15 yıl veziriazamlık yapan Sokullu Mehmet Paşa iftar ziyafetlerinin büyük bir yük getirdiğini fark etti, ancak bir çare de bulamadı. (Kaynak Prof. Dr. Erhan Afyoncu)

Ramazanın Başlangıcı
Nasıl Bilinirdi?
Osmanlı Ramazan’ın ne zaman başlayıp biteceği şimdiki gibi aylar öncesinden bilimezdi.
Astronomi ve teknoloji bugünkü kadar gelişmediğinden Ramazan’ın başlangıcı için insanlar açık yerlerde gökyüzüne takip ederek yeni ayın doğuşunu beklerlerdi.
Ramazan ayının başlangıç ve bitişini, Kadir gecesinin ne zaman olduğunu tespit etmek İstanbul Kadısı’nın göreviydi. Onun görevlendirdiği insanlar özellikle minarelerden hilali gözetlerlerdi. Hilali (Ayın doğuş şekli) gördüklerinde kadının huzurunda mahkeme kurulurdu. Ramazan’ın başlangıcı bu şekilde tespit edilir, durum padişaha bildirilir, Padişahın onayından sonra Ramazan’ın başladığı minarelerde kandillerin yakılması halka duyurulurdu.

Ramazan Yasakları
Ramazan ayı başlamadan birkaç gün önce bazı kurallar konulurdu. Tembihname adıyla duyurulan bu kurallar 19cu Yüzyılın ilk çeyreğinde ortaya çıkmıştı.
Halka tembihi imamlar yapardı. Akşam ezanına yakın bekçiler: "Tembih var akşam camiye buyurun" diye yüksek sesle bağırarak mahalleyi dolaşır, herkese haber verirlerdi. Tembihin ana maddeleri şöyleydi:
Camiler
"Padişahımızın camilere teşrif buyuracağı umulduğundan, herkesin edep dahilinde hareket edeceğinden şüphe etmiyoruz.. Geceleri caddelerde iskemle ile sokak ortalarında, halkın gidip gelmelerine mani olacak şekilde oturmak yasaktır.
Kurallara uyula!..
Arabalar arasında dolaşıp arabalı ve arabasız gelen geçen kadınlara terbiyeye aykırı hareket edenler cezalandırılacaklardır.
Dini vazifeleri yapmak, vaazlarda bulunmak isteyen kadınlar için Sultanahmet ve Şehzadebaşı camileri ayrılmış olduğundan kadınlar bu camilerden başka büyük camilere gitmekten menedilmişlerdir.
Alışveriş
Kadınlar eşya almak için çarşı içinde, dükkan ve mağazalarda içeri girip alışveriş edemeyecekler, alacağı ne ise bunu satan dükkanların önünde edebi ile durup istediği şeyi isteyecek, aldıktan sonra hemen evine dönecektir.
Sokaklarda gezme tembihi
Herkesin her vakit, hele Ramazan ayında camilere giderek cemaatle ibadet etmeleri gereklidir.. Geceleri kimse sokaklarda fenersiz gezmeyecek, fenersiz tutulanlar cezalandırılacaklardır, saat on birden sonra sokaklarda kadın kalmayacaktır.

Ramazanda Ekmek Çok önemliydi.
Ramazanın yaklaşmasıyla birlikte halkta bir kıpırdanma başlar, Ramazanlık gıdalar hazırlanır, iftariyelik zeytin, peynir çeşitleri tedarik edilirdi.
Ekmeğe, Osmanlı döneminde de büyük bir önem verilmiştir. Üretilecek ekmeğin gramına hatta tuz miktarına da padişah karar verirdi. Ekmek pişirildikten sonra padişahın testinden geçerdi. Ekmeğin kaliteli ve tadının çok güzel olması gerekirdi. Ekmek kızarmamış, tam pişmemiş veya gramajı düşük olmuşsa fırıncı ağır cezalara çarptırılırdı

Kaynaklar:
Doç. Dr. Erhan Afyoncu
Necati Döğüş, Arşiv Belgeleri Işığında XIX. Yüzyılda Dini Bayramlar.
Özdemir Nutku, "Bayram: Osmanlılar Dönemi",
Tarih Plartformu-History Platform,
Alıntı yapılmıştır.

Gelecek Hafta:
Osmanlının Zarif Bir Yardımlaşma Şekli
SADAKA TAŞLARI


Bu Haber 1137 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI