Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman / TARİHİN SAKLADIĞI SIRLAR (10)
13 Temmuz 2015 Pazartesi 09:33
yasar.karaduman@gmail.com
Osmanlının Zarif bir yardım şekli
Sadaka Taşları
Sadaka Taşları, gönül kırmadan yapılan bir yardım şeklidir..
“Sadakaları gizli verirseniz daha hayırlıdır ve günahlarınızın çoğunun bağışlanmasına sebep olur.”(Bakara suresi 271)


Arapça doğruluk anlamına gelen “sıdk” kelimesinin çoğulu olan “sadaka”, İslam anlayışında yapılan yardım anlamına gelir, fakirlere gönülden verilen bağış anlamında da kullanılır. Sadaka Yahudilikte ve Hristiyanlıkta da vardır ve onlarda da aynı anlama gelir.
Bugün “dilenciye para vermek” şeklinde bilinen ve anlamını yitiren sadaka, kültürümüzde muhtaç olana yapılan her türlü iyilik anlamına gelir. Yiyecek, içecek, para, bir tebessüm, bir güzel söz, biri için zaman harcamak, bilmeyene öğretmek, yetime yardım etmek ve insanlara selam vermek de bir sadakadır.

Sadaka Taşları
Sadaka taşları yıllar içinde unutulmuş günümüze ulaşmamışlardır, görenler neye yaradıklarını bilmezler, ama hikayesi günümüze kadar gelmiştir..

Yardımlaşmaya önem veren atalarımız, gösteriş ve kibir karışmasın diye çeşitli yöntemler uygulamışlardır. Sadaka Taşları da yöntemlerden biridir.
Yardıma muhtaç olanların eziklik hissetmemesi için belirli yerlere sadaka taşları koyarak, alanın da verenin de birbirini bilmemesi görmemesine önem vermişlerdir..
Bugün yapılan gösterişli ve masraflı iftar davetleri ve tarihimizde uygulaması bulunmayan garip ve onur kırıcı iftar çadırları yanında atalarımızın bu yardımlaşma usulü çok ince, çok zariftir..

Osmanlıda Neden
İftar Çadırları Yoktu?
Osmanlının aklı mı yoktu da iftar çadırları yapmamıştır hiç düşündünüz mü?
Çünkü onlar bir avuç yemek için zavallı insanları saatlerce kuyrukta bekletmeyecek kadar asil idiler. Onlar aş evleri yapmış ihtiyaç sahipleri buralara gelerek yardımlarını almışlardır.
Bu çadırlarda gerçek ihtiyaç sahiplerini bulamazsınız, her gün aynı insanlar gelirdi, içlerinde hali vakti yerinde olanlar da vardır.
Bu yazı geçen yıllarda yazıldığı için o günlerde iftar çadırları çoktu ve bütün çirkinliği ile devam ediyordu.
Günümüzde bazı belediyeler iftar çadırı usulünü kaldırıp, yemeği ihtiyacı olanı tespit edip evine götürmekte veya kapalı yerlerde masaya servis ederek vermektedirler, böylece yardıma muhtaç insanlar, saatlerce çadır önünde kuyrukta bekletilmekten kurtarılmışlardır.

Sadaka taşları
nasıl kullanılırdı?
Fakirliğini ve derdini kimseye anlatmak istemeyenler ihtiyacı olunca sadaka taşına konulan yardımı alır, kalanını geri kor ve sadaka veren meçhul sadakacıya dua ederdi.
Osmanlı paylaşmaya, yardıma çok önem vermiş ve bunun için imaretler, hanlar, hamamlar, şifahaneler, aş evleri ve sadaka taşları yapmıştı bu yetmezmiş gibi hayvanlar da düşünülmüştü, sokak hayvanlarına barınak, kuş evleri, sulaklar, yalaklar ve çeşmeler hayvanların da su içebilmesi için yerler yapılırdı. Her çeşmenin yanına muhakkak hayvanların su içeceği bir yer vardı. Fakirlere kimsesizlere yetimlere değer verilir, korunur kollanırdı.

Sadaka Taşları
Nerelerde Olurdu?
Sadaka Taşları farklı boylarda, genellikle beyaz renkli taştan silindir ve dört köşe şeklinde, bir kısmı ise havuz, kovuk, ve yatay bazen de oyuklar şeklinde olurdu. Gelenler elini sokar bırakır, alanlar elini sokar alırdı.
Genelde her sokağın girişinde, her cami avlusunda ve mezarlıklarda bulunurdu. “Zekât Taşı”, “Zekat Kuyusu”, “Hacet Taşı”, “Hayrat Deliği” gibi isimlerde verilmiştir.
Silindir ve dört köşe taşlar toprağa dikine gömülürdü, 60-90-140 ve 2 metre boylarında olanları vardı, tepeleri dikdörtgen veya taşına göre yuvarlak 10-15 cm. derinlikte oyuktu yardımlar bu oyuğa konulurdu. Yüksek taşların önünde uzanabilmek için basamak taşları vardı.
Bulunduğu yerler, ihtiyaca göre genelde gözden ve kalabalıktan uzak tenha köşelerde, cami avlularında, türbelerin köşelerinde, mezarlıklarda olurdu. Bir semtin fakirleri için konulmuş bağışlara diğer bir semtin fakirleri dokunmazlardı, ayrıca ihtiyaç sahipleri, taşta birikenlerden sadece ihtiyacı kadarını alır, diğerlerini başka ihtiyaç sahiplerine bırakırdı.
Bu taşlara genelde madeni paralar bırakılırdı, paranın dışında giyim eşyası ve yiyecek de konurdu, yardımlar daha çok geceleri bırakılır ve sabaha karşı alınırdı.
Sadaka taşları bugün unutulmuşlardır, yıllar içerisinde kullanılmadığı için neye yaradıkları çoğu kişi tarafından bilinmez. Çok azı günümüze ulaşmış ama hikayesi kaybolmamıştır...

Cellat Mezarlığında Çok Vardı
İstanbul Eyüp semti çevresi mezarlıklarında çeşitli zamanlarda yaptığım araştırmalar sırasında bu taşlara çok rastladım. En büyük sadaka taşları bir buçuk metre boyunda dikdörtgen ve üstü 15-20 cm. kadar oyuk bir şekilde Eyüp, Piyer Loti, Karyağdı Bayırı'nda cellat mezarlığında cellat mezar taşlarının arasında vardı.
Bunları “Cellat Mezarlığı” adlı çalışmam sırasında görmüş, bu taşların ne işe yaradığını anlayamamış ve cellat mezarlığına bol miktarda bulunmasına da anlam verememiştim. Sonraları Sadaka Taşlarını da Cellat Mezartaşları gibi incelediğimde bazı şeyleri daha iyi anladım.
Müslüman halkın can alan cellatları kendi mezarlığına gömülmesini kabul etmemiş mezarlıklarını ayırmıştı. Bu nedenle İstanbul’da birçok yerde cellat mezarlıkları vardı, bunlardan en önemlileri Eyüp semtindeydi. Eyüp semti sırtlarında bu taşlara rastladığımda bu unutulmuş korkunç ve ürkütücü mezarlığın ve garip isimsiz mezar taşlarının ne işe yaradığını bulmak için epey uğraşmıştım. Sadaka taşları buraya sıkıntıya düşen cellatlar ve yakınları için konulmuştu. Toplumdan dışlanmış bu insanların başka yardım alabilecek yerleri yoktu.

Gelecek Hafta: Kanuninin oğlu Şehzade Mehmet’in
Mezarının üzerindeki padişah tahtının sırrı

Kaynaklar:
Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver, “Sadaka Taşları”,
Hayat Tarih Mecmuası,
Yard. Doç. Dr. Hasan ÖZÖNDER

.


Bu Haber 1983 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI