Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
“Benden selam söyle Ünye’ye..
28 Nisan 2009 Salı 09:40
Geldiklerinde büyük kış olmuştu..

Mübadele..


85 yıl önce yaşanmış bir acının adı.


Yunanistan’la Türkiye arasında yapılan insan değişimi.


Kurtuluş Savaşı, Mustafa Kemal ve Türk Ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştı..


Meclis açılmış, yeni cumhuriyet yaralarını sarmaya çalışıyordu.


Yeni cumhuriyetin en çok başını ağrıtan sorun Yunanistan’la yapılan insan değişimi, yani mübadele olmuştur.


Kurtuluş savaşından sonra çok sayıda Rum Anadolu’dan kendiliğinden Yunanistan’a gitmiş, Yunanistan bu yükün altında ezilmeye başlamıştı, Milletler Cemiyeti’nden 350 bin Türkün Anadolu’ya nakledilmesini istedi… Buna karşılık Türkiye açısından da Mübadele zorunlu hale gelmişti. Yunanistan sistemli olarak Türkleri yok etme siyaseti izliyordu.


Lozan da 30 Ocak 1923 tarihinde anlaşma imzalandı.  Vapurla insanlar getiriyor, insanlar götürüyordu. Her iki tarafta da bir facia yaşanıyordu. İnsanlar evlerinden doğdukları topraklardan koparılıp bilmedikleri yerlere gönderiliyorlardı.


Gelenler Karadeniz’de Sinop Samsun Ünye Ordu Giresun gibi limanlara çıkarıldılar. Samsun ve Ordu’da yığılma olduğu zaman çıkarma Ünye’ye yapılıyordu.


Türkiye'den 1.200 bin Rum Yunanistan'dan da 600 bin Müslüman Türk doğup büyüdükleri, âşık olup evlendikleri, yakınlarını gömdükleri topraklardan sökülüp atılmıştı


İlk  sevkiyat Yunanistan’dan 1923 Kasım ayı sonlarında başlamıştı..


Aralık ortalarında Reşitpaşa vapuru ile Ünye’ye gelen 1047 kişi, yoğun kar yağışı altında limana demirleyen vapurdan mavnalarla karaya çıkarıldılar. Ünye ve havalisinde yıllardan beri görülmemiş bir kış yaşanıyordu. Barınma ve yemek işlerinde sorunlar çıkmıştı. Ünye’ye çıkarılan göçmenler, şehir içinde barınacak yer olmaması nedeniyle çok acil gidecekleri köylere ve iç kesimlere sevk ediliyorlardı.


Göçmenler Samsun ve Ordu limanlarında büyük yığılmalar yaşandığı, Akkuş ve Niksar’a ulaşımın daha kolay olması nedeni ile Ünye’ye boşaltılıyordu. Günlerdir yağan kar ve fırtına tüm köylere giden yolları kapatmıştı. Ünye içinde dahi dolaşmak imkansızdı.


İki hafta üst üste Ünye’ye boşaltılan Selanikli 801 mübadil 150 hayvan, Dramalı 854mübadil 92 hayvan 10 araba gitmeleri gereken Terme, çevre köyler ve Akkuş yolunun kardan kapalı olması nedeni ile yollar açılıncaya kadar Çınar ağacının etrafına kurtulan çadırlarda kaldılar. Ünye halkı bu insanlara evlerinden yemek taşıdı.


Peşinden İnönü vapurunun Samsun’a boşaltması gereken 1250 kişi de Ünye’ye çıkarılınca tam bir felaket yaşandı. Kayıtlar doğru dürüst tutulamadı, kimin nereye verildiği tam olarak yazılamadı, gelenler, bir an önce kendi başlarının çaresine bakmak için şehir içinde ve civar köylerde, beş yıl önce Ermeni tehcirinde boş kalan evlere ve giden Rumların evlerine rast gele işgal ederek yerleştiler. Gelenlerin normal işleme göre, nereden geldiği ve nereye yerleştirildiği yazılıyor, kendilerine göçmen olduklarına dair bir de kimlik veriliyordu. Genel de Ünye’ye gelecek olanların yerleştirileceği yerler tespit edilmiş ve verilecek arazi ayrılmıştı. Samsun’a çıkacakken yoğunluk nedeni ile Ünye’ye indirilen ve Samsun’daki listeye göre Bafra ve Alaçam bölgelerine gidecekler, soğuktan donmamak için kendi başlarına, boş buldukları evlere ve köylere dağılınca her şey birdenbire karıştı. Daha sonra bunların işgal ettikleri yerlere yerleştirilecek asıl kafile gelince birbirlerini öldürmeye kalktılar.


Ünye’ye resmi kayıtlı olarak gelen ilk kafile mübadiller Rumların terk ettiği Yılmazlar Mahallesindeki evlere yerleştirildiler. Bunlar uzun yıllar, göçmen veya muhacir veya macir denildi. Sonra geçen zaman içinde unutuldular ve çoğunlukla kendilerini sakladılar.


Gelenler geldikleri yerlerden hiçbir yenilik getirmediler, hepsi fakir ve küçük çiftçilerdi.. Toprakları verimsizdi, Türkiye onların için bir cennet olmuştu, tek dertleri doğup büyüdükleri toprakları bırakmış olmaları idi.


Gidenler yani Rumlar, Ünye’de el sanatlarını, elinde bulunduran esnaftı. Ayakkabıcı, fırıncı, nalbant, bakkal, tüccar, demirci, terzi, idiler. Gittikleri zaman Ünye birden çöktü gelenler bu meslekleri öğrenene kadar tam beş yıl geçti, bu zaman içersinde Sivas Tokat ve Niksar’dan Ermeni meslek erbapları Ünye’ye getirildiler.


Gidenler Ünye’yi terk etmekte  daha çok zorlandılar, daha çok acı çektiler..Aralık ayında Reşit Paşa Vapurunun  gelenleri boşalttıktan sonra aldığı Rumlar vapura binmek için  ellerindeki küçük denkleri ile günlerce  iskelede kar altında beklediler.


Eleni sabahtan beri iki kızı Sofia ve Maria ve birazcık eşyaları ile iskelede vapura binmek için bekliyorlardı. Ağlıyorlardı, Sofia yedi Maria dokuz yaşlarında idi. Babaları iki yıl önce ölmüştü. Yoğun bir kar yağışı vardı. Maria Sofia’ya dönerek:


-Sofi, bebeklerimizi valize koydun değil mi dedi..


-Koymadım, onları merdiven altına sakladım, biz dönene kadar evimizi beklesinler diye dedi.


Oysa bir daha dönemeyeceklerdi. Yeni bir vatanda yeni bir hayatları olacaktı..


Ağlayarak  bindikleri vapur fener burnunu dönerken Maria elindeki beyaz mendilini salladı  “Allahaısmarladık Oine beni bekle” dedi ve boşluğa bıraktı..


Sofi ve Mari ayrıldıkları bu şehre yetmiş yıl sonra ziyarete geldiler. Doğru evlerine gittiler, evleri yıkık ve oturulmaz haldeydi.. Sofi  bebeğini sakladığı merdiven altına gitti, bez bebek tozun toprağın içinde duruyordu, aldı ona sarıldı tozunu toprağını öptü öptü..


YAŞAR KARADUMAN


ÜNYE TARİH ARAŞTIRMALARI GRUBU


“Bu dosyanın bir bölümü, yazarın “Maria’nın Beyaz Mendili” adlı hikayesinden alınmıştır.”



Bu Haber 3284 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Hikaye Tarih : 17 Temmuz 2012 / Pazar Üye Adı :objektif
Yazıyı yazan şahsiyetin zoruna gitmiş ellağm has türklerin gelmesi.Ünye rum lar boşaltıldığında yerlerine gelen türkler o kış ayında niye çadırda bekletiyor .Rumlardan boşalan yerler varken.Ben sana anlatayım.Giresun-ordu, ünye başta olmak üzere çoğu yöre kabullenememiş en başında, yabancı görmüşler ve rumlar boşalınca rumlardan kalan evleri araziyi yağmalama başlamışlar,hatta çökemedikleri yerleride yeni gelen Müslüman-Türk ler bari almasın oturmasın hesabı yakmışlar özellikle .Fesatlığı anlayabiliyorsun demi yazar!!!!!!!!!!Gelenlere fakir bişey bilmiyorlar demişsin.Adam apar topar yola çıkmış sana 100 dönüm arazsisiylemi gelecekti!!!!!!!!!! Gelen Müslüman-Türk ailelerin kültürü Anadolu insanın çok çok üstündeydi..Hepsi büyük çiftçiydi.Gelenlerin çogu vardar ovasından ve diğer geniş ve verimli ovalardan gelmişler.Sebze ve meyve tarım onlar için işten ziyade yaşam tarzıyken bu yazıyı yazan sen acaba ünyede ne yiyordun..Anadolu kaç yılında sebzeyle tanıştı.Kırsalda buğday,sahilde mısır...Zaten ünyede kalmamışlar ne işimiz var bu dağlarda deyin kendileri yola çıkmışlar.Gelenler , burada olanlardan çok daha kibar çok daha iyi niyetli insanlardı...İnsanların dünyası kararmış o vaziyette yeni hayat kurmaya çalışıyorlar bi düşün o insanı gözünün önüne getir yazar!!!!! muhacirlerin gelmesi emin ol anadoluda yemek,temizlik,dürüstlük yönünden çok güzel etkiledi.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI