Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman/ TARİHİN SAKLADIĞI SIRLAR (16) /Tarih bazen aşkları da yazar..
24 2015 Pazartesi 08:50
yasar.karaduman@gmail.com
Ay ve güneşe saklanan sır
Mimar Sinan Edirnekapı camisinde karşılıksız sevginin acısını, yalnızlığı, elli yaşındaki söz geçiremediğini kırık bir kalbi anlatmak istemiştir.


Tarih dediğimizde ilk akla gelen savaş, kan ve ölümdür.
Tarih hep savaşları mı anlatır?
Hayır.
Tarih bazen aşkları da yazar.
Tarih kitapları savaşlar, barışlar, ihanetler, işgal, kan, gözyaşı, binlerce ölü ve yaralı, kaybedilen ordular ve kaybedilen topraklarlar ile doludur.
Oysa bu kadar karmaşanın içinde yaşanmış güzel şeylerde vardır.
Bunlardan biri de Mimar Sinan’ın Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultanın duyduğu büyük aşktır.

Bu çok bilinmeyen hikaye Mimar Sinan’ın, Mihrimah Sultan’a olan karşılıksız aşkını anlatır.. Mihrimah Sultan on altı, Sinan elli yaşında idi. Mihrimah Sultan, bazı özellikleri olan bir padişah kızıdır. 1522 yılında Topkapı Sarayı’nda dünyaya gelmiş ve çok iyi bir eğitim görmüştü. Sultan Süleyman’ın dokuz çocuğundan biriydi.
Mihrimah babası tarafından bir erkek gibi yetiştirilmişti. Babası ile seferlere katılır, savaş planları yapardı.
Mimar Sinan, Mihrimah Sultanı ilk defa Karaboğdan (Romanya) seferi dönüşü Prut nehri geçilirken gördü.
Osmanlı ordusu Boğdan (bugünkü Moldovya) seferinden dönüyordu önlerine Prut nehri çıktı nehri geçmek için üstüne bir köprü yapmak gerekiyordu. Yapılan köprüler bir türlü tutmuyor, zaman ilerliyor ordu olduğu yerde tehlikelere açık çakılı kalmıştı.
Sinan henüz orduda teknik bir elemandı ve evli idi. İlk eşi vefat etmiş, ikinci eşini de sevmeyerek almıştı. Haftalarca Prut Nehri'ni bir türlü geçemeyen Osmanlı ordusunda bütün mimarlar seferber olmuş ancak bir türlü beklenen köprü yapılamamıştı.

“Ya deli olmak gerekir ya âşık…”
Mimar Sinan’ı Kanuni’nin huzuruna getirirler 13 günde bu köprüyü yapacağını söyler. Kanuni güler. Mimar Sinan kendisine güvenmelerini söyler, Mihrimah babasının yanında beyaz savaş kıyafeti ile oturmakta ve dikkatle dinlemektedir. Sinan ise gözlerini Mihrimah'tan alamıyordu.
Tam on üç gün sonra köprü biter ve ordu karşıya geçer. Sinan bunun üzerine Kanuni tarafından baş mimar tayin edilir.
Kızını evlendirmek için aday arayan Kanuni'ye damat olarak Mimar Sinan ve Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa aday olur. Ama Hürrem Sultan kızını Rüstem Paşa ile evlendirir.
“Senin İçin Öyle Eserler yapacağım ki
Mihrimah Sultan denildiğinde akla
Mimar Sinan gelecek.”
Prut savaşını yazan tarih işte bu kez savaşların ortasında bu hüzünlü aşk hikâyesini de yazar ve hikâye bu güne kadar ulaşır.
Mihrimah Sultan’ın bitli Rüstem Paşa ile evlendirilmesine bir türlü tahammül edemeyen Koca Sinan yemeden içmeden kesilmiş ve çökmüştür.
Şöyle der: "Bu dünyada sen bana yar olmadın ama, senin adına öyle eserler yapacağım ki Mihrimah Sultan dendiğinde akla Mimar Sinan gelecek.”
Mimar Sinan, Mihrimah Sultan’a olan sevgisini İstanbul’da yaptığı Edirnekapı ve Üsküdar Mihrimah Sultan Camilerinde gösterir. Camilerden ilki Üsküdar Mihrimah Sultan camisidir, Üsküdar iskelesinin karşısındadır, cami bitince Sultan’a gezdirilir, sultan çok şey söylemez ve “Biraz karanlık olmuş.” Der, gerçekten Üsküdar Camisinin içi gündüz biraz karanlıktır.
Ay ve Güneşe Saklanan
Doğum Günü Hediyesi
Bunu beğenmeme olarak algılayan Sinan üzülür ve Edirnekapı’da bir tepenin üzerine ikinci bir cami daha yapar. Öyle güzel bir cami yapar ki İstanbul camilerinin içinde en çok penceresi olan ve en aydınlık camidir.
Ancak mimar camiyi yaparken buraya bir sır gizlemiştir.
Bu camiye gittiğim her seferde pencerelerden sızan renkli ışıklara baktıkça Mimar Sinan’ın karşılıksız sevgisine saygı ve hayranlık duyarım.
Elli yaşında bir adamın on yedi yaşında birine aşık olmasını, duygularını, acılarını anlamaya çalışırım. Bu acının verdiği güçle meydana getirilmiş muhteşem bir eser ve camlardan süzülen rengârenk ışıklar ve yüksek kubbesi ile aydınlık bu camiyi görünce, Mihrimah Sultan hayranlığını gizleyememiştir.
Ancak bu camide bir sır gizlidir.
Sinan Edirnekapı’daki camiyi yaparken Mihrimah Sultan’a bir sürpriz tasarlamış ve bir tabiat olayını Üsküdar ve Edirnekapı camileri arasına gizleyerek Sultana bir doğum günü hediyesi olarak sunmuştur.
Mihrimah Sultan henüz, bu gizli sırrı bilmemektedir. Üsküdar’daki cami iki minarelidir. Mimar Edirnekapı camiyi tek minareli yapmıştır.
Osmanlıda kurallara göre sultanlar, sultan eşleri, kızları, şehzadeler ve annelerinin camileri iki minareli olurlardı.. Bun”a göre
Mimar Sinan Edirnekapı camisini de iki minareli yapması gerekirdi. Ama tek minareli yaptı. Bunun anlamı bir gönül yarasının ifadesi idi.
Sultan kızı iki cami arasındaki sırrı öğrendiği zaman ise gözyaşlarını tutamamıştır.
Bu olay, Mihrimah Sultan’ın doğum günü olan 21 Mart akşamı kendisine gösterilmiş ellerini yüzüne kapamış, hıçkırarak ağlamıştır.
Mimar Sinan Edirnekapı camisinde karşılıksız sevginin acısını, yalnızlığı, elli yaşındaki kalbine söz geçiremediğini ve kırık bir kalbi anlatmak istemiştir.

İki cami arasındaki sır neydi?
Peki, bu iki cami arasında saklanan sır neydi?
Mimar Sinan yaptığı çok ince bir hesapla camiyi ve minareyi öyle bir eksene oturtmuştu ki Edirnekapı Camisi’nin tek minaresinin ucundan güneş batarken aynı anda Üsküdar’daki Mihrimah Sultan camisinin iki minaresi arasından dolunay doğuyordu. Ve bu olay yılda bir defa 21 Martta meydana gelmekte idi. En büyük sır ise 21 Martta gizliydi 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günü idi.
Bir sürpriz daha vardı, Mihrimah Sultan’ın adının anlamı Farsça’da “Mihr” güneş, “mah” ay olmak üzere “Ay ve Güneş’tir”.
Mimar, sevgilisinin adı olan ayı ve güneşi onun için yaptığı iki caminin minarelerinde ebediyen sevgilisine doğum günü hediyesi olarak sunmuştu.
Mihrimah Sultan, 1578 yılında vefat etti ve babası Kanuni Sultan Süleyman’ın türbesinde babasının yanına gömüldü. Bu Türbeyi de Mimar Sinan yapmıştır. Mimar Sinan, Sultandan sonra on yıl daha yaşamış, iki kere evlenmiş hiç çocuğu olmamıştır. 17 Temmuz 1588 vefat etmiştir.

Kaynak:
Osmanlı Araştırmaları Vakfı,
Milliyet Tarih

Gelecek Hafta:
Yakın tarihten bir başka hüzünlü aşk hikayesi..
“Bir bahar akşamı rastladım size”


Bu Haber 1300 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI