Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman/ TARİHİN SAKLADIĞI SIRLAR (17) /Tarih bazen aşkları da yazar..
31 2015 Pazartesi 17:54
TARİH BAZEN AŞKLARI DA YAZAR
Bir bahar akşamı rastladım size”
Unutulmaz besteler yaptı, bir akşam, yasak olan ne varsa
sofrayı döşetti ve rakısını yudumlarken son nefesini verdi.


Sevgili okuyucular, ağır tarihi konularla sıkıldınız biliyorum, onun için iki sayıdır konuyu biraz değiştirerek tarihteki ilginç aşk hikayelerini yazıyoruz.
Bu hafta yine çok yakın tarihimizden hüzünlü bir aşk hikayesi var, sonra yine tarihi konulara döneceğiz. şimdi hep birlikte bu hüzünlü hikayeyi okuyalım:

Afife Jale
Türkiye’nin ilk kadın tiyatro sanatçısı Afife Jale babası tarafından evlatlıktan reddedilmesine rağmen tiyatro oyuncusu olmaktan vazgeçmemiştir.
Türkiye’de sahneye çıkan tiyatroda oyunculuk yapan ilk Müslüman kadın sanatçıdır.. Daha önce bir Müslüman kadın bir tiyatro oyununda rol alması yasaktı, ya Müslüman olmayan Rum ve Ermeni bayanlar veya erkekler bayan rolü oynarlardı.
Zevkle dinlediğimiz birçok şarkıların bestekârı Selahattin Pınar ise “Çalgıcı mı olacaksın? “ diye karşı çıkan babasına: “Bir gün benim adımla anılacaksınız” diyerek evini terk eden bugün bile zevkle dinlediğimiz şarkıların bestekarıdır.

Selahattin Pınar
1902 de doğan Selahattin Pınar, Ticaret Mektebi'ni bırakıp müziğe merak sardı. Oysa babası Denizli eski milletvekili Sadık Bey, onun hukukçu olmasını istiyordu. Bir gün Denizli'den gelen misafirlerine Sadık Bey, "Selahattin çalgıcı oldu" dedi. Selahattin ayağa fırladı ve "Ben çalgıcı değil, sanatkârım!" diye diklendi. Sadık Bey, sert bir çıkışla oğlunu kovdu, Selahattin Pınar, ceketini alıp evi terk etti. Sadık Bey, yanı başında bulunan gaz lambasını oğluna doğru fırlattı. Çıkan yangını güç bela söndürdüler. Selahattin Pınar bir daha baba evine dönmedi.

Bu iki insanın
Birbiri ile ne ilgisi vardı?
Okumaya devam edin lütfen
Afife Jale Müslüman kadınlar sahneye çıkamazlar yasağı ile Konservatuar’dan (Darülbedayi) atılmıştı. 1902 de doğan Afife Jale, İstanbul Kız Sanayi Mektebi'nde okuyordu, ama onun aklı tiyatrodaydı. Oysa Müslüman kadınlara sahneye çıkmak yasaktı. Buna rağmen 16 yaşında talebe olarak Darülbedai'ye (Konservatuar) başvurdu ve kabul edildi.
Babası Hidayet Bey, kızını bu sevdadan vazgeçirmek için çok uğraştı,
başaramayınca sertleşti ve “Benim Afife diye bir kızım yok" diye gürledi.
Afife Jale de sanatı için baba evini terk etti.
Selahattin Pınar işte bu ilginç kadınla bir konserde tanıştı ve kısa bir müddet sonra ona âşık oldu.

“Bir bahar akşamı rastladım size”
Hicaz makamında o bestesindeki gibi, "Bir bahar akşamı", rastlaştılar. Selahattin Pınar, Hafız Burhan’ın arkasında tambur çalıyordu. Saz salonlarının ve konserlerin en sevilen besteci ve icracılarından biriydi. Afife Jale "Tiyatrodaki ilk Müslüman kadın oyuncu" olarak tarihe geçmiş, ancak tiyatrodan atılmıştı. İşsiz ve kimsesizdi. Acısını yatıştırıcı haplarla dindirmeye çalışıyordu. İkisi de 25 yaşındaydı. Afife Jale ile evlenmeye karar verdi. İkisi de gençliklerini acılar içinde harcamışlardı, evlenince kaçırdıkları her şeyi birlikte yapmaya çalıştılar.

Güzel günler uzun sürmedi.
Afife, tiyatrosuz yaşayamıyor, tiyatronun boşluğunu uyuşturucularla dolduruyordu. Suriyeli bir eczacı onu morfine alıştırmıştı. Selahattin Pınar, bir gün şüphelenerek eşinin öğle uykusu için çekildiği odasının anahtar deliğinden içeri baktığında, damarına morfin şırınga ettiğini gördü ve çöktü, morfin için eczacıyla ilişkiye girmişti Afife...
Ama Selahattin Pınar, eşine öfkeden çok, merhamet duyuyordu. Onu hayata döndürebilmek için çırpınmaya başladı. Sürekli melankolik besteler yapar olmuştu.
Bu gidişi geri çevirebilmek için çırpındılar olmadı.
Selahattin Pınar, kendisi de morfin tuzağına düşer gibi oldu. Bunun üzerine Afife,"Terk et beni "yoksa sen de mahvolacaksın, bırak beni gideyim." dedi.
Selahattin Pınar, altı ay sonra Afife Jale'yi terk etti.
Şimdi ikisi için de en kötü günler başlıyordu. Afife, kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp kalkar, aşevlerinde karnını doyururken ayrıldığı eşinin kendisinin ardından yazdığı şarkıları dinleyip ağladı. Ayrılık acısını yeni bir evlilikte dindirmeyi deneyen Selahattin Pınar ise hiç sevmediği yeni eşinden kısa sürede ayrıldı.
Afife Jale, 24 Temmuz 1941 de Balıklı Rum Hastanesi'nde, bir deri bir kemik hayata veda etti. Ölümü, gazetelere haber bile olmadı. Cenazesine 4 kişi katıldı. Mezar yeri de mektupları ve fotoğrafları kaybolup gitti.

Selahattin Pınar, Afife'nin ölümünün sonra nice ölümsüz, besteye imza attı.
Bir akşam müşterisi olduğu Todori’nin meyhanesine gitti; yasak ettiği ne varsa ısmarlayıp sofrayı döşetti, rakısını yudumlarken son nefesini verdi.
Son yolculuğuna vasiyeti üzerine kendi bestesi çalınarak uğurlandı: "Söndü yâdımda akisler gibi aşkın seheri..."
Selahattin Pınar aşkını hiç unutmadı. Aşkı ve ayrılık acısını anlatan unutulmaz bestelerini bu dönemde yaptı: "Nereden Sevdim O Zalim Kadını", "Anladım Sevmeyeceksin Beni Sen Nazlı Çiçek"

Selahattin Pınar, Afife Jale`den sonra yirmi yıl alkol bağımlısı olarak yaşadı ve 6 Şubat 1960'da bir kalp krizi sonucu öldü.
Bestelediği eserler:
100`e yakın bestesi olduğu sanılmaktadır.
Bir bahar akşamı rastladım size, Gel gitme kadın ruhumu hicranına yakma, Hala yaşıyor kalbimin en gizli yerinde, Nereden sevdim o zalim kadını, Bakışı Çağırır Beni Uzaktan, Kalbim yine üzgün seni andım da derinden.
Bunlardan, "Nereden sevdim o zalim kadını" ve "Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek" isimli şarkılarını Afife Jale için bestelediği söylenir.
Huzur içinde uyusunlar..

Gelecek hafta:
Bitli Rüstem Paşa ile Mihrimah Sultan’ın evlilik hikayesi.
Çamaşırında bulunan bir bit Rüstem Paşaya Kanuni Sultan Süleyman’a damat olma ve paşalık yolunu açmıştı.

Kaynak: Türk müziği Net
Biyografi. Net
Türk Tiyatro Tarihi


Bu Haber 1109 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI