Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
“Kaplumbağa Terbiyecisi” Tablosu Araştırmasına Cevap Var..
4 Mayıs 2009 Pazartesi 10:57
Yaşar Karaduman yasar.karaduman@gmail.com

Bu hafta, “Benden selam söyle Ünye’ye” adlı araştırmanın devamını yazacaktım, fakat “Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu” adlı araştırmamıza üç cevap gelince yayınlama gereği duydum ve gelecek haftaya bıraktım. Birinci okuyucu şüpheli bir mail adresiyle göndermiş yine de içindeki bilgiler bakımından yayınlıyorum, aşağıda:


 


Süleyman Saim Birkök 1880’lerin sonlarında kardeşi Hasan Sadi Bey ile birlikte İstanbul’da armatörlük yapıyordu. Hasan Bey Jöntükler’dendi, daha sonra Fransa’ya gittiler. Atatürk, Saim Bey ve Hasan Bey’i milletvekili yapmak istedi. Ancak, onlar istemediler. Dört kız, iki erkek kardeşlerdi. Hiç biri evlenmedi. Saim Bey bir evlat edinmişti. Aralarında çıkan bir tartışmada evlatlığını vurmuştu. Cezaevine girmemek için akli dengesi bozuk raporu alarak, akıl hastanesinde yatmıştı. Tüm serveti vasiyeti gereği  Birkök Vakf na kaldı.


 


İkinci cevap, Saim Birkök’ün Ünye’deki akrabalarından Arziye Hanım’ın torunu Halil Sıtkı Ergün’ den.  Halil Sıtkı Ergün, araştırmada birkaç cümleye takılmış ve uzunca bir cevap göndermiş. Cevabını kesmeden yayınlıyorum. Kendisine teşekkür ederim.


 


Yaşar Bey,


19 Nisan 2009 Pazar günü yazmış olduğunuz yazı ile ilgili olarak;


Yazınızın bir bölümünde geçen


"O günlerde Ünye'de yaşayan çok yakın akrabası olan,  dedelerinin amca çocukları olduğu söylenilen üç bayan vardır. Bunlar, Ferit Ürer ve Kadir Ürer kardeşlerin annesi Saniye Hanım, Aptullah Tonyalı'nın annesi Fethiye Hanım, Yılmaz Ergün ve Ali Ergün'ün annesi Arziye Hanımdır. Bütün uğraşmalarına rağmen onlar da akraba olduklarını belgeleyemez ve mirastan pay alamazlar." şeklinde yazmışsınız.


1. Eğer gerçek bir Ünye'li  araştırmacı iseniz, Ünye'de gerçekten yaşamış ve yaşı 40'ın üzerinde olan herhangi bir çarşı esnafına sormuş  olsa idiniz yazınızda bahsi geçen Arziye Hanımın (Arziye Ergün) 2 değil 4 oğlu olduğunu öğrenir (Kadir, Ertuğrul, Yılmaz ve Ali Ergün) ve yazınızı copy paste yapmak yerine daha doğru bilgiler ile donatmış olurdunuz.


2. Yine yazınızda bahsedilen "akraba olduklarını belgeleyemez" ifadesi de yanlıştır. Bu bilgiyi nereden bulduğunuzu bilmiyorum. Zira yanlış bilginin üzerinde durmak istemiyorum. Çünkü mahkeme akrabalık ilişkisini tespit etmiş ancak bütün mirasın kurulucak olan bir vakfa bırakılması sebebiyle (ki bu bilgi de bizce tartışmalıdır) mirastan pay alınamamıştır.


3. Eğer siz gerçekten Ünye araştırmacısı iseniz şu bilginin doğruluğunu araştırınız.; 26-27 Aralık 1939’da Erzincan’da oluşan çok şiddetli yer sarsıntısı sebebiyle şu anda yerinde Halil Efendi İş Merkezi olan yapı Arziye Ergün'ün yaşadığı 2 katlı ahşap evdir. Bu deprem sırasında Orta Caminin minaresi bu evin üzerine yıkılarak ev hasar görmüştür. Evin tekrar onarılması ve ailenin yeniden düzen kurması akraba olmadığı iddia edilen Saim Birkök ailesi tarafından yapılmıştır. O tarihten sonra gemiler ile Arziye Hanıma İstanbul'dan sürekli olarak erzak yardımı yapılmıştır.


4. Arziye Hanım ve çocukları birçok kez Saim Birkök'ü gerek Şişli'de bulunan köşkünde gerekse hastalığı sebebiyle yatmakta olduğu yerde ziyaret etmiştir.


5. Araştırmacı olmanız sebebiyle gelecek olan ilave bilgileri okuyucularınız ile paylaşacağınızı söylüyorsunuz. İşte size araştırmanız için bir bilgi daha. Bahsi geçen davada akrabalık ilişkisi teyit edilmiş ancak (21 yıl sürdüğü belirtilen mahkeme sırasında) bu mahkemeyi özellikle takip edenler,  ………….in  (Bu bölüm suç unsuru içerdiği çıkarılmıştır) para karşılığı Saim Birkök'e ait olduğu iddia edilen vasiyetnameyi değiştirerek varislerinden mal kaçırdığını beyan etmişlerdir.


Sonuç olarak, akrabalık ilişkisi ispata gerek duyulmayacak şekilde sabittir. Bu konuda halen hayatta bulunan kişiler ile görüşebilir veya nufus kayıtlarını inceleyebilirsiniz. Diğer sonuç ise Saim Birkök'ün bir vasiyetname ile bütün malvarlığını kurulacak olan bir vakfa bırakmış olduğudur.


Dolayısıyla o malum araştırmacı yazınızda belirmiş olduğunuz "Bütün uğraşmalarına rağmen onlar da akraba olduklarını belgeleyemez ve mirastan pay alamazlar" ibaresi yanlış ve o aileleri mal peşinde koşan gösteren, rencide eden bir ifadedir. Bir sonraki yazınızda düzeltmenizi rica ederim.


Saygılarımla,


HALİL SITKI ERGÜN


(Arziye Ergün'ün torunu)


 


Biraz fazla alınganlık göstermiş olan bu okuyucumun, cevabını aynen koydum.  Benim akraba olduklarından şüphem yoktur.  Bütün uğraşmalarına rağmen” sözüne takılan okuyucum, o aileleri mal peşinde koşan birileri gibi göstermişiniz” demiş. Miras mirastır, davanızı kazanmak için tabi ki uğraşacaksınız, istemezseniz davadan çekilir veya kazanınca bir hayır kurumuna bağışlarsınız.


Eğer mahkeme, vasiyete itibar etseydi daha ilk celsede mirası doğrudan vakfa devrederdi..Ama etmedi, mirasçıların açtıkları davayı görüşmeye değer buldu. Dava yirmi bir yıl sürdü. Bu zaman içinde akraba olduklarını söyleyen mirasçılardan hiçbiri, mahkemenin aradığı kriterlere uygun olmadıkları için dava kazanılamadı. Yani mahkeme, yasaların aradığı kriterde kimse çıkmadığı için mirası vakfa devretti. Miras istenmeseydi dava açılmaz veya müdahil olunmazdı veya istemeyen davadan çekilirdi..


Miras davasına katılmak neden mal peşinde koşmak sayılsın? .Miras mirastır, elbette koşacaksınız. Ben de bir yeniği seziyorum ama elimde belge olmadan yazamam.. Belgesi olan varsa getirsin iddiaları tek tek yazayım.


Burada rencide olacak bir ifade yoktur. Aşırı alınganlık gösterip art niyet aramanızı yadırgadım. Varsa da sizin açıklamanızla düzelmiş oldu.. Dua edin ki Ünye’de bu kadar da olsa yazan çizen birileri var. Noksan ve yanlışlar düzeltilir. Kaldı ki ailenizi iyi tanırım amcanızdan biri de sınıf arkadaşım ve kırk yıllık dostumdur. Hoşçakalın..


 


 


Üçüncü cevap Arif Ergün’den..


Sayın Yasar Bey araştırmalarınız için sizi tebrik ediyorum başarılar diliyorum. Saim beyle ilgili yazınızı okudum ben rahmetli Yılmaz Ergün’ün abisi Kadir Ergün’ün oğluyum. Saim Birkök’ü de 1969-1970 yıllarında babaannemle beraber hastalığının son dönemlerinde ziyaret etmiş bir kişiyim. Babam da gençlik yıllarında Şişli’deki köşke giden biri olarak bizler Saim Beyin 1. derecede akrabalarıyız, bizim mahkememiz 21 yıl sürmüştür akrabalık derecemiz konusu değil başka şeyler olduğunu büyüklerimden duymuştum. Mesela bugün 200 ün üzerinde olan Şisli’de ki köşkte kaç adet tablo kalmıştır.


Selamlar, saygılar


Arif Ergün


 


Arif Bey’e ifade tarzı, ilgi ve nezaketi için teşekkür ederim. Şişli’deki köşkte tablo kalmamıştır, köşk satışa çıkarılmıştır. Saim beyin Ünye’den getirip köşkün bahçesine diktiği hırtarış üzümü asması ve balcan inciri ağacı ise durmaktadır.


 


Araştırmanın tamamı için:


http://www.unyekent.com/konu/62/-8220kaplumbaga-terbiyecisi-8221-tablosu-bir-unyelinin-evinden-cikmisti



Bu Haber 4502 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI