Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman / Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa ve MEDİNE SAVUNMASI
18 Ocak 2016 Pazartesi 11:12
Peygamberin Mezarını Teslim Etmeyen Türkler O Olay birinci Dünya Savaşında Medine’de geçer. Osmanlı yenilmiştir yapılan bir anlaşma ile Arabistan toprakları ve Medine İngilizlere teslim edilecektir. Aylardır Peygamberin şehrini ve ve kabrini İngilizlere bırakmayan Fahrettin Paşa teslim olmamış savummayı 70 gün daha sürdürmüştür.

Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa ve
MEDİNE SAVUNMASI
Peygamberin Mezarını Teslim Etmeyen Türkler
O Olay birinci Dünya Savaşında Medine’de geçer. Osmanlı yenilmiştir yapılan bir anlaşma ile Arabistan toprakları ve Medine İngilizlere teslim edilecektir. Aylardır Peygamberin şehrini ve ve kabrini İngilizlere bırakmayan Fahrettin Paşa teslim olmamış savummayı 70 gün daha sürdürmüştür.

Günümüzde pek çoğumuzun hatırlamadığı bu unutulmaz Paşa’nın asıl adı
Bugün tarih köşemizde Birinci Dünya Savaşı sonlarında geçmiş hiç bilinmeyen bir kahramanlık hikayesi var :
Medine Savunması
Medine Savunması tarihteki adı ile Medine Müdafaası Birinci Dünya Savası sonlarında bütün cephelerde yenilmiş Osmanlının son kahramanlık hikayesidir

Medine Müdafaası Nedir?
Birinci Dünya Savaşı başlarında Osmanlı Devleti, Balkanlardaki ve Afrika’daki topraklarını kaybetmişti. Arap memleketlerinde de durum farklı değildi. İngiltere bölgedeki petrol kaynakları için gözünü Osmanlı Devleti’nin Arap topraklarına dikmişti.
Birinci Dünya Savaşı işte böyle bir ortamda başlamıştı.

Bu dünyanın ateşe ve kana boğulduğu ortamda Peygamberin kabrinin bulunduğu Medine’yi savunmak ve şehri korumak üzere 23 Mayıs 1916’da Fahrettin Paşa görevlendirildi.

İşte tarihe altın harflerle yazılan “MEDİNE MÜDAFAASI” böylece başlıyordu. Fahrettin Paşa ve askerlerinin yazdığı bu destan Temmuz 1916’dan Ocak 1919’a kadar sürecek, Peygamberin kabrini düşmana bırakmamak için Peygamberin torunları olan isyancılara karşı mücadele edilecektir. . Fahrettin Paşa bu savunmada Peygamberin şehrini ve kabrini torunlarına karşı korumuştur.

Ömer Fahrettin Paşa (Türkkan), (1868, yılında Bulgaristan’ın Rusçuk – kasabasında doğmuş 1948, İstanbul’da vefat etmiştir.
Birinci Dünya Savaşının Osmanlının yenilgisi ile bitmesi sonunda Osmanlının teslim olduğu Mondros Anlaşmasından sonra, anlaşmayı tanımayan ve teslim olmayıp Medine'yi 72 gün daha İngilizlerle birlikte hatreketv eden Peygamber torunlarına karşı savunan Türk kumandanıdır. İngilizler ona Medîne müdâfii Türk Kaplanı, Çöl Kaplanı, Medine Kahramanı adını takmışlardır.
Medine'deki Osmanlı birliği, silah bırakan son Osmanlı birliği olmuştur..


Fahrettin Paşa’nın
Unutulmaz Medine Savunması

Medine savunması, bir Osmanlı paşası olan Fahrettin Paşa’nın bir kahramanlık, vatan ve Peygamber sevgisidir.
Medine Savunması İngiliz oyunlarıyla, Osmanlıya karşı isyan eden Araplarla yapılan savaştır.
Bu savaşta İstanbul’dan Medine’ye uzanan teren yolu Araplar tarafından sökülmüş, yardım gelmeyince Fahrettin Paşa ve askerleri Medine’yi Savunmakta zorlanmışlar, aç ve susuz kalmışlardır.
Açlıkla, susuzlukla, 50 dereceyi aşan kavurucu sıcakların yanında, İspanyol Nezlesi ve askerin dişlerini ve çenesini çürüten İskorpit hastalığı olmak üzere türlü hastalıklar ve ağır çöl koşullarıyla da savaşarak Hz. Peygamber’in kabrini son ana kadar savunmuşlar, padişahtan gelen teslim ol çağrısına uymamıştır.
Bu mücadele esnasında en temel sorun açlık ve susuzluk olmuştur. İngiliz ajanı Lawrence ve Araplar tarafından su kaynakları zehirlenmiş, Medine’ye gelen trenlerdeki aksamalar hem askeri hem de halkı yiyecek sıkıntısı ile karşı karşıya getirmiş, halkın önemli bir kısmı şehri terk etmek zorunda kalmıştır.
Medine’deki direnişi kırmak isteyen İngilizler Hicaz Demiryollarını bombalamış Medine’nin dış dünya ile bağlantısı tamamen kesilmişti. Buna rağmen Peygamber’in kabrini bırakmamakta kararlı olan Osmanlı askeri un stokları azalınca hurma çorbası içmiş, hurma çekirdeklerini öğüterek elde ettikleri undan ekmek yapmışlardı.

Çekirge Yiyerek Savundular
Hicaz Demiryolu’nun Medine’ye yakın istasyonları düşman eline geçmiş, şehre erzak girişinin kesilmiş ve direnişin en zor günlerine gelinmişti
Bu günlerde çok ilginç bir olay yaşanır. Medine’yi çölden gelen çekirgeler basmıştır.
Fahrettin Paşa, askerlerini toplayarak; Peygamber Efendimiz döneminde de Hicaz’da çekirge istilasının yaşandığını ve sahabenin çekirge yediğini
çekirge yemenin sünnet olduğunu anlatarak şu bildiriyi yayınlamıştı: “Çekirgenin serçe kuşundan ne farkı var? Uçar, yeşilliklerle beslenir, temiz ve taze olan yiyecekleri yer… Hicaz, Yemen, Asir Araplarının başlıca gıdası çekirgedir. Bedeviler sağlamlık ve çevikliklerini çekirgelere borçludurlar… Hekimlerimiz de çekirgenin şifa verici ve besleyici olduğundan bahsediyorlar…” diyerek Peygamberin kabrini düşmana teslim etmemek için yaşadıkları bu sıkıntı karşısında Allah’ın kendilerine bir lütufta bulunduğunu ifade etmiştir.
Fahrettin Paşa’nın bu açıklamalarıyla askerimiz kavurma niyetine çekirge yemiş, çekirge unundan ekmek yapmış, çekirge kurusunu da çerez gibi yiyerek bir süre bu şekilde beslenmiştir.


Osmanlı Teslim Oluyor
Fahrettin Paşa, yaşanan tüm bu sıkıntılara rağmen askerleriyle birlikte Hz. Peygamber’in kabrinin önünden ayrılmıyor; kendisinin deyimiyle “son ere, son mermiye ve de son damla kana dek…” mücadeleye devam edileceğini adeta haykırıyordu.

Fakat direnişe son verip teslim olmaktan başka çare kalmamıştı. İstanbuldan devamlı Medineyi teslim et emirleri geliyordu.
Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918’de Mondros Antlaşması’nı imzalamış ve yenilgiyi kabul etmişti. Bu antlaşma uyarınca Fahrettin Paşa’nın en yakın İtilaf Kuvvetleri komutanlarından birine teslim olarak Medine’den çekilmesi gerekiyordu. Ancak Paşa, teslim olmamakta direniyordu.
Hükümet’in ve Harbiye Nezareti’nin “direnişe son ver ve teslim ol” emirlerini dinlemiyor, bu konuda üstün bir kararlılık örneği sergiliyordu:
Hükümet, Medine’nin anahtarlarını bir İngiliz yüzbaşısına teslim et, diyordu. Böyle bir şey yapmaktansa dövüşerek ölürüz, diyerek direnişe devam ediyordu.

Bu arada başta İngilizler Osmanlı topraklarını işgal etmişlerdi. İstanbul İngiliz işgali altına girmişti. Zor durumda kalan Osmanlı Padişahı, İngiliz baskısıyla, Medine’nin Osmanlı askeri tarafından boşaltılmasını öngören bir irade yayınlayarak Fahrettin Paşa’ya göndermiştir. Ancak Paşa, Padişahın baskı altında kaldığı için böyle bir irade yayınladığını söyleyerek” bu emri de yerine getirmemiştir.

Medineyi Gönülsüz Teslim
Durum içinden çıkılamaz bir hal almıştı. Zira Medine’nin Osmanlı Devleti ile ulaşımı kesilmiş, askerin cephanesi ve erzak tükenmişti.
Fahrettin Paşa’ya, “Eğer Medine boşaltılmazsa İstanbul’un işgal edileceği” söylenerek Paşa güçlükle ikna edilmiş, Medine’nin teslimini öngören antlaşma gönülsüzce imza edilmişti. Medine’deki direnişe son verilmişti
Medine’yi İngilizlere bırakmamak için her türlü sıkıntıya katlanan, hastalıktan pek çok askerini kaybeden Fahrettin Paşa, gözyaşları içinde son kez Peygamberimizin kabrini ziyaret ederek dua etmiştir.
Kılıcını İngilizlere teslim etmeyip Peygamberin kabrinin başına bırakmış ve oradan ayrılmamıştır.

Bayrağımı indirtmem, diye haykıran ve İngilizlere teslim olmayan Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa, sonunda, kendi subaylarının ani bir baskınıyla Peygamber’in kabrinden cebren çıkarılabilmiştir.

Kutsal toprakları sonuna kadar savunan Fahrettin Paşa ve tüm ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyoruz. Onlar Medine’de unutulmaz bir destan daha yazmışlardır. Mekânları cennet olsun…
Bu unutulmuş olayı gençliğimizin ve gelecek nesillerimizin Fahrettin Paşa ve diğer kahramanlarımızı tanıması için tarihin tozlu raflarında bularak yazdım


Fahrettin Paşa’nın
Kısa Hayatı

Bulgaristan'ın Rusçuk kentinde dünyaya geldi. İstanbul'da Harp 0kulunu ve harp akademisini bitirdikten sonra 1891'de kurmay yüzbaşı olarak Osmanlı ordusuna katıldı. Balkan Savaşında Çatalca savunmasında ve Edirne'nin geri alınışında görev aldı.
Birinci Dünya Savaşı başladığında 12ci kolordu komutanı olarak Musul'da bulunuyordu. 1915'te 4cü Ordu komutan vekilliğine getirildi. 1916'da 4cü. Ordu komutanı Cemal Paşa tarafından Medine'ye gönderildi.
Fahrettin Paşa elindeki kısıtlı imkânlara rağmen aldığı tedbirler sayesinde Medine'yi 2 yıl 7 ay savundu. Herhangi bir yağma ihtimaline karşı tedbir olarak, Medine'deki 30 parça Kutsal Emaneti 2000 askerin koruması altında İstanbul'a gönderdi. Medine'nin etrafı isyancıların eline geçmeye başlayınca İstanbul'daki Hükümet, Medine'nin boşaltılmasını istedi. Fahrettin Paşa 'Peygamberin kabrinin bulunduğu Medine'deki Türk Bayrağını kendi elimle indiremem' diyerek şehirden ayrılmayı kabul etmedi.
72 gün daha Medine’yi savunmaya devam eden Fahrettin Paşa yiyecek, ilaç ve cephanenin bitmesinden sonra kendi askerleri tarafından etkisiz hale getirildi ve şehir 13 Ocak 1919'da teslim oldu. Böylece Medine'de 400 seneden beri süren Türk hakimiyeti sona erdi.
İngilizler tarafından Türk Kaplanı ismi verilen Fahrettin Paşa, savaş esiri olarak önce Mısır'a daha sonra da Malta'ya gönderildi. 8 Nisan 1921'de Malta'da kurtulduktan sonra Milli Mücadele’ye katılmak üzere Ankara'ya geldi. 9 Kasım 1921'de TBMM tarafından Kabil Büyükelçiliğine tayin edildi.
1936'da Tümgeneral rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrılan Fahrettin Paşa, 1948'de İstanbul'da vefat etti.

Ve Teslim Oluyor...
Bir yandan İngilizler, bir yandan Medine`yi kuşatmış olan Şerif Hüseyin`in kuvvetleri Medine`nin bir an önce teslim edilmesini istedilerse de, bu isteklerine karşılık vermedi. Hükümet, İngilizlerin baskısı üzerine bu defa padişahın imzasını taşıyan bir teslim emrini Adliye Naziri Haydar Molla ile Medine`ye gönderdi. Fahrettin Paşa bu emri de dinlemedi. Askerlerin çoğunun hasta olmasına; cephane, ilaç ve yiyecek stoklarının bitmesine rağmen direnmeyi sürdürdü. Ancak sonunda kendi subaylarının baskısı ile teslim olmaya rıza gösterdi (Ocak 1919).
Fahrettin Türkkan Paşa 22 Kasım 1948 de hayata gözlerini kapadı. Önceden seçtiği İstanbul Boğazı`nda Rumeli Hisarı mezarlığında yatmaktadır. Kitabesinde; `1914-1918 Birinci Cihan Harbinde Medine’nin Kahraman Müdafii Ömer Fahrettin Paşa, burada yatıyor` yazılıdır.

Fahrettin Paşa teslim olduktan sonra, 27 Ocak 1919 da Yanbo`da bir İngiliz destroyerine bindirilerek Mısır`a götürülmüştür. 6 ay Kahire`de İngilizlerin Kasır-el-Nil kışlasında tutuklu kalmıştır. 5 Ağustos 1919 da Malta`ya Savaş suçlusu olarak götürülmüş ve 30 Nisan 1921 tarihine kadar Malta da Fort Salvatore kışlasında tutulmuştur. Bu tarihte Gazi Mustafa Kemal Paşanın teşebbüsleriyle İstanbul`dan buraya getirilen diğer savaş suçlularıyla birlikte kurtarılmıştır.
Milli Mücadeleye inanmış olan Fahrettin Paşa, Malta`dan bırakılınca, İtalya-Almanya- Rusya yoluyla 2 Ağustos 1921 de Kars sınırında Anayurduna kavuşmuş ve 24 Eylül 1921 de Ankara`ya gelmiştir. Bu sıralarda Yunanlıların üstün kuvvetlerle yaptıkları taarruzlar neticesinde Kütahya ve Eskişehir savaşları 10-25 Temmuz 1921 olmuş ve Türk Ordusu Sakarya`ya çekilmişti. Kazım Karabekir Paşa`nın hazırladığı Kars`taki 12. Tümenle Fahrettin Paşa, Sakarya Savaşı`na katılmak üzere 20 Ağustos 1921 de Erzurum`dan hareket etmiş ise de, Sakarya Savaşı 23 Ağustos 1921 de başlamıştı. Bu tümenle ortalama 1200 km lik karayolunu kat ederek geldiklerinde Sakarya`da savaş kazanılmış bulunuyordu. Bu tümen 1922 de Büyük taarruz ve Başkumandan Meydan Muharebesine katılmıştır. Fahrettin Paşa, 1922-1926 yıllarında Afganistan`da Kabil Büyükelçisi olarak vazife görmüştür. Türk-Afgan anlaşmasının temelini atmış, Afgan ve Hintli ileri gelenleriyle görüşerek Türkiye`ye öğrenci gönderilmesiyle ilgili anlaşmalar yapmıştır. Ankara`ya yardım yapan kurumlarla temaslarda bulunmuştur. HHH Fahrettin Paşa güçlü fiziki yapılı ve dinç, orta boylu, geniş omuzlu, açık kumral tenli ve yakışıklıydı.

Sesi kalın ve ahenkliydi. Kırmızı rengi sever ve hemen bütün eşyalarını kırmızı renkli seçerdi. Gerçek zeki, çalışkan ve yiğit bir kumandandı.
Çölde savaş, sadece düşmanla yapılmıyordu. Açlık, iskorpit, çekirge, humma vs. gibi birçok düşmanla mücadele etmek zorunda kalınıyordu. Fahrettin Paşa; askerin hem hocası, hem de doktoru idi. Onların hastalıklarına çareler arıyor, bulduklarını emir şeklinde duyuruyordu. Bütün bunların yanı sıra gıda yetersizliği de önemli bir sorundur. Hatta çekirge yenmesi için Fahrettin Paşa tarafından emir yayınlanır. Fakat başka bir sorun da çöl sıcaklığıydı. Güneş kumları cehenneme çeviriyor ve askerler güneş çarpmasından hayatlarını kaybediyorlardı.

Fahrettin Paşa, Medine’de bulunan “Kutsal Emanetler” i dikkatle toplayıp, paketler ve 19 Mart 1917 günü Medine’den kalkan trenle İstanbul’a gönderir. “Kutsal Emanetler” denen bu eşya ve hediyeler arasında çok değerli mücevherler ve Peygamberimize ait eşyalar da vardır.

Ancak ilerleyen günlerde askerler arasında çözülme başlamıştır. Fahrettin Paşa hala direnmektedir. Artık çevresinde kimse kalmadığını görünce 5 Ocak 1918 günü yerini Miralay Necip Bey’e bıraktı. Sonra Haremi Şerif’e gidip veda namazı kıldırdı. Ardından istirahata çekilmek istediğini söyledi ve bir süre odasına kapandı. Paşa’nın odadan çıkmadığını görenler endişelendi. Çünkü, Paşa’nın bir defasında böyle duruma gelinirse intihar edebileceğini söylediğini herkes biliyordu. Çeşitli hilelerle Paşa’nın kılıç ve silahını almaya çalıştılar ve sonunda başardılar. Çünkü artık takati kalmamıştı. Ve nihayet bir gün yatağından alınarak, İngilizlere teslim edilir.
Adnan Güllü

Fahrettin Paşayı Bağlayarak
Medineyi Teslim aldılar
Fahreddin Paşa teslim olmayacaktı. Bunun üzerine İstanbul, paşayı komutanlıktan aldı. Yerine atanan Albay Ali Necib Bey teslim görüşmelerini yürüttü. Ancak İngilizler ve Araplar, Fahrettinn Paşa’nın teslim olmasını şart koştular. Bunun üzerine komutan vekili Ali Necib Bey, İngilizler’le paşayı teslim etmek için anlaştı.
Ali Necib Bey ve yanındakiler, Peygamberimizin türbesinin yakınlarında bir yerde bekleyip, teslim olmayan Fahrettiin Paşa’nın, yanına gittiler. Hatırını sormaya geldiklerini zanneden Fahrettin Paşa’nın gözüne kül atıktan sonra üzerine atlayarak bağlayıp, 10 Ocak 1919’da İngilizlere teslim ettiler.
Fahreddin Paşa bu hadiseyi ‘hayatımın en acı günü’ diye anlatır.
Kuşatma sırasında Ravza-i Mutahhara’da, yani Peygamberimizin mezarında devamlı olarak dua eden Fahrettinn Paşa duygularını şöyle ifade ediyordu:
“Kalk! Kalk ya Muhammed!.. Allah’ın Resulü kalk! Ve sana inanan, senin için burada çarpışanlara görün!… Allah’ın yardımını bize ulaştır!” 2 Nisan 1918 cuma günü Harem-i Şerif’te hutbe okuyan Fahrettin Paşa, Türk sancağını göğsüne sarmış, sağ kolunu Peygamber Efendimizin mezarına doğru uzatarak yüksek bir sesle ‘Ya Resulullah ben seni bırakamam’ diye haykırmıştı.

Kaynak:
Erhan Afyoncu,
Falih Rıfkı Atay
İslam Ansiklopedisi
Alıntı yapılmıştır.



Bu Haber 2433 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI