Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Esrarlı tablo…
11 Mayıs 2009 Pazartesi 18:20
Yaşar Karaduman Köşkün bahçesindeki Ünye’den gelen Hırtarış üzümü asması

Saim Birkök olayı ve kaplumbağa terbiyecisi tablosunun hikayesi beni çok etkilemişti. Bunu bir şekilde yazıp Ünye kültür arşivine hediye etmek istiyordum.  Ünlü tablo iki sahibine de felaket getirmişti. İlk sahibi olan Saim Birkök evlatlığını öldürdükten sonra hapse girmiş, ikinci sahibi bankacı Erol Aksoy’un da bankası batmıştı. Tablo şu anda Pera Müzesindedir.


1850 yıllarınsa Ünye’den İstanbul’a gelmiş olan Eğrizade Mehmet Kaptanın beş çocuğundan biri olan Saim Birkök babasının geldiği toprakları, oradaki akrabalarını hiç unutmamış ve Ünye ile olan gönül bağını koparmamıştır.


Bu çok yüksek resim bilgisi olan ve dünyanın en ünlü tablolarını, gerek Paris ve gerek Türkiye’de toplayarak Şişli’deki yüksek duvarlar arkasındaki konağındaki koleksiyonuna katan adam konağın bahçesine Ünye’den getirdiği siyah kokulu İzabella (Hırtarış) üzüm asmasını ve Ünye’nin meşhur balcan inciri ağacını dikecek kadar Ünye’yi seviyordu.


Ne yazık ki ne zaman doğduğunu, hangi okulları okuduğunu Paris’e neden gittiğini, neden Atatürk’ün milletvekilliği teklifini kabul etmediğini, öldürdüğü evlatlığı ile aralarında geçen hikayeyi tam olarak çözemedim. Ama bitirmiş değilim, üç yıldır uğraşıyorum, beş yıl da sürse bir gün bitireceğim. Adına kurulmuş ve İstanbul’da faaliyet gösteren Birkök vakfı, vakfın kurucusu Saim Bey hakkında tek kelime bilgi vermemektedir.


Bu konuda bilgi sahibi olan İstanbul Beylerbeyi’nde oturan ve babası bir zamanlar Saim Bey’in muhasebesine bakan emekli bir sanat okulu öğretmeni olan bayan, ısrarla konuşmamaktadır. Beni rahatsız ediyor diye savcılığa hakkımda suç duyurunda bulunmuştur. Bu bayan çok şey bilmektedir. Kaybolan iki yüze yakın tablonun ne olduğunu bilmektedir. Saim Beyin muhasebesine bakan babasının, son zamanda bir suistimal yüzünden işine son verilmişti. Bayan muhtemelen geçmişe dönük bu olayı araştırdığımı sanarak konuşmadı, ikna edemedim.


İstanbul’da konu ile ilgili Ragıp Baras, Veysel Ürer, Türkan Taşcıoğlu, Ankaradan Doç. Dr. Belma Konuklugil verdikleri bilgi ve fotoğraflarla destek olmuşlardır, teşekkür ederim.


Birkökler, üçü kız beş kardeştiler, kızlardan Halide hanım evlendi ve kısa bir süre sonra ayrıldı. Yıllarca ayrıldığı sarhoş kocasının tehditleri altında korku içinde yaşadılar. Diğer kızlar hakkında fazla bir bilgi yok, iki erkek olan Saim ve Sadi Beyler Galatasaray lisesinde okumuşlardır. Onların da ilerideki yıllarda neler yaptıklarına dair fazla bir bilgi edinemedik.


Fransa’ya gittiklerine ve Jöntürkler’den olduklarına dair bir bilgi var.


Hiç evlenmemişlerdir. Tersaneleri Sütlüce ile Kasımpaşa arasında bir yerdeydi. İlk önceleri Galata’da oturmuşlardı. Oturdukları ilk evi aradım, yol yapımı nedeniyle yıkılmıştı. İstanbul Zincirlikuyu mezarlığında gömülüdürler. Babaları Eğrizade Mehmet kaptan’ın mezarı Eyüp mezarlığındadır. Anneleri kimdi ve mezarı nerededir henüz bulamadım. Ünye’de ki aile adları “ Eğrizade Mehmet Kaptanlar” dır.


İki araştırma bir yerde kesişti.


Bu hikaye gibi halen bitiremediğim bir konu daha var, “Ünyeli Şair Ziya Behlül Bey” Ziya Behlül  Bey ve Saim Birkök araştırması öyle bir yere geldi ki ikisi aynı yerde kesişti.


Nasıl mı?


Ünyeli Servet-i Fünun şairi bir Çerkez Prensi’nin oğlu olan Ziya Behlül Bey, Ünye belediye eski başkanı ve Ordu eski milletvekili rahmetli Hüsrev Yürür’ün dayısıdır. Üniversitede iken Balkan harbine gitmiş ve hastalanarak geldiği Ünye’de bir müddet sonra vefat etmiştir. Mezarı Ünye’de Türbe mezarlığındadır.  Şair Ziya Bey’le Saim Bey Mekteb-i Sultani’den (Galatasaray lisesinden) okul arkadaşlarıdırlar ve Ziya Bey, İstanbul’da okurken onlarda kalmıştır. Hüsrev Bey vefatından önce bana anlattığı anışlarında  “dayım, İstanbul’da Ünyeli Kaptanlarda kalmıştı ve onların çocukları ile aynı okula gitmişti, ben Saim Bey’i tanıdım, Ünye’ye geldiğinde bizde kalırlardı” demişti.


Saim Bey’in kardeşi Sadi Birkök çene kanseri hastalığı nedeniyle yüzünün bir tarafı alınmış olarak son yıllarını geçirmişti. Saim beyin vefatı hakkın da da şu anda elimizde sağlıklı bilgiler yoktur.


Her gelen yeni bir bilgiyi ve belgeyi halkaları kopuk bir zincir gibi birleştirmeye çalışıyorum. Bittiği zaman Ünye kültür arşivi bir eser daha kazanmış olacaktır.


Bu konuda son belge ve bilgiyi Ünye’den akrabası olan Ecz. Lale Ürer Cantürk Hanım göndermiş. Lale Hanım’ın gönderdiği bilgi aşağıdadır.  Fotoğrafta Lale Hanım’ın babaannesi Saniye Hanım İstanbul’a Saim Beylere yaptıkları bir ziyaret sırasında Saim Bey’in çalışma masası başında ve Kaplumbağa terbiyecisi tablosunun yanında görülmektedir.


Lale Hanım’a ilgilerinden dolayı teşekkür ederim, gönderdiği bilgiler aşağıdadır:


 


Sayın Karaduman


22.04.2009 tarihli Şirin Ünye gazetesindeki araştırma yazınızı okuyunca birden geçmişe döndüm. Yazınızda belirttiğiniz Saim Bey’i ben görmedim. Saim Bey’in Nazmiye Hanım diye bir bakıcısı vardı. Nazmiye Hanım da evlenmiş çocuğu olmamış o da Yıldız Hanım’ı evlatlık almış büyütmüştü. Yıldız Hanım Saim Bey’e ait Beşiktaş’taki bir konakta kalırdı. Şişli Bomonti’deki konaktan daha farklıydı bu konak. Benim bu aileyle,  yazınızdaki kadar detaylı bir bilgim yoktu. Ama  anne ve babamla Beşiktaş’taki konağa sıklıkla gittiğimizi hatırlıyorum. Şişli Bomonti’deki köşk dışarıdan bakıldığında duvarlarla çevrili olduğu için görülmezdi. Bahçesi ve köşkün içi son derece güzel ve çok görkemliydi, bahçenin manolya kokusunu şu anda bile sanki hissediyor gibiyim.


Köşkten içeri girdiğinizde her taraf tablolarla kaplıydı. Salonda masalar gümüşlerle bezeliydi, herkesin evinden son derece farklıydı, ihtişam hakimdi köşke. 


2005 yazı Ünye festivalinde Lale eczanesinin açılışının 20. yılı olması dolayısiyle kişisel aile fotoğrafları sergimi açtım. Bu serginin en çarpıcı resmi babaannem olan Saniye Ürer’in bir fotoğrafıydı. Babaannem bu fotoğrafta Saim Bey’in çalışma masasının arkasında ve Osman Hamdi beyin kaplumbağa terbiyecisi resminin önünde görülüyordu. Bu nedenle yazınızın tümüne katılıyorum. Evet kaplumbağa terbiyecisi resmi bu köşkten çıkmıştı. Bu fotoğrafta bunun kanıtıydı. Çocukluk hafızamda amcamın ve babamın bu akrabalık ispatı davasıyla uğraştıklarını konuşmalarından hatırlıyorum.


Bu bilgilerimi sizin arşivinize aktarmak istedim.


İyi çalışmalar dileğiyle.


LALE ÜRER CANTÜRK



Bu Haber 4663 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI