Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Dumlupınar Denizaltısı Faciası 1953
25 Mayıs 2009 Pazartesi 08:06
“Ah bir ataş ver cıgaramı yakayım” Yaşar Karaduman

Ünye’de bir Nisan akşamı..


Yıl 1953


Yedi yaşındayım..


Hava kararmak üzere, babamla eve gidiyoruz..


Bugünkü belediyenin karşı sırasında çınar ağacına kadar sıra sıra kahvehaneler vardı. Belediyeden iş bankasına kadar olan kısım da kahvehanelerin bahçeleri idi.  Henüz bugünkü yol yapılmamıştı, kahvehanelerin bahçelerinin önü kayık ve motorların çekildiği kumluktu. Bu kahvehanelerde de hep kayıkçılar ve motorcular otururdu. Çınar ağacının bulunduğu köşedeki kahve Sıddık Emmi’nin di.


O akşam kahvelerin önünde her zamankinden farklı bir kalabalık sokaklara taşmış, radyodan gelen üzgün bir sesi dinlemeye çalışıyorlardı, herkes ağlamaklıydı.


Deniz Kuvvetlerimizin Dumlupınar denizaltısı Ege’de bir Nato tatbikatından dönerken 4 Nisan 1953 sabahı Çanakkale boğazı Nara burnu açıklarında İsveç Neboland şilebiyle çarpışmış ve hızla batmıştı.


Naboland, Dumlupınar'a tam baş tarafından bindirmişti, denizaltı birkaç saniye içinde Çanakkale Boğazı'nın karanlık ve soğuk sularına gömülmüştü. Gemilerinin baş taraftan itibaren su aldığını gören denizciler hızla torpido dairesine sığınmışlardı. Kıç torpidoya varana arkadaşlarının birçoğunu kaybettiler, sadece 22 denizci de torpido dairesine ulaşmayı başarmıştı.


Gün ağarmıştı. Balıkçı tekneleri, Dumlupınar'ın batarken su yüzüne fırlattığı haberleşme şamandırasını gördü. Gümrük motorunun ikinci çarkçısı Selim Yoludüz şamandıraya uzandı ve üzerindeki yazıyı okudu:
"Deniz Kuvvetlerine bağlı Dumlupınar Denizaltısı burada battı. Kapağı açın ve denizaltıyla irtibat kurun."


Kapağı açtı, şamandıranın içindeki ahizeyi kaldırdı ve ümitle


"Alo" dedi...
Aşağıdan bir ses:


"Buyrun, ben Astsubay Selami"


Selim Yoludüz ,Astsubay Selami'ye ne durumda olduklarını sordu.


Astsubay Selami, geminin 15 derece yatık olduğunu, elektriğin kesik olduğunu ve kendilerinin kıç torpido dairesinde 22 kişi olduklarını söyledi.


Gümrük motorunun çarkçısı Selim Yoludüz, mürettebata Çanakkale Boğazı'nın Nara Burnu'nda olduklarını ve gemilerinin tahminen 90 metre derinlikte yatmakta olduğunu söyleyerek;


"Endişelenmeyin, sizi oradan çıkaracağız" dedi.


Astsubay Selami'nin cevabı ise umutsuzdu:


 “Ailelerimize selam söyleyin, vatan sağolsun”.


Çanakkale Boğazı'nın akıntılı sularında kurtarma çalışmaları, mürettebatı kurtarmaya yetmedi. Dalgıçlar kurtarma çanını denizaltının gövdesine tutturmayı başaramamıştı. Kurtarma için bütün uğraşmalara rağmen, ne Dumlupınar ne de mürettebatı kurtarılabildi.


Türkiye’nin elinde 91 metre derinlikten bu denizaltıyı çıkaracak imkanlar yoktu.  


Konuşma gemidekilerle telefon vasıtası ile yapılıyordu, radyo olayı ve yüz metre aşağıdaki denizaltıda sağ kalanlarla konuşmayı naklen veriyordu, kahvehanelerin önündeki kalabalık bunun için toplanmıştı.


Elli altı yıl sonra radyodan gelen denizaltıdakilerin sesleri bugünkü gibi kulaklarımdadır.


“Hiç endişelenmeyin sizi sağ salim yukarı alacağız, sesiz olun, konuşmayın, şarkı türkü söylemeyin, hareket etmeyin, sigara içmeyin, oksijen tükenmesin.


Denizaltıdan gelen ses:


“Vatan sağ olsun komutanım”.


Babam askerliğini “Yıldıray” isimli denizlatıda yapmıştı.. Bunlar dört kardeş  gemilerdiler Yıldıray, Saldıray, Atılay, Baturay..,  En şansızı Dumlupınar oldu.. Dumlupınar adlı üç denizaltılarının yaşadıklarından sonra Türk deniz kuvvetleri bir daha hiçbir denizaltısına “Dumlupınar” adını koymadı.


Babam gemiyi tanıdığı için ağlıyordu, herkes ağlıyordu, biz çocuklar da ağlıyorduk,  saatler geçiyor kurtarma çalışmaları sonuç vermiyordu.


Kurtaran Gemisi kazadan on saat kadar sonra olay yerine gelmişti ve akıntı çok kuvvetliydi dalgıçlar on bir dalış yaptılar ve kurtarma halatını denizaltıya bağlamaya çalıştılar başaramadılar en son dalgıç 80 metreye kadar inebildi ve baygın halde yukarı aldılar halbuki gemiye ulaşmaya daha on bir metre vardı.


Salı günü sabaha karşı ümitler tükendi. Çünkü içerdeki hava ancak üç gün yetiyordu 72 saat sonra oksijen bitmiş ve 22 kişiden ümit kesilmişti.
Zaman azaldıkça, kurtarma çalışmalarına katılanların moralleri bozuluyordu. Bir süre sonra bir konuşma daha yapmak için şamandıranın başına gidildi ve ahize kaldırıldı. Aşağıdan gelen sesler hazin sonun acılı haberini verir gibiydi. Ahizenin diğer ucundan sadece dualar, ezan sesleri geliyordu. Bir müddet sonra da telefon kablosu koptu. Bir daha Dumlupınar mürettebatından haber alınamayacaktı...
VE....
Milli Savunma Bakanlığı Temsil Bürosu o gün son bir tebliğ yayınladı:
Çanakkale'de Nara önünde batan Dumlupınar denizaltı gemisinde kalmış olan personelin kurtarılmasından tamamen ümit kesilmiştir.


Denizaltındaki subay ve erlere kendilerini su yüzüne çıkaramayacakları imkanların yetmediği söylendi, denizciler bu bilgiyle oksijen bitinceye kadar hayatta kaldılar.


Son sözleri Vatan Sağ Olsun oldu ve bu sözle tarihe geçtiler.


Bir süre sonra artık bir umut kalmadığının haberi geldiğinde mürettebata  "artık sigara içebilirsiniz, türkü de söyleyebilirsiniz dendi.


Kazadan ancak elli yıl sonra ise 2003 tarihinde gelişen teknoloji ile Dumlupınar’a inilmiştir. 30 Mart 2003 tarihinde Dumlupınar’a inen Vatan Size Minnettardır yazılı bir plaketi de gemiye çakmışlardır..,


81 denizcimiz bugün Çanakkale Boğazının derinliklerinde ebedi uykularındadırlar.


Vatan sağ ve onlara minnettardır
Kaynak:  www.Savakarakas.com , www.denizhaber.com

Araştırmanın başlığı olan:


“Ah bir ataş ver cıgaramı yakayım”  bir halk türküsüdür..


Lütfen kimse sigara içmeye özenmesin


Konu ile ilgili videolar:


http://www.azbuz.com/viewVideo.jsp?videoId=41000000000132055


http://www.gelibolumuz.com/gelibolu/gelibolu_video.asp?id=245



Bu Haber 4885 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI