Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
YAŞAR KARADUMAN / ÇANAKKALE SAVAŞLARININ YÜZ İKİNCİ YILI (5) Çanakkale’den Nasıl kaçtılar?
17 Nisan 2017 Pazartesi 09:18
Düşmanın moralleri bozulmuş, Çanakkale’nin geçilebileceği umutları tükenmişti.. İngiliz Harbiye Bakanı cepheyi ziyaret etmiş, artık Türk savunmasını sökmenin imkanı kalmadığını anlamış ve çekilme kararı almıştır.
Türklerin çekilmeden
Nasıl Haberi Olmadı?

Bu soru en çok sorulan sorulardan biridir, çekilme iyi planlanmış, hava koşulları beklendiği gibi gitmiştir. Türk kaynaklarının çekilmeden haberi kesinlikle olmamıştır. Yalnız Mustafa Kemal bunu fark etmiş takip için izin verilmemiştir.
İngilizler çekilirken, muazzam miktarda savaş malzemesi bırakmışlardı, beş motor ile 60’tan fazla sandal küçük demiryolu hattı, çok büyük miktarlarda telefon malzemesinin yanı sıra, yığınla her cinsten alet edevat, ilaç sandıkları, birçok sıhhiye malzemesi ve içme suyu filtreleme cihazı bulundu.
Geride, büyük miktarda top ve piyade silahı mühimmatı, pek çok araba ve top kundağı ile her türden hafif silahlar, sandıklar dolusu el bombası bırakmışlardı. Yığınlar halinde konserve, un, gıda maddesi ve odun bulundu. Düşmanın bütün çadırlı ordugâhları, olduğu gibi bırakılmıştı. Gemilere bindirmeye vakit bulamadıkları için yüzlerce at ve katırı öldürmüşlerdi.
Dağlar gibi silah, cephane ve istihkâm malzemesi ganimetlerin arasındaydı çadırlı ordugâhlar ve barakalar, çadır hastaneleri içlerindeki tüm teçhizatla birlikte, olduğu gibi bırakılmışlardı. Birçok at ve katır canlı olarak ele geçirilmişti ve bu.

Nasıl kaçtılar?
Kasım sonuna doğru hava birden bire bozdu. Ani olarak bastıran kış, herkesi gafil avlamıştı. Kırk senedir o bölgede böyle soğuk görülmemişti. Gündüzleri sağanak halinde yağmur yağıyor, geceleri korkunç bir ayaz ortalığı kasıp kavuruyordu. Bu durum iki tarafa da savaşı unutturmuştu. Türk ve İngiliz askerleri siperlerini terk edip suların erişemeyeceği yüksekliklere yerleştiler. İki düşman, karşıdan karşıya titreyerek birbirlerini süzüyor, fakat kimse silaha sarılmıyordu.
Yağmurları tipi halindeki kar yağışları takip etti. Anzak birliklerini teşkil eden Avustralya ve Hintli askerlerin bir kısmı ilk defa kar görüyordu. Fakat soğuk dayanılır gibi değildi. Askere, kışlık elbisesi yetiştirilememişti. Herkes sırılsıklamdı ve ıslak battaniyelerine sarılıp ısınmaya çalışıyordu. Kasımın son günü hava biraz düzeldi. O güne kadar tahliyeyi düşünmemiş olanların bile artık kafasında tek düşünce vardı: Bir an önce bu lanetli topraklardan kaçmak…


Askerler, hayvanlar, savaş
malzemeleri ve gıdaların tahliyesi.
Tahliye için adalardaki ufak gemi filoları toplanır muhtemel savaşa karşılık Mısırda 1200 yataklı hastane hazırlanır çekilmede yaralananlar ve büyük gemilere yüklenenler doğru İngiltereye gidecektir.
12 Aralıkta Fransa sömürgelerinden getirdiği zencileri gizlice kaçırır.
13-10-18 Aralıkta 48.000 İngiliz askeri 130 top 3000 hayvan geceleri sessizce yüklenir, gündüz hiçbir hareket yapılmaz. Daha geride kıyılarda 40.000 asker araç gereç top yiyecek kalmıştır
19 Aralık günü topların yarısı ve 10.000 kişi daha gece sessizce gemilere alınır.
10 Aralıkta başlayıp 20 Aralıkta biten on günlük çık sıkı gizlilik içinde yapılan tahliyede 83.000 insan 186 top 4600 at katır araç gereç ve cephane gemilere taşınmıştır.
Geriye çok sayıda top, çok sayıda katır erzak, un ve malzeme kalmıştır.
Her akşam ortalık karardıktan sonra ANZAK ve Suvla koylarına kurtarma sandalları, çıkarma tekneleri yanaşıyor ve durmadan asker, hayvan top ve diğer savaş malzemesi taşınıyordu.
Önce hasta ve yaralılar nakledilmişti. Onları harp esirleri takip etti. En son sıra birlik askerlerine geldi. Ayak sesleri duyulmasın diye herkesin postalına paçavralar sarıldı. Ortalık aydınlanıncaya kadar kıyıda yükleme faaliyeti durup dinlenmeden devam ediyordu. Fakat tan yeri ağarmadan kısa bir süre önce tekneler açığa çekiliyor, geride kalanlar yine siperlere siniyor ve güneş doğduğu zaman her şey normale dönmüş oluyordu.

18 Aralık Cuma günü müttefik kuvvetlerin yarısı ve malzemelerin büyük bir kısmı tahliye edilmişti. Geriye kalan 40. 000 kişi cumartesi ve Pazar gecesi kıyıdan ayrılmış olacaktı.
Cumartesi sabahı Gelibolu Yarımadası yine ilkbahardan kalma bir gün yaşıyordu. Cumartesi gecesi, şans bir defa daha müttefiklere güldü. Anzak ve Suvla kesimlerindeki 20. 000 asker, tek bir kayıp vermeden denize açıldı.

Pazar sabahı Türk topları kıyıya birden mermi yağdırmaya başladı. Donanma hemen karşılık verdi. Fakat geriye kalan 20. 000 kişinin geleceği karanlık görünüyordu. Birden Nisan ayındaki ilk çıkarma gününün şartlarına dönülmüştü.
Saat 17.00’ye doğru güneş battı… Hava iyice kapanmıştı. Ay bir yüzünü gösteriyor, bir kayboluyor, sicim gibi ince bir yağmur yağıyordu. Silah sesleri kesilmişti. Yalnız Helles Burnu’nda gürleyen topların homurtusu duyuluyordu… En uzak mevzilerdekiler, ilk gidenler oldu. Siperlerinden çıktılar ve birer kol halinde unlu, şekerli izlerini takip ederek kıyıya indiler. Sigara içmek, konuşmak yasaktı. Saat 22.00’de kıyıda topu topu bin beş yüz kişi kalmıştı. En tehlikeli an da buydu işte. Fakat Türk mevzilerinde herhangi bir hareket görülmüyordu. Saat 03:00’te karada hiçbir müttefik askeri kalmadı. Geride kimsenin unutulmadığına emin olmak için tekneler bir süre daha bekletildi. Ufuk hafiften aydınlanırken, saat tam dörtte kıyıdaki cephanelik ateşe verildi. Ve son grup da Gelibolu’yu terk etti.

Mareşal Kitchener bile tahliyenin en iyimser tahminle 20. 000 askerin canına mal olacağını sanmıştı. Oysa bir iki yaralının dışında, müttefikler hiçbir zayiat vermemişlerdi.
Tarihi yenilgi ile kaçar gibi gittiler.

Kaynaklar: ve alıntılar:
Prof. Dr. Abdurrahman GÜZEL, Avustralya Resmi Tarihinde Gelibolu / Çanakkale.
İbrahim ARTUÇ “1915 Çanakkale Savaşı


Bu Haber 474 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI