Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
YAŞAR KARADUMAN / ÇANAKKALE SAVAŞLARININ YÜZ İKİNCİ YILI (8) ÇANAKKALE ESİRLERİ
8 Mayıs 2017 Pazartesi 09:07
İngiliz ve Fransızların aldığı Türk esirler ve Türklerin aldığı yabancı esirler ne oldu? Çanakkale Savaşlarının sonuçları da acı olmuştur. Bu savaşta Türkler 250.000 bin insan kaybetmiştir. Bunların hepsi şehit değildir. İçinde kayıplar, hastalıktan ölenler, yaralılar ve esirler de vardır. Tarihçilerin üzerinde birleştikleri şehit sayısı 50 ve 75.000 arasındadır.
Çanakkale’de artık bir sonuca varamayacağını anlayan düşman hiç kayıp vermeden sessizce çekilmiştir. İngiliz tarihçiler Türklerin çekilmeden haberi olmadığını bunun bir başarı olmadığını yazarlar. Oysa Türk askerleri düşman siperlerine taşlara sarılı kağıtlar atarlar kağıtta: “Kaçtığınızı biliyoruz, yine görüşeceğiz” yazılıdır.
Çanakkale Savaşlarının sonuçları ağır olmuştur Birinci Dünya Savaşı üç yıl daha uzamış, Karadeniz’de Ruslarla irtibat kuramayan İngilizler sömürgelerinin gözünde küçük düşmüşler, Rusya’ya yardım ulaşmayınca Çarlık rejimi yıkılarak komunitsler yönetimi ele almış ve işgal ettikleri Sarıkamış, Kars ve Ardahan’dan çekilmişlerdir.
Çanakkale aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı içinde savaştığımız sekiz cephede galip geldiğimiz tek cephedir. Çanakkale’de Balkan Savaşlarında yıkılan imajımız tekrar düzelmiştir.

Çanakkale’nin Esirleri
Çanakkale Savaşlarından sonraki en büyük dram esirler olmuştur. Fransızlar aldıkları Türk esirlerini Marsilya Boujan, Pradeline ve Korsika esir kamlarında tutmuşlardır. Bu esirlerden çoğu Fransa’da kalmış kimi evlenmiş bir kısmı da 1924 de Kurtuluş Savaşından sonra Fransızlarla yapılan anlaşma sonunda Türkiye’ye dönmüşlerdir.
İngilizler ise esirlerin bir kısmını Kıbrıs’ta kurdukları esir kamplarına götürmüşler ve ayrıca esir doğuda Myanmar'dan batıda Mısır'a uzanan birçok kampa yerleştirmişti
Mısır'daki kamplarda sık görülen dizanterinin yanı sıra, sadece Osmanlı esirleri "Pellegra" denen bir hastalığa yakalanıyorlardı. Esirlerin aç bırakılıp, veya kokmuş at ve katır etlerini yemekten kaynaklanan, uyuza benzeyen bir hastalıktı bu.
Ruslara esir düşen askerlerimiz "soğuk ve beyaz ölüm"e rağmen yaşamaya çalışıyorlardı. Romanya ve Galiçya'da esir düşen askerlerimiz, yük vagonlarına hayvanlar gibi istif edilerek Sibirya'daki kamplara götürüldüler. Kafkasya'da esir düşenler ise Hazar Denizi'nde, yılan ve akrep kaynayan Nargin Adası'na kapatıldı. Yük vagonlarıyla yapılan nakillerde ölümler çığ gibiydi.
İngilizler, ellerindeki esirlerin tahliyesini sürekli erteliyordu. Çünkü salıverilen askerlerin İstiklâl Harbi'ne iştirak etme ihtimali hepsini tedirgin ediyordu.
Kimisi döndü ama evini viraneye dönmüş buldu. Kimisi ocağını sönmüş buldu.
(Kaynak Murat Muhsin Sızıntı Dergisi)

Türklerin Aldığı Esirler
Türkler ise aldıkları esirleri, bunlar çok çeşitli milletlere sahiptir, İngilizler, Yeniz Zelandalılar, Avusturlayalılar, İskoçyalılar, Yunanlar, Yahudiler Ermeniler, Türkiye içinde kurdukları seksen adet esir kamplarında barındırmışlardır.
Esir olarak getirilen asker veya siviller öncelikle tifo, tifüs, kolera gibi hastalıklara karşı aşılanıyorlardı. Bu nedenle Türkiye’de bulunan esir kamplarında salgın hastalık görülmedi. Esirler kamplarda tamamen serbest dolaşabiliyorlardı. Yemekler oldukça iyi idi. Kış gelince mevsime göre kalın giysiler verilmişti.
Çanakkale Savaşı'nda esir düşen Avustralyalı askerler için kurulan en büyük kamp Afyonkarahisar'da dır. Bunun yanında Adana, Çankırı, Yozgat, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul'un da aralarında bulunduğu kamplar da tutulmuştur.
Avustralyalı askerler kaçmayacaklarına dair söz verince kapalı yerlerde tutulmamışlar, Türklerle iç içe yaşam sürmüşler. Askerler esir oldukları sürece bir nevi Türklerle kültürel alışverişte bile bulunmuşlar. Gediz'deki esirler bin kitaptan oluşan bir kütüphanenin kurulmasını sağlamışlar, dil öğretmişler, yerel yöneticilerin desteğiyle bando kurmuşlardır..Türkler esirlere tutsak değil, misafir muamelesi yapmışlardır.
Türkiye’de kurulan “Esir Kampları”nın sayıları 80 kadardır. İstanbul, Sivas, Ankara, Nusaybin, Çankırı, Kastamonu, Adapazarı, Nevşehir, Ankara, Balıkesir, Niğde, Bor ve İzmit belli başlılarıdır.
Ancak en meşhuru 1915 te faaliyete giren Afyonkarahisar’ kampıdır.
Esirler dikenli tellerle veya duvarlarla çevrili sahalarda değil evlerde veya kamu binalarında,halkın arasında günlerini geçirmişlerdir.. Birçok milletten subay ve asker uzun süre burada kalmışlar, hamamı dâhil çoğu imkanlardan faydalanmışlardır
“A prisoner in Turkey /
Türkiye’de Bir Esir”
Adlı kitabın sahibi John Still, Afyon’da 120 Rus, 100 İngiliz subay bulunduğunu ve esirlerin istasyon ile şehir merkezi arasındaki iki kilometrelik mesafede kaldığını, evlerin güzel havalarda sıkıntı çektirmediğini ancak kışın soğuktan etkilendiğini yazar. Kaldığı süre zarfında İngiliz, Fransız, Yeni Zelandalı, Avustralyalı, Rus, Polonyalı, Ukraynalı, Karadenizli Rum, Rus Yahudi, İtalyan, Kazak, Gürcü, Hintli, Arap, İrlandalı, Romanyalı ve Sırp esirlerin bulunduğunu aktarır.
Yeni Zelandalı esirlerden William Thomas Cheater sonradan yazdığı anılarında: Aylar geçtikçe subaylar tiyatro tertip etmeye, konser vermeye başladılar, pazardan oyunlar için dekor, kadın ve erkek kıyafetleri, peçe dâhil kostümler alırlardı.

Avustralyalı tarih araştırmacısı, yazarı Jennifer Lawless, "Savaş sonrası Avustralyalı Esirler" konulu çalışmasında savaş sonrası elde ettiği bilgilerde, Anzak esirleri, Türk yaralılarla birlikte Kızılay gemileri ile İstanbul’a gönderilmişlerdir. Bu esirlerin bazıları aylarca İstanbul'da Çapa ve Gümüşsuyu hastanelerinde yatmak zorunda kalmışlardır.
Diğer kamplar ise Kastamonu, Gediz, Ankara, Pozantı, Çankırı, Yozgat, Bor, Adapazarı ve Yeşilköy'deydi. Çankırı’da Anzak esirleri büyük ölçüde hareketlerinde özgürdü. Kütüphaneler ve müzik grupları kurdular. Resim yaptılar. Tiyatro oyunları ve konserler düzenlediler ve yerel halkla ava çıktılar. Normal askerler; okul, kışla ve kulübelerde barındırıldı.
Savaşa gelirken “Sakın Türklere esir düşmeyin sizi yerler” demişlerdi. Geldiler gördüler ve yaşadıklarını ülkelerinde anlattılar, “Kandırıldık, bu bizim savaşımız değildi” dediler
Gelecek Hafta:
Çanakkale Savaşında Kadınlar



Kaynaklar:
Aksiyon dergisi
Sabah Gazetesi Bülent Ergün
Doç. Dr. Selçuk Ural
A.Ü Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü


Bu Haber 169 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI