Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
93 Harbi ve Acara Sürgünleri-1
1 Haziran 2009 Pazartesi 12:09
Ahmet Derya Varilci

O gün eşi bir poşet içerisinde biri el yazması, dört “eski” kitap getirmişti. İkisi matbu Mushaf, biri ilmihal, diğeri de el yazması bir dua kitabıydı. Müze eve bağışlanmak üzere Haluk Civanbay tarafından gönderilmişti. Bu kitaplar, 93 Harbi sonrası Acara’dan Ünye’ye göç eden Jivaneze ailesine aitti. Acara Bölgesi, bugünkü Gürcistan’a bağlı Batum şehri ve çevresini kapsayan tipik bir Karadeniz sahilidir. Bu kitaplar, Acara’dan Ünye’ye 132 yıl önce yapılan zorlu ve zorunlu bir göçün temel karineleridir.


Aile yadigârı kitapların müze eve bağışlanmasına sevinmiş, hemen teşekkürlerini göndermişti. Özenle saklandıkları belli olan bu emanetlerin solmuş sayfaları arasıda gezinirken, birden durdu. Kim bilir bir zamanlar Ünye'de kaç evde buna benzer eski yazı kitaplar vardı? Bunlardan kaçı bugüne ulaşmayı başarabilmişti? Yıllar öncesine gitti, anneannesinin kendisini “didigasi” diye sevdiği ta çocukluk yıllarına… Silik bir siluet halinde “eski yazı” kitaplar geldi aklına; el işlemeli örtüler, kanaviçeli yastık giymeleri ve babaannesinin çeyiz sandığındaki simli bohçayı hatırladı. Bir de babaannesi Havva Hanımdan derlenen aile öykülerini...


 


93 harbi ve Varşanize ailesi


 


93 harbi diye tarif edilen 1877 – 78 Osmanlı Rus savaşı, Osmanlı Tarihinde bir dönüm noktası sayılır. Avrupa, Kafkasya, Kuzey Afrika ve Yemen Cepheleri birer birer düşmeye başlar. Çanakkale Direnişine rağmen 1. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı’nın bütün toprakları tehlikeye girer. Kurtuluş Savaşına kadar süren 40 yıllık süreç tam anlamıyla bir muammadır. Zorunlu göç, tehcir, açlık, yoksulluk, salgın hastalık ve sürekli seferberlik durumlarının görüldüğü yıllardır.


93 Harbi sonrası Acara bölgesinde 300 yıl Osmanlı yönetiminde yaşayan binlerce Müslüman, bayrak ve din uğruna yaşadıkları topraklardan ayrılarak Anadolu’nun değişik yerlerine yerleşmişlerdir. Jivanezeler gibi, Varşanizeler de ata yurdundan koparılarak Ünye’ye gelen ailelerden biridir. Varşanize ailesiyle birlikte toplam 6 aile,  meşakkatli bir yolculuğun ardından Ulubey’in Fındıklı bölgesine yerleştirilir. Bu yıllarda Varşanize Ailesine bir kız evlat gelir, aile öykülerinin kaynağı “babaanne” Havva’dır… Havva, Emine Hanımın ikinci kocasından olan kızıdır. Emine Hanım ilk eşini göç yollarında kaybetmiştir. Açlık, sefalet ve salgın hastalıklar yanında, karşılaştıkları en büyük güçlük göç yollarında maruz kaldıkları eşkıya baskınlarıdır. İşte bu baskınlar sırasında Emine Hanımın eşi eşkıyalar tarafından öldürülür. Bu yolculuğa çıkmadan kısa bir süre önce Acara bölgesinde birbirlerini severek evlenen bu iki genç, oğulları henüz kucaktayken göç yollarına düşerler. Emine Hanım eşini kaybedince, gelenekler doğrultusunda ailenin küçük kardeşi (kayınbiraderi) Varşanize Ahmet'le evlendirilir. Havva babaanne, Emine Hanımın bir türlü kabul edemediği bu evlilikten doğar. Emine Hanım geride 2 küçük yavru bırakarak genç yaşında vefat eder. Batum bölgesinde deniz kenarında yüz yıllardır süren hayat tarzları, bu dağlık bölgeye alışamamalarına sebep olmuştur. Tekrar göç hazırlıkları başlar, yeni rotaları Ünye Mitrebolu'dur.


 


Varşanizelerin kızı Havva Hanım


 


Üvey anne elinde çok zor çocukluk ve genç kızlık yaşayan Havva Hanım gönlünü İsmailoğullarından Ahmet'e kaptırır. Aileler göçe başladıklarında Ahmet babası Abdullah'ı ikna ederek ailesi ile göç kervanına katılırlar. Aynı yöreye göç etmelerindeki sebep, Havva ile Ahmet’in evlenme istekleridir. Varşanizeler, tek kelime Gürcüce bilmeyen bir Türk’e kızlarını vermek istemezler. Ahmet’in ailesi de bu evliliğe sıcak bakmamaktadır. Sonuçta Havva Hanımla İsmailoğullarından Ahmet’in evlenmesine engel olamazlar. Bir yıl sonra kızları Sultan doğar. Bir kaç yıl sonra da Mevlüt dünyaya gelir (1911). Göçün yaraları yeni yeni sarılmaya başlamış, mutluluğun kapısını aralamaya çalışırlarken Ahmet'in askerlik görevi başlar. Görev yeri Şebinkarahisar'dır. Zaman zaman izne ailesinin yanına gelir. Son geldiğinde oğlu 4, kızı 7 yaşına gelmiştir. Oğlu Mevlüt, babasının üşümesin diye omzuna koyduğu ceketin sıcaklığını hiçbir zaman unutmamıştır.


Havva Hanımın acılı yaşamında yeni bir sayfa açılır. 22 nisan 1915’te İsmailoğullarından Ahmet ve 62 arkadaşı Şebinkarahisarı’nda Ermeni çeteler tarafından Şehit edilmişlerdir. İstanbul hükümeti 24 Nisan 1915 tarihinde Tehcir yasasını çıkarır. Ünye’de oturan 1500 Ermeni vatandaş, tıpkı Acara sürgünleri gibi yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kalır. Şartlar daha da ağırlaşmıştır. Havva Hanımın başını sokacak evi olmasına rağmen kıtlık ve yokluk bütün şiddetiyle devam etmektedir. Eşi Ahmet’i kaybetmesinin ardından yaşadığı acıların en büyüğü gelir:


Kızı Sultan’ı kaybeder.


Acara Göçmenlerinden Varşanizelerin kızı Havva Hanım, eşinin ardından kızını da kaybetmiştir. Bu acılı ve dul kadın, akrabalarının ısrarla evlenesini  istemesine karşın tek başına ayakta kalmayı yeğlemiştir. Üstelik akrabaları yaşadıkları bir takım sorunlar nedeniyle Mitrebolu’dan Kızılcakese (Keş) Köyü’ne göç eder. Havva Hanımı oğlu Mevlüt'le yalnız başına bırakırlar ama, bağlarını tümüyle koparmazlar.


Kurtuluş Savaşı bütün ağırlığıyla sürerken, Havva Hanım 10 yaşına basan oğlu Mevlüt’le Ünye'nin Mitrebolu Köyünde yaşamaktadır.


 


Haftaya Cumhuriyet’in ilanı, Havva Hanımın Camcı Mahallesine ve Çömlekçi’ye geçişi, mübadele yılları, Ünye’de etnisite sorunu.



Bu Haber 4885 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : gurculer Tarih : 1 Haziran 2009 / Pazar Üye Adı :mahmut
bende onların torunlarıyım antalyadan arıyom benim dedemin babası aynmi once ulubey daha sonra midraboluya nyerlesmisler
Başlık : gurculer Tarih : 1 Haziran 2009 / Pazar Üye Adı :mahmut
bende onların torunlarıyım antalyadan arıyom benim dedemin babası aynmi once ulubey daha sonra midraboluya nyerlesmisler
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI