Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
YAŞAR KARADUMAN / Osmanlıda Ramazan Osmanlı Ramazanı nasıl karşılardı?
29 Mayıs 2017 Pazartesi 08:46
Bugün olduğu gibi ekmeğe, Osmanlı döneminde de büyük bir önem verilir, gramına hatta tuz miktarına kadar padişah karar verirdi, pişirildikten sonra padişahın testinden geçerdi. Ekmek tam pişmemiş veya gramajı düşük olmuşsa fırıncı ağır cezalara çarptırılırdı
Ramazan eskiden kullanılan Hicri takvimde dokuzuncu aydır. İslamiyet`te oruç ayıdır. Oruç ise İslamiyet’in beş şartından bir tanesidir. Bu ayda Kur’an indirilmeye başlanmış ve oruç tutmak farz kılınmıştır.
"O Ramazan ayı ki irşad için, hak ile batılı ayırt eden, hidayet ve deliller halinde bulunan Kur'an onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. (Bakara suresi 185. ayet)
Ramazan “yanmak” demektir
“Ramaz” kelimesi güneşin şiddetinden bir yerin kızmasıdır, böyle kızgın yere “ramda” denir. “Ramazan” “ramda” mastarından “yanmak” manasına gelir. Bu aya “Ramazan” denmesinin bir sebebi; bu ayın günahları yaktığıdır.(Kaynak: Elmalılı Hamdi Yazır)

Osmanlı Sarayında Ramazan
Ramazan tarih boyunca da çok farklı bir ay oldu. Osmanlı İmparatorluğunda Ramazan’ın faturası devlete ağır olmuştur.. Sokollu Mehmet Paşa bile iftar davetlerinin altından kalkamamıştı. Maksadını aşan ve bazen gösterişe dönen iftar davetlerinin masraflarından Osmanlı Devleti’nin bu işe bakan vezirleri bile perişan olmuşlardı.
Ramazan ayı geldiğinde gelenekleşmiş kurallara göre bu ayda yapılan faaliyetler vardı. Bunların en önemlilerinden biri veziriazamın, yani başbakanın iftar davetleriydi. Başvezir ve diğer üst düzey devlet adamları, Ramazan’ın ilk haftasından itibaren âlimleri, bürokratları ve askerin ileri gelenlerini iftara davet ederlerdi.
İftar davetlerinin en önemlisi baş vezirin vereceği ziyafetlerdi. Davete katılacakların listeleri düzenlenerek padişahın onayına sunulurdu.
Davetlere ilk çağrılanlar âlimlerdi. Ramazan’ın dördüncü gününde padişah camilerinin şeyhleri, beşinci gününde şeyhülislam, altıncı gününde Rumeli ve Anadolu kazaskerleriyle, Peygamberimizin soyundan gelenlerin kayıtlarını tutan nakibüleşraf davete katılırdı..
Davetler Ramazan’ın 24’ünde sarayda padişaha hizmet eden mirahurlar, bostancıbaşı ve kapıcılar kâhyasına verilen iftar yemeğiyle sona ererdi. Bu arada iftar davetine katılanlar daha sonraki günlerde şeyhülislam ve diğer vezirlerin ziyafetlerine giderlerdi.
Padişahlar, 19. yüzyılın sonlarına doğru devlet adamlarına ve ordu mensuplarına iftar yemeği vermeye başladılar. Özellikle, Sultan İkinci Abdülhamid askerleri ve öğrencileri Yıldız Sarayı’nda iftara davet ederdi. Padişahın Ramazan dolayısıyla tertiplemiş olduğu iftar yemeğine katılan subay ve askerlere ayrıca para da verilirdi.
Vezirler, ramazan aylarında devlet ileri gelenlerine günlerce iftar ziyafetleri vermelerinin yanı sıra padişaha, valide sultana, harem ağasına, sarayın üst düzey memurlarına, şeyhülislama ve ulemanın önde gelenlerine “iftariyelik” denen hediyeler gönderirlerdi.
Ramazan ayında herkesin mutfak masraflarında artış olurdu. Ancak en büyük artış devletin masraflarındaydı. Kanuni Sultan Süleyman, İkinci Selim ve Üçüncü Murad dönemlerinde 1564 ile 1579 yılları arasında 15 yıl veziriazamlık yapan Sokollu Mehmed Paşa zamanında iftar ziyafetlerinin altından kalkılamayacak derecede bir masraf olduğu fark edildi, fakat bir çare de bulunamadı.

Ramazanın Başlangıcı Nasıl Bilinirdi?
Osmanlı döneminde Ramazan’ın ne zaman başlayıp biteceği şimdiki gibi aylar öncesinden belli olmazdı. Teknoloji bugünkü kadar gelişmediğinden Ramazan’ın başlangıcını belirlemek için insanlar açıklık yerlerde gökyüzünü takip ederek yeni ayın doğuşunu beklerlerdi. Ramazan ayının başlangıç ve bitişini, Kadir gecesinin ne zaman olduğunu tespit etmek İstanbul Kadısı’nın göreviydi.
Onun görevlendirdiği insanlar özellikle minarelerden hilali gözetlerlerdi. Hilali (Ayın doğuş şekli) gördüklerinde kadının huzurunda mahkeme kurulurdu. Hilali görenler: “Hilali gördüm bu gece Ramazan’ın başlangıcıdır, şahitlik ederim dedikten sonra Ramazan’ın başlangıcı bu şekilde tespit edilir sonra durum padişaha bildirilirdi. Padişahın onayından sonra Ramazan’ın başladığı minarelerde kandiller yakılarak halka duyurulurdu..

Ramazan Tenbihnameleri (Emirleri)
Ramazan ayının problemsiz başlaması için bazı tedbirler alınır, önceden tenbihnameler yayınlanırdı. Padişah bizzat yazdığı emirlerle, yapılması gerekenler konusunda sadrazama emir verirdi.
Şaban ayının sonlarında "Ramazan Tenbihnamesi" adı altında halka yönelik bir dizi emir yayınlanırdı. Halkın dini emirlere daha sıkı sarılıp, ibadetle meşgul ve edepli olması istenirdi.. İmam ve vaizler camilerde, bekçiler ve tellallar mahallelerde, duyuru yapılırdı. Tenbihlere uymayanlara ağır cezalar verilirdi.

Osmanlı Halkının
Ramazan Heyecanı
Ramazanın yaklaşmasıyla birlikte halkta bir kıpırdanma başlar, Ramazanlık gıdalar hazırlanır, iftariyelik zeytin, peynir çeşitleri tedarik edilirdi.
Bir ay boyunca büyük camilerin bahçesine sergiler kurulurdu. Gün içerisinde sakin olan sokaklar geceleri canlanırdı. Sahurdan sonra sokaklar tekrar tenhalaşırdı, teravih vakti büyük camilere akın edilirdi...
Bugün olduğu gibi ekmeğe, Osmanlı döneminde de büyük bir önem verilirdi. Üretilecek ekmeğin gramına hatta tuz miktarına kadar padişah karar verirdi. Ekmek pişirildikten sonra padişahın testinden geçerdi. Ekmeğin kaliteli ve tadının çok güzel olması gerekirdi. Ekmek kızarmamış, tam pişmemiş veya gramajı düşük olmuşsa fırıncı ağır cezalara çarptırılırdı

Kaynaklar:
Prof. Dr. Erhan Afyoncu
Necati Dögüş, Arşiv Belgeleri Işığında XIX. Yüzyılda Dini Bayramlar.
Özdemir Nutku, "Bayram: Osmanlılar Dönemi",




Bu Haber 408 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI