Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
YAŞAR KARADUMAN / TARİHİN SAKLADIĞI SIRLAR: *19 Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa ve MEDİNE SAVUNMASI
25 Aralık 2017 Pazartesi 08:44
Peygamberin Mezarını Teslim Etmeyen Türkler •Dünya Savaşında Osmanlı yenilmiştir anlaşma gereği Arabistan toprakları ve Medine İngilizlere teslim edilecektir. Medine Müdafi Fahrettin Paşa teslim olmamıştır.
Önceki gün Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, Medine kahramanı Fahrettin Paşa’ya “hırsız” iftirasını attı. Peki ‘Çöl Kaplanı’ lakabıyla anılan Fahrettin Paşa kimdir ve Medine Savunması ne idi?

Medine Savunması
Birinci Dünya Savaşında bu dünyanın ateşe ve kana boğulduğu ortamda Peygamberin kabrinin bulunduğu Medine’yi savunmak ve şehri korumak üzere 23 Mayıs 1916’da Fahrettin Paşa görevlendirildi.
İşte tarihe altın harflerle yazılan “MEDİNE MÜDAFAASI” böylece başlıyordu. Fahrettin Paşa ve askerlerinin yazdığı bu destan Temmuz 1916’dan Ocak 1919’a kadar sürecek, Peygamberin kabrini düşmana bırakmamak için Peygamberin torunları olan isyancılara karşı mücadele edilecektir.
Fahrettin Paşa (Türkkan), (1868, yılında Bulgaristan’ın Rusçuk – kasabasında doğmuş 1948, İstanbul’da vefat etmiştir.
Birinci Dünya Savaşının Osmanlının yenilgisi ile bitmesi sonunda Osmanlının teslim olduğu Mondros Anlaşmasından sonra, anlaşmayı tanımayan ve teslim olmayıp Medine'yi 72 gün daha Peygamber torunlarına karşı savunan Türk kumandanıdır. İngilizler ona Medîne müdâfii Türk Kaplanı, Çöl Kaplanı, Medine Kahramanı adını takmışlardır.
Unutulmaz Medine Savunması
Medine savunması, bir Osmanlı paşası olan Fahrettin Paşa’nın bir kahramanlık, vatan ve Peygamber sevgisidir.
Medine Savunması Osmanlıya karşı isyan eden Araplarla yapılan savaştır.
Bu savaşta İstanbul’dan Medine’ye uzanan teren yolu Araplar tarafından sökülmüş, yardım gelmeyince Fahrettin Paşa ve askerleri Medine’yi Savunmakta zorlanmışlar, aç ve susuz kalmışlardır.
Açlıkla, susuzlukla, 50 dereceyi aşan kavurucu sıcakların yanında, askerin dişlerini ve çenesini çürüten İskorpit hastalığı olmak üzere türlü hastalıklar ve ağır çöl koşullarıyla da savaşarak Hz. Peygamber’in kabrini son ana kadar savunmuşlar, padişahtan gelen teslim ol çağrısına uymamıştır.

Çekirge Yiyerek Savundular
Hicaz Demiryolu’nun Medine’ye yakın istasyonları düşman eline geçmiş, şehre erzak girişinin kesilmiş ve direnişin en zor günlerine gelinmişti
Fahrettin Paşa, askerlerini toplayarak; Peygamber Efendimiz döneminde de Hicaz’da sahabenin çekirge yediğini çekirge yemenin sünnet olduğunu anlatarak şu bildiriyi yayınlamıştı:
“Çekirgenin serçe kuşundan ne farkı var? Uçar, yeşilliklerle beslenir, temiz ve taze olan yiyecekleri yer… Hicaz, Yemen, Asir Araplarının başlıca gıdası çekirgedir. Bedeviler sağlamlık ve çevikliklerini çekirgelere borçludurlar” demiştir.

Osmanlı Teslim Oluyor
Fahrettin Paşa,nın direnişe son verip teslim olmaktan başka çare kalmamıştı. İstanbuldan devamlı Medineyi teslim et emirleri geliyordu.
Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918’de Mondros Antlaşması’nı imzalamış ve yenilgiyi kabul etmişti. Bu antlaşma uyarınca Fahrettin Paşa’nın en yakın İtilaf Kuvvetleri komutanlarından birine teslim olarak Medine’den çekilmesi gerekiyordu. Ancak Paşa, teslim olmamakta direniyordu.
Hükümet’in ve Harbiye Nezareti’nin “direnişe son ver ve teslim ol” emirlerini dinlemiyor, bu konuda üstün bir kararlılık örneği sergiliyordu:
Hükümet, Medine’nin anahtarlarını bir İngiliz yüzbaşısına teslim et, diyordu. Böyle bir şey yapmaktansa dövüşerek ölürüz, diyerek direnişe devam ediyordu.
Bu arada başta İngilizler Osmanlı topraklarını işgal etmişlerdi. İstanbul İngiliz işgali altına girmişti. Zor durumda kalan Osmanlı Padişahı, İngiliz baskısıyla, Medine’nin Osmanlı askeri tarafından boşaltılmasını öngören bir irade yayınlayarak Fahrettin Paşa’ya göndermiştir. Ancak Paşa, Padişahın baskı altında kaldığı için böyle bir irade yayınladığını söyleyerek” bu emri de yerine getirmemiştir.

Medine’yi Gönülsüz Teslim
Durum içinden çıkılamaz bir hal almıştı. Zira Medine’nin Osmanlı Devleti ile ulaşımı kesilmiş, askerin cephanesi ve erzak tükenmişti.
Fahrettin Paşa’ya, “Eğer Medine boşaltılmazsa İstanbul’un işgal edileceği” söylenerek Paşa güçlükle ikna edilmiş, Medine’nin teslimini öngören antlaşma gönülsüzce imza edilmişti. Medine’deki direnişe son verilmişti.
Fahrettin Paşa, Medine'deki 30 parça Kutsal Emaneti dikkatle toplayıp, paketler ve 19 Mart 1917 günü Medine’den kalkan trenle 2000 askerin koruması altında İstanbul’a gönderir. Bunlar bugün İstanbul Topkapı sarayı müzesinde sergilenmektedir.

Fahrettin Paşayı Bağlayarak
Medineyi Teslim aldılar
Fahreddin Paşa teslim olmayacaktı. Bunun üzerine İstanbul, paşayı komutanlıktan aldı. Yerine atanan Albay Ali Necib Bey teslim görüşmelerini yürüttü. Ancak İngilizler ve Araplar, Fahrettinn Paşa’nın teslim olmasını şart koştular. Bunun üzerine komutan vekili Ali Necib Bey, İngilizler’le paşayı teslim etmek için anlaştı.
Ali Necib Bey ve yanındakiler, Peygamberimizin türbesinin yakınlarında bir yerde bekleyip, teslim olmayan Fahrettiin Paşa’nın, yanına gittiler. Hatırını sormaya geldiklerini zanneden Fahrettin Paşa’nın gözüne kül atıktan sonra üzerine atlayarak bağlayıp, 10 Ocak 1919’da İngilizlere teslim ettiler.
Fahreddin Paşa bu hadiseyi ‘hayatımın en acı günü’ diye anlatır.
Kuşatma sırasında Ravza-i Mutahhara’da, yani Peygamberimizin mezarında devamlı olarak dua eden Fahrettinn Paşa duygularını şöyle ifade ediyordu:
“Kalk! Kalk ya Muhammed!.. Allah’ın Resulü kalk! Ve sana inanan, senin için burada çarpışanlara görün!… Allah’ın yardımını bize ulaştır!” 2 Nisan 1918 cuma günü Harem-i Şerif’te hutbe okuyan Fahrettin Paşa, Türk sancağını göğsüne sarmış, sağ kolunu Peygamber Efendimizin mezarına doğru uzatarak yüksek bir sesle ‘Ya Resulullah ben seni bırakamam’ diye haykırmıştı.

Türk askerine “MEHMETÇİK” adı, 1917’ de Medine Savunmasında verilmiştir. Fahrettin Paşa Kasım 1948 senesinde 80 yaşında vefat etmiştir. Vasiyeti gereği Rumeli Hisarı Aşiyan mezarlığına defnedilmiştir.
Fahrettin Paşa’nın mezarını geçen yaz İstanbul’da iken Aşiyan’daki Tevfik Fikret’in müzesini ziyarete çıkarken ziyaret etmiştim.



Kaynak:
Erhan Afyoncu,
Falih Rıfkı Atay
İslam Ansiklopedisi
Alıntı yapılmıştır.



Bu Haber 293 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI