Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünye nere Zürih Nere? (3) / Sakarya'dan Lozan'a / Lozan'ı tanımayan tek devlet
22 Haziran 2009 Pazartesi 08:39
Yaşar KARADUMAN / ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU

İsviçre ve Zürih anılarının üçüncüsü olan bu bölüm, geçtiğimiz Çarşamba günü köşe yazımın, fotoğraf eklenmiş ve genişletilmiş bir versiyonudur.  Zürih’te bulunduğum yıllarda çok merak ettiğim Lozan anlaşmasının yapıldığı yerleri ve binaları görmek ve bazı yanlış bilinenleri yerinde öğrenme fırsatım oldu.. Anlaşma bizim bildiğimiz gibi tek bir binada yapılmamıştı. Görüşmeler önce Beau Rivage Palast (Rivage Sarayı)’nda sonra Leman Gölü kıyısındaki (Chateau d'Ouchy) (Uşi Şatosu) nda devam etti,İsmet İnönü ve arkadaşları günlerce  antlaşmanın detaylarını diğer ülkelerin temsilcileri  ile kıyasıya tartıştılar.Türkiye'nin kaderini belirleyen tarihi görüşmelerin çoğu Ouchy Şatosu'nda gerçekleşmiş ve önemli kararlar burada alınmış, antlaşma  Rumine Sarayı’nda şimdi doğa bilimleri müzesi olan Lozan Üniversitesi Tören Salonu'nda imzalanmıştı. Bugün yalnız bu binalardan Uşi şataosunun giriş kapısında duvarda anlaşmanın burada yapıldığına dair bilgi vardır. Bu şatoyu çoğunlukla ya özel olarak ya da tesadüfen buradan geçen Türkler ziyaret eder.


Ouchy Şatosu (Chateau d'Ouchy), XII. yüzyılda inşa edilmiş ve 4 bin 200 metrekare üzerine 4 kat olarak tasarlanmış tarihi bir şatodur.


Anlaşmanın o günkü adı bizim bildiğimiz gibi “Lozan Anlaşması” değildir. Fransızlar, “de peix du Proche Orient”  “yakındoğu barışı” demişler bazıları buna “Şark işleri konferansı” da demişlerdir.





Türkiye yeniden kurulmuştu
Benim generasyonumun “Lozan Antlaşması” diye okuduğu anlaşma, İsviçre’nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, S.S.C.B ve Yugoslavya temsilcileri tarafından imzalanmıştır. Atatürk önderliğinde Milli Mücadele’ye başlayan Türk ulusu savaş meydanlarında zaferler kazanmış ve Lozan Antlaşması bunu siyasi ve hukuki alanda tescil etmiştir. Barış görüşmeleri 8 ay sürmüş ve Türk tarafının kayıtsız şartsız bağımsızlık talebi nedeniyle çetin geçmiştir. Görüşmelerde Türkiye’yi temsil eden İsmet Paşa başkanlığındaki heyetin bu başarıdaki rolü büyüktür. Anlaşma, Türkiye’nin bağımsız ve eşit bir devlet olarak uluslararası topluma kabul edilmesini sağlamıştır.


 


Lozan’a nasıl gelinmişti?


Türkiye Lozan’a nasıl gelmişti


Sakarya’yı geçtiği tozlu çizmeleri ile.


Dünyayı hayrete düşüren Sakarya meydan savaşı bakın nasıl kazanılmıştı?


Sakarya savaşında 4000 süvariden oluşan süvari gurubunda sadece 118 kılıç vardı, geri kalanı ellerinde sopalarla düşmana saldırdılar.


Halk malının yüzde kırkını orduya verdi. Asker yalınayak subaylar çarıklı idi.


Adana’dan Konya’ya gelen beşinci tümenin son alayını taşıyan tren odun bittiği için yolda kaldı. Alayın Yunan ordusundan önce Sakarya’ya yetişmesi şarttı. Önce vagonların ahşap duvarlarını sonra vagonların tabanlarını sonra cephane sandıklarını yakarak bir demir yığını halinde cepheye geldiler.


Sakarya savaşında 5700 şehit verdik. 17.700 yaralı vardı. Yaralılar Ankara da hastane yetmeyince Çankırı’ya gönderildiler hem de yaya olarak


Olağan üstü yokluk ve fakirlik içinde verilen destansı bir savaştan sonra Lozan yolu görüldü. Biz bu vatandan kolay kolay vazgeçemeyiz.


 


Sakarya Savaşında Ünyeliler


Sakarya Meydan Savaşı’nda Ünyeliler de vardı. Ben bu gazilerden çoğunu tanıdım Ünye’de. Ellili ve atmışlı yıllarda daha sağdılar. Yaralılar trenle Samsun’a oradan deniz yolu ile Ünye’ye getirildiler. Karadan yol yoktu. Hafif yaralıları sahipleri alarak köylerine götürdüler. Ağır yaralılar Ünye’de iki ev hastane haline getirildi ve oralarda tedavileri yapıldı.  Evlerden biri bugün duruyor biri yıkıldı. Yerinde bir okul var. Meçhulaşker okulu. Burası önceleri kilisenin binasıydı.. Rumlar Sakarya savaşından önce terk etmişlerdi.. Cumhuriyet’ten sonra burası önce ilkokul oldu..Okulun adını burada hayatlarını kaybeden adları bilinmeyen askerler anısına MEÇHULASKER ilkokulu koydular. Bina otuzlu yılların ortalarında Ortaokul oldu, Meçhulasker ilkokulu biraz aşağıya taşındı. Ben ikinci binasında okudum. Her iki binada yıkıldı, birinci binanın yerine yine aynı isimde bir okul yaptılar. “Merkez Meçhulasker İlköğretim Okulu”


 


Dost sandığımız düşman..


Amerika, Lozan"ı halen tanımayan tek ülke
Lozan’ı tanımayan ve anlaşmayı imzalamayan tek ülke gözlemci sıfatı ile katılan
müttefikimiz ve dostumuz Amerika’dır.
Birinci Dünya Savaşı sırasında imzalanan Sevr Antlaşması’na imza atan Amerika, Türkiye Cumhuriyeti’nin “Kuruluş Senedi” olan; bağımsız bir devlet olarak uluslararası toplumca kabulünü sağlayan Lozan’ı tanımayan tek ülkedir. Amerika, Amerika Türkiye’nin sınırlarını hâlâ tam olarak tanımış değildir.  Lozan Antlaşmasını neden imzalamamıştır?. Konu çok uzun ve detaylıdır merak edenler bu konuda yazılmış Hulki Cevizoğlu’nun “1919"un şifresi Gizli ABD İşgalinin Belge ve Fotoğrafları” kitabına bakabilirler.


Amerika şok geçirdi..
İsmet Paşa, Lozan’daki salonun kapısına “Amerikalıları istemiyoruz” yazılı bir levha astırdı, Amerikalı gözlemciler şaşkına döndü.
New York Times, 23 Kasım 1922 tarihli nüshasında, Lozan’daki konferans salonu’nun kapısında harflerle “Amerikalıları İstemiyoruz” yazdığını, Amerikalı gözlemcilerin ise şok geçirdiklerini bildiriyordu. Yazının altında İsmet İnönü’nün imzası vardı.


Kendilerini dünyanın egemenleri sananlar, karşılarında kafa tutan bir adam görmüşler, şaşkına dönmüşlerdi. İsmet Paşa'nın ödün vermez tutumu, Curzon'u çılgına çevirmişti.


 


Ne yazık ki aldıklarımızı tek tek geri veriyoruz


Bir akşam, İngiliz delegesi Lord Curzon İnönü’ye şöyle demişti:


"Aylardır görüşüyoruz. Müzakere üstüne müzakere, anlayış göstermiyorsunuz, sizden memnun değiliz. Ama reddettiklerinizi atmıyoruz, cebimize koyuyoruz. Yarın gelecek yardım isteyeceksiniz. O zaman, bu cebime koyduklarımı çıkarıp önünüze koyacağım."


Yıllar sonra zaman zaman gidip kapılarını çaldık, İMF gibi, Ortak Pazar gibi.. Dediklerini yapıyorlar o gün ceplerine koyduklarını tek tek çıkarıp önümüze koyarak o gün alamadıklarını almaya çalışıyorlar.


 



Bu Haber 2308 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI