Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
LOZAN MÜBADİLLERİ Bölüm 1.
10 Temmuz 2009 Cuma 10:36
ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU/AHMET DERYA VARİLCİ

Evden işe giderken birkaç adım ötemde bazen bir gezi otobüsünün durduğunu görürüm. Otobüsten inen yaşlı genç bir grup yabancı Yalıkahve’de bir ara sokağa yönelirler. Bu kısacık sokağın sonunda adeta gizlenircesine duran eski bir kilise vardır; eskiden elektrik santrali, şimdilerde düğün salonu olarak kullanılan bu binayı ziyaret edeceklerdir. Yunan turistler, çoğu Ünyelinin farkına bile varamadığı bu yapıyı sabahın erken saatlerinde belki içine dahi giremeden dışarıdan görmekle yetinecekler, dualarını edip, Karadeniz turuna devam edeceklerdir.


 


 


 


Bugün düğün salonu olarak kullanılan Yalı’daki Rum Ortodoks Kilisesi, Ünye’de ayakta kalan tek kilisedir. Bir kültür evi yahut müze değil de, düğün salonu olarak kullanılması beni hep rahatsız etmiştir. İbadethane amaçlı bir meskenin hangi mantıkla düğünlerde çalıp söylenen bir mekâna dönüştüğünü bir türlü anlayamamışımdır.


Mevcudunu bildiğimiz ama yerlerinde olmayan kiliseler, Ünye’nin ilk Ortaokul’u olarak kullanılan ahşap bina, Ayanikola Adası’nda ve Tepe’deki kiliselerdir. Meçhul Asker İlköğretim Okulu’nun duvarlarının bir kısmı, kiliseye ait duvarlardır. Ayanikola Kilisesinin ise, sadece duvar enkazlarını görebilmekteyiz.          


 


TRABZON VİLAYET SALNAMESİ’NDE ÜNYE


 


1870 Tarihli Trabzon Vilayeti Salnamesi’nde Ünye’de 9 kilise ve 14 rahip olduğu kayıtlıdır. Aynı kayıtlarda Ünye’nin kendisine bağlı Fatsa, Bolaman ve Karakuş nahiyeleriyle birlikte toplam nüfusunun 34.309 olduğu görülmektedir. Ünye kazasına ait 14.354 kişi bulunmaktadır. Kazanın İslam nüfusu 10.998, Çerakis (Kuzey Kafkasya’dan göç gelen Çerkezler) 573, Ermeni 1.269 ve Rum nüfus 1.514 olarak belirtilmektedir.


Ermeni nüfusun daha çok köylerde ve Rumların şehir merkezinde ikamet ettiği bilinmektedir. Demek ki Ünye kent merkezinde ikamet eden yaklaşık 1.500 Rum vardır.


 


 


Bu sayı artarak1923 yılına kadar, 53 yılda birkaç katına varır. 1902 Tarihli 20. cilt, sayfa 665 Trabzon Vilayet Salnamesi’nde Ünye’nin toplam nüfusu 60.443 olarak gösterilmekte ve Rum nüfus 4.554 olarak belirtilmektedir. Mübadele öncesi, 1920 – 1923 yılları rakamıyla 8.500 Rum olduğu tahmin edilmektedir.


1923 Yılı başlayan “zorunlu göç” nedeniyle Ünye’de bir tek Rum kalmaz.


 


LOZAN KONFERANSI


 


Henüz Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan 30 Ocak 1923’te Kurtuluş Savaşı’ndan zaferle çıkmış Türkiye ile Batılı devletler arasında sürdürülen Lozan Konferansı sırasında Yunanistan’la “Halkların Mübadelesi Sözleşmesi” imzalanır. 86 Yıl önce imzalanan “sözleşme” gereği 1 Mayıs 1923 tarihinden itibaren binlerce insan yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kalır. Osmanlı tebaasına ait bu insanların her biri, geride bıraktığı toprakları yüzyıllarca kendilerinin bilmişler ve ata toprağı saymışlardır. Her iki kesim için de mübadele, vatan bildikleri, emek verdikleri topraklardan, hiç bilmedikleri diyarlara “sürgün” edilmek demektir. Gittikleri yerlerde içlerindeki “vatan” hasretiyle, “gurbet” duygularıyla yaşayacaklar,  yürek acılarını kendilerinden sonraki kuşaklara aktaracaklardır.


Lozan Barış Konferansı’nın öncelikli konusu sığınmacılar ve esirlerdi. Zaten Rumların çoğu, protokol imzalanmadan önce Yunan Ordusu’yla birlikte Anadolu’yu terk etmişti. Büyük bir karmaşa içinde gerçekleşen ilk Rum göçü, daha çok kaçıp kurtulma amaçlıydı. Tren istasyonları, vapur iskeleleri dolmuş, bir milyona yakın Rum, Yunanistan’a geçmek için sınıra yığılmıştı. Yunan hükümeti gelenleri barındırmakta zorlanıyor, okul ve kiliseler dolup taşıyordu. Göçmenlerin bir kısmı aç sefil sokaklarda yatarken, diğer yandan, özellikle Ege’den gelenler sadece kendi mallarını değil, işgal altındaki komşularının mallarını da gasp ederek beraberlerinde getirmişlerdi.


Tıpkı 93 Harbi (1877- 78 Osmanlı –Rus Savaşı) sonrası, Doğu Anadolu’nun işgalci Rus Ordularına kılavuzluk yapan Ermeni Çeteleri gibi, Batı’daki Yunan Ordusu’nu Yunan bayraklarıyla karşılayan Rumların Türk topraklarında yaşayabilmeleri zora girmişti. Akıbet belliydi. Batı’da yaşayan Müslümanlar da aynı zor koşullarla karşı karşıyaydı. Lozan Protokol’ü böyle bir ortamın gereği doğdu ve göçe zorlanan mübadiller hayvanlarını ve ürünlerini köylerinde bırakarak, ani bir emirle sahillere döküldüler.


 


GÖÇ YOLLARINDA


 


Lozan’da İngiltere temsilcisi Lord Curzon’un teklifi ve Milletler Cemiyeti görevlisi Nansen’in raporu doğrultusunda “mübadele” anlaşması görüşülür. Yunanistan’daki Müslümanlarla Türkiye’deki Ortodoks Rumların değişimini öngören “Mübadele Sözleşmesi” imzalanır. Sözleşme gereği; İstanbul’daki Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya’daki Müslümanlar mübadeleden muaf tutulur. Yunanistan’da yerleşik bütün Müslümanlar Türkiye’ye, Türkiye’de yerleşik bütün Ortodoks Rumlar Yunanistan’a gönderilir. Kafa kâğıdında “Milleti” karşılığında “Ortodoks” yazan ve Türkçeden başka dil bilmeyen Hıristiyan Karamanlı bir grup Türk de mübadeleden nasibini alır, Rumlarla aynı göçe tabi tutulur.


İki milyon civarında insan göç yollarına koyulur.


 


 


Esasen mü-badele sırasında ve öncesinde Yunanistan’a göçen Rumları Yunan kabul etmek etnolojik olarak doğru değildir. Çünkü Rum dar anlamıyla Romalı demektir. Roma İmparatorluğu'nun egemenliğinde yaşamış ve Roma'nın parçalanmasıyla Doğu Roma’daki Anadolu halkına Araplar tarafından Rum denilmiştir. Irk ve kültür bakımından homojen değillerdir. Sadece Bizans dili olan Grekçe'yi konuştukları ve Doğu kilisesinin mezhebi olan Ortodoksluğu seçtikleri için Rumlar yunanlılarla özdeşleştirilmişlerdir. Oysa bu topluluğun içinde Hititler’den Halipler’e, Fenikeliler’den Frigler’e kadar pek çok kavim vardır.


Kendilerini Rum addeden Yunan vatandaşlarından önemli bir bölümü, bugün Yunan ırkçılığı yaparak var oluş düsturlarını Türk düşmanlığı üzerine kurmaktadır. Üzülerek ifade ettiğim bu olgu kişisel gözlemlerime dayanmaktadır. Bunma rağmen tam tersini düşünen Rumlar da azımsanmayacak sayıdadır.


 


BENDEN SELAM SÖYLE ANADOLU’YA


 


Türkiye’de “göçmen” yahut “muhacir” bilinen ve “kaybedilmiş toprakların hatırası / mirasçısı” olarak tanımlanan Lozan Mübadilleri, sayıca Rum mübadillerin dörtte biri kadardır. O yıllarda ve bir dönem öncesinde ülkenin dört bir yanından sürgün yahut tehcir nedeniyle yaşanan büyük nüfus hareketi yanında fazla öne çıkan bir olgu değildir. Buna karşın Yunanistan için mübadele olayı bir dönüm noktası olarak derin bir etki yaratmıştır. Muazzam koşulların zorlamasıyla toplumun benliğine kazınan, kültür ve sanat yaşamına damgasına vuran bir olgu halini almıştır.


Yunanistan’da “30 kuşağı” edebiyatçıları yoğun bir şekilde mübadele konusunu işlemişlerdir. Yunanlı kadın yazar Dido Sotiriyu, “Matomena Homata - Kanlı Topraklar / Benden Selam Söyle Anadolu'ya” adlı kitabıyla 1982 yılında Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk Ödülü'nü kazanmıştır. İzmir’in Şirince Köyü’nde doğan Sotiriyu, 13 yaşındayken 1922’de Yunanistan’a göçmüştür.


 


     


 


Uzi rakısıyla demlenen, biz horon oynarken; suyun öte yakasında sirtaki oynayan bu insanlar, geldikleri ve “Anavatan” dedikleri Yunanistan’da çok hoş karşılanmamışlardır. “Türk kırması” yahut  “göçmen” diye aşağılanmışlar,  “rembet” denen müzikle içlerindeki hüznü coşkuya dönüştürmüşlerdir.


Mübadillerin Atina’daki Küçük Asya Araştırmaları Merkezi’nde kayıt altına alınan anıları, 145 bin sayfalık dev bir arşiv haline gelmiştir.


Yazar Dido Sotiriyu’nun Anadolu’ya söylememizi istediği selamıyla Rum mübadillerini noktalıyoruz:


“Ve sen Kör Mehmet'in damadı! Hele sen! Niye öyle tiksinerek bakıyorsun yüzüme? Öldürdüm evet seni, ne olmuş! Ve işte ağlıyorum... Sen de öldürdün! Kardeşler, dostlar, hemşehriler... Koskoca bir kuşak, durup dururken katletti kendi kendini!.. Anayurduma selam söyle benden Kör Mehmet'in damadı! Benden Selam Söyle Anadolu'ya!.. Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin... Ve kardeşi kırdıran cellatların Allah bin belasını versin!..”


 


Haftaya: Türk ve Müslüman Mübadiller, Ünye’de Selanik göçmenleri



Bu Haber 2687 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI