Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünye Kazan ben kepçe (2)
15 Temmuz 2009 Çarşamba 09:42
“İçime bir hüzün çöküyor”

Mari ve Sofi


Maria ve kardeşi Sofia altı yaşlarına kadar bu evde yaşadılar. 1923 yılı soğuk bir Ekim günü Ünye limanında bekleyen Gülcemal vapuruna bindirilerek Yunanistan’a gönderildiler.


Sofi giderken merdiven altındaki bebeğini almayı unutmuştu, ne olduğunu anlayamayacak yaşta idiler. Gittikleri yerde hiç mutlu olmadılar, doğdukları şehri Oine’yi Ünye’yi hiç unutmadılar.


Sofi ve Maria yetmiş yıl sonra 76 yaşında Ünye’ye geldiler ve evlerini buldular, ev metruk bir haldeydi kimse yaşamıyordu.. Sofi doğru bebeğini unuttuğu yere koştu, ordaydı, tozlar içinden aldı kucakladı öptü öptü. Sonra evi gezdiler, birlikte yattıkları odaya çıktılar,  oturdular birbirlerine sarılıp hıçkıra hıçkıra ağladılar.


Bu yaşlı iki bayanın ağlamaları onları izleyenlerin yüreklerini parçaladı..


 


Bu da nereden çıktı.


Yine gitmişler, yapılacak bir sürü şey varken hiç üzerlerine vazife olmayan bir işgüzarlık yapmışlar.


Bu nerden çıktı şimdi?


Şehrin ücra köşesinde kimsenin bilmediği bir mezarlıkta, üzerinde halen çalışma yaptığımız henüz ne olduğu araştırılıp tam bulunmamış bir mezarın duvarına tabela  yazmışlar.


Helal olsun size..


Tabeladaki bilgileri zaman zaman sorduğumuzda Mustafa Kalafat Emmi bize anlatırdı. Adamın sözlerini bire bir yazmışlar ve altına da “Kaynak: Ünye Belediyesi” ibaresini koymuşlar. Biri de gitmiş siyah boya ile “Kaynak” kelimesinin karşısına “Mustafa Kalafat” yazmış


Bir kere daha helal olsun size. Tam komedi.


Ne diyebilirim ki?


 


 



Tarih yanlış yazılırsa..


Sur duvarlarının üzerindeki bu tabeladaki bilgiler yanlış ve noksan. Geçende bir çalışma sırasında gözüme çarptı ve yazdım ve düzeltilmesini istedim.


Bir yanlış tabela daha var Ünye’de..


Sen Turizm diye yırtındığımız ve tarih kurultayına soyunduğumuz bu günlerde, bu tarihi hataları düzeltip doğrusunu yazıp asacağına git mezarlığın birinde, hakkında hiçbir bilgin olmayan bir mezara başkalarının sözlerini kopya edip bir yanlış tabela daha çakarak bir tarihi hata  daha yap..


Bunları kim bulup beceriyorsa bu işlerden elini çeksin ve hemen Ünye’yi terk etsin..


 


 



“Ah yalan dünyada, yalan dünyada..”


Ünye Tarih Kurultayı’nın yapılacağı şu günlerde düzeltilmesi gereken hatalı bir tabela daha.. Niksar caddesinde direkte asılı.


Mezarına sahip çıktığımız koca Yunus’a ayıp ediyoruz.


Bunu da birkaç kere yazdık, yanlıştır düzeltin dedik, kimse tınmadı. Yunus Emre’nin türbesini işaret den bu tabelada Yunus Emre’nin şiiri bozulmuş ve bozduklarını da yanlış yazmışlar. Daha birçok yazılım kurallarına uymayan cadde ve sokak tabelaları var Ünye’de.  Belediye de Türkçe okuyup yazmasını bilen biri yok mu?


Yok.. dedi biri bana..


İtfaiye amirinden kültür müdürdü yapılırsa bu kadarına şükretmek lazım.


Allah beterinden saklasın.


 



Dikilitaş’a Platform


Biz yazın sabah fener altında denize girmeyi gelenek haline getirdik. Bir iki saat yüzer sohbet ederiz. Politika molitika konuşur, hükümetleri devirir yeniden kurarız. Bazen de Fokfok veya Dikilitaş’a geliriz. Geçen sabah Dikilitaş’a indiğimizde bir tahta platform ve iniş merdivenleri yapmışlar. Dikilitaşın bu tarafında kayalar keskin olduğu için  denize fokfok tarafındaki doğal havuzda gireriz. Burası sabahları bir akvaryum gibidir, adamın ömrüne ömür katar.


Dikilitaş kafenin sahibi bu platformu, Ünye’nin eski delikanlıları bizler sabahları rahat rahat güneşlenelim diye mi yaptırdı acaba diye sordu  arkadaşlar.


 



Bir masal gibi..


Eskiden bazı meslekler; Terzilik, kuaförlük, berberlik gibi uluorta yapılamazdı. İşi öğrenen çırak önce kalfa olur sonra meslek odalarında imtihana girer kazanırsa diploma alır usta olurdu.


Şimdi bu meslekleri sanat okullarında öğreniyor çocuklarımız.


İşte Ünye eşrafından ve eski terzilerden Ömer Darahta’nın böyle bir terzi diploması.. Dükkanının duvarında geçmişten bize bakmakta ve unutulmuş anışları anlatmaktadır.


 



 


Galoşlu Namaz..


Kokan çoraplar, kirli çoraplar, delik çoraplar, aptesten sonra ıslak ayağa giyilen çoraplar, derisi kokan meşin mesler, kirli ayaklar, kokan ayaklar bir sorundu namaz esnasında camilerimizde.


Bir namaz süresi boyunca iman kuvveti ile dayandığımız bu kokuya son günlerde Saray Camisinde bir çare bulunmuş gibi.


Artık, çorabı kokanlar, ayağı kokanlar, çorabı kirli olanlar galoş kullanıyorlar..


Galoş, ayağa veya ayakkabının üzerine geçirilen plastik bir koruyucu Türkçe bir isim bulamamışlar. Fransızca olan bu kelimeyi İngilizler ve Almanlar “Ayakkabı üstü” olarak çevirmişler.


 


 



 


“Unutturamaz seni hiçbir şey”


Atatürkçü Düşünce Derneği geçende çamlıkta düzenlediği bir piknikle bir mesaj verdi çamlık konusunda.. Çoğu kimse anlamadı..


Çamlık geçmiş yıllarda Pazar günleri çevre kasabalardan gelenlerin piknik yaptığı denizle yeşilin iç içe olduğu ender yerlerden biri idi. Yıllarca sinsi bir hesap uğruna bakımsız bırakıldı, çevresi düzenlenmedi. Ama yine de piknikçiler buradan vazgeçmedi.


Son günlerde Asarkaya’yı alternatif piknik alanı gibi göstererek çamlığı unutturmaya çalışanlara Atatürkçü Düşünce Derneği düzenlediği piknikle güzel bir mesaj verdi.


Tebrikler.


 



 


Bir tabela daha..


Bugün kısmetimiz hep tabelalardan açıldı.. Buda başka bir tabela. Renkleri biraz solduğu için ne yazdığı pek okunmuyor ama ben size anlatayım.


Tabelada Yalıkahvesi’nin denizden çekilmiş, bir fotoğrafı, Üstte “Ünye’ye Hoş geldiniz” yazısı, alta “Burası Ünye Burada durmak Lazım” diye de bir slogan var.


Önce tabelayı bir değiştirmek lazım.. Mavi, sarı, kırmızı ve siyah olmak üzere dört renkle basılan tabelanın güneşten “sarı ve kırmızı” renkleri  solunca siyah ve mavi  renkten oluşan kısım kalmış..


Meslek sırrı da verdik size


Ben bu sloganı okurken nerede durulacağını hep merak etmişimdir, tabelanın dibinde mi, Ünye’de şehir içinde bir yerde mi.. Hadi durduk diyelim.. (Yazının tamamı sayfayı çevirince köşe yazımda)


 



 


Çet Dağından Kale ve Ünye


Çet Dağı’nı ilk defa Ordu Milletvekili hemşehrimiz Mustafa Hamarat’ın  çocuklarının sünnet töreni burada yapıldığı zaman duymuştum.


“Çet Dağı” İnkur’da ileride gelecek vaad eden bir piknik alanı.


Saraçlı’da Musa Kıroğlu’nun bize verdiği bahçe yemeği ve harika bir dut ziyafetinden sonra Selim Abicüm, İsmet Küçükoğlu, Rasim Öndersev ve Nesrin Hanın Kardeşimle gittik Çet Dağı’na..


Nesrin Hanım Kardeşim iyi fotoğrafçıdır, bütün kış Karagöllerde, Abantlarda Su düşen şelalelerinde ve Maşukiye yollarında koşturdu durdu, fotoğraf çekmek için. Buradan Ünye’yi de fotoğrafladı.. Ama henüz fotoğrafları “face book” ta göremedik. Face book’uda bizim yeğenler ve Babayavaş İbo klip çöplüğüne çevirdiler.



  Anti Kriz Çayı


Krizden etkilenmeyenimiz kalmadı şu son günlerde. Mevsimin yaz olması nedeniyle, sebze meyve bol ve giyim kuşam ucuz. Önümüzde Ramazan ve Eylül ayı var okullar derken soğuklar da geliyor.. Sizi bilmem ama ısınmak için bir ton para veriyoruz doğalgaz’a İstanbul’da.


Ünye’de bir esnafımız bu ağır kriz ortamında bir anti kriz çay evi ve çayı yapmış vatandaşların krizden kaynaklanan morallerini düzeltmek için.



Bu Haber 2877 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI