Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
ERMENİLER
24 Temmuz 2009 Cuma 08:48
AHMET DERYA VARİLCİ/ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU

Ksenophon’un MÖ: 401 yılında çıktığı seferi anlatan Anabasis (“Onbinlerin Dönüşü”) adlı eseri Anadolu’nun kadim halklarından, Armenlerden söz eder. Ulusal düzeyde halen varlığını sürdüren ve bölgede yaşayan yüzlerce topluluktan biri olan bu insanlar Ermenilerden başkası değildir.


Hıristiyanlığı ilk benimseyen kavimlerden olan Ermeniler, MS. 451 yılında Aziz Grigor (Krikor / Gregoryan Kilisesi) öncülüğünde diğer topluluklardan ayrılarak saflarını netleştirdiler. 17. Yüzyılda az sayıda Katolik ve Protestan dışında neredeyse tamamı Gregoryan’laştı. 5. Yüzyılda Ortodoks kilisesine bağlanan Ermeniler Rum kabul edildiler. Sonraki dönemde İslamiyet’i kabul edenler Arap ve / veya Türk kimliğine dâhil oldular. Bir kısmı ise Acemleşti.


MS. 1 ila 5. yüzyıllar arasında Yukarı Mezopotamya ile Akdeniz arasında hüküm süren Ermeni Krallığı, Roma ile İran (Persler ve Sasaniler) arasında tampon bölge işlevini sürdürdüler. Her iki komşunun baskısıyla atanan kralların otoriteleri zayıfladığında, Ermeni mahalli Beylikler sahneye çıkmış ya da birden fazla kral tarafından yönetilen bölünmüş bir ülkede yaşamışlardır.


11. Yüzyılda, önce Bizans, ardından Araplar ve sonra da Türklerin egemenliği altında yaşayan Ermeniler, yaşadıkları topraklardan sık sık sürülerek, Anadolu’nu dört tarafına yayılmışlardır. Örneğin, küçük krallıklara bölünen ve 1046’da Bizans’a yenilen Ermeniler Fırat'ın Batısında eski Rum topraklarına göç ettirilir. Sivas, Kayseri, Maraş, Antep ve Kilikya bölgelerine yerleştirilirler.


1071’de Türklere geçen egemenlik sonrası Ermeni beyliklerinin çoğu dağılır ve bir kısmı Türklerle kaynaşarak Anadolu’nun yeni halklarını oluştururlar. Bir kesim ise, Ermeni yapılarını koruyarak günümüze kadar ulaşırlar.


Bazı küçük beylikler, örneğin Ermeni Rupenyan Beyliği, Anavarza Kalelerinde 300 yıl daha düzenini sürdürür. Ancak varlıklarını korumalarında Gregoryan Kilisesinin rolü büyüktür. 15. yüzyılda Akkoyunlu Devletinin himaye ettiği Gregoryan kiliselerini Fatih Sultan Mehmet, 1476'da İstanbul'da Ermeni Patrikhanesini kurarak cevap vermiştir. Bu sayede Ermeni kiliseleri garanti altına alınmış ve Ermeniler günümüze kadar ulaşmayı başarabilmişlerdir.


Diğer yandan tehcir ve sürgün olayları, Ermenilerin tarih sahnesine çıktıkları günden itibaren peşlerini bırakmamıştır. Üzerinde en çok konuşulan, yazılan ve sürekli güncellenen Ermeni Meselesinden çok, “Ünye’deki Ermeniler neydi, ne oldular?” sorusunun cevaplarını aramaya çalışacağız. Kimim kimi katlettiği, nasıl mezalime uğrattığı, açılan toplu mezarları, belge ve karşı belgelerle Ermeni soykırımını, özür beyanlarını bir kenara bırakıyoruz…


Yakın geçmişte Ünye’de Ermenilerle iç içe nasıl yaşadığımıza bakıyoruz.


 


Ünye’de Ermeni İskânı


 


5. Yüzyılda Ermeni krallığı dağılmış ve Anadolu’ya yayılmışlardır. Bizans yönetiminin Rum nüfusa katmak isteği Ermeniler topluca yahut parça parça Anadolu’nun muhtelif yörelerinde; Trabzon, Giresun, Rize, Ordu, Samsun gibi Karadeniz kıyısında, Ünye ve Terme topraklarında iskân edilir.


93 Harbi (1877 -1878) döneminde doruğa çıkan Rus rekabeti, özellikle kıyı şeridindeki Ermenileri de etkilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkasya’daki Müslüman Çerkezleri desteklemesine karşılık, Rusya’nın da gayri Müslimleri desteklemesi 1860’lardan sonra hız kazanmıştır. 1868’de Ermenilerin bir kısmı Canik Sancağı’ndan Rusya’ya göç etmiştir. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde yer alan belgelerde bu kabil göçlerin Devlet Erkanı maharetiyle geri çevrilmeye çalışıldığı görülmektedir. (BOA A.MKT.MHM 430 /51)


Birinci Dünya Savaşı sonrası iç barış, Rusların Doğu sınırına dayanmasıyla tamamen bozulur, Ermeni çeteler açıktan Rus güçlerini desteklemeye başlar. Ardından 27 Mayıs 1915 Tehcir Yasası gelir. Yaşanan ağır koşullara karşın, 1919 – 1923 tarihlerinde verilen Kurtuluş Savaşı esnasında yurtsever güçlerden yana faaliyet yürüten Ermeniler de vardır.


1915’te çıkarılan yasayla birlikte Ünye’nin kent merkezinde ve köylerinde bulunan Ermenilerin bir kısmı göç etmişse de, bilahare geri dönenler olmuştur. Cumhuriyet döneminde Rumların mübadelesinin ardından Ünye’de eskisi kadar olmasa da bir miktar Ermeni nüfustan söz etmek mümkündür.


1914 Yılı itibariyle Osmanlı İmparatorluğu toplam nüfusu 18.520.016 kişidir. %80’i Müslüman Türk, Kürt, Laz, Arap, Çerkes ve benzerlerinden oluşur. %20’si Gayri Müslim’dir. Katolik ve Rum Ortodoks nüfusları toplamı, 1 milyon 792 bin 206’dır. Ermeni Gregoryen ve Ermeni Katolik toplamı ise 1 milyon 230 bindir. Yani nüfusunun yüzde 9,68’i Rum ve yüzde 6,64’ü Ermeni’dir . (Kaynak: Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu (1830-1914), Tarih Vakıf Yurt Yayınları, İstanbul, 2003, sayfa 226-227)


Bir zamanlar Ünye’de zanaatla uğraşan, ticaret yapan kesimin önemli bir bölümü Ermeni’dir. Özellikle taş işçiliğinde Ermeni ustaların üstüne yoktur. Ünye’de Rum evi olarak bilinen taş yapıların çoğu Ermeni ustaların elinden çıkmıştır. Soğuk demircilik, terzilik gibi zanaatların yanında musiki ile uğraşan Ermeniler çoğunluktadır. Salnamelerden de görülebileceği gibi, Ünye’de başta Belediye yönetimi ve mahkemeler olmak üzere bir çok kamu kurum ve kuruluşunda Ermeni adlarına rastlamak mümkündür. Zamanla Ünye’den İstanbul’a göçerek, bugün neredeyse tümüyle Ünye’yi terk etmişlerdir.


19. Yüzyıl Osmanlı mimarisine damgasını vuran Balyan Efendi’nin Ünye’den İstanbul’a giden taş işçisi Ermenilerle muhtemel akrabalık bağları vardır. Bestekar Tatyos Efendi’nin Ünye bağlantılarını çözmek ayrı bir araştırma konusudur.       


Geçen Hafta Ünye’yi ziyaret eden 7 kişilik grup, 33 yıl önce Ünye’yi terk eden Ermeni asıllı hemşerilerimizdir. Alis İmren, Aznif Durmaz, Anayit Hosepyan, Gayzak Gülez, Dalita Gülez, Nora ve Garine Ördekoğlu, acaba Ünye’yi bıraktıkları gibi bulabilmişler midir?



Bu Haber 4587 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI