Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Sarı Yazma ve Rıfat Ilgaz Dosyası (2)
27 Temmuz 2009 Pazartesi 10:37
yasar.karaduman@gmail.com

Hemen hepimizin bir defa seyrettiği Hababam sınıfı filmlerinin senaryolaştırıldığı “Hababam Sınıfı”  romanlarının yazarı  Rıfat Ilgaz  ilkokulu Ünye’de okumuştu. Yazdığı “Sarı Yazma” adlı eserinde Ünye’deki bu yıllarını anlatır ve biz o yıların Ünye’sinden değerli  belgeler aktarır. Bu yazı dizilerinde bu romandan Ünye ile parçalar aktararak Rıfat Ilgaz’ın kaldığı evi, sokağı ve kitap alıp okuduğu fırıncı Mustafa’yı bulmaya çalışacağız.



     Sarı Yazma (2)


   “Hababam Sınıfı” Ünye’de mi doğdu?


“Bastonlu Vapur”


 (Geçen sayıdan devam)


Karadeniz’e yolcu taşıyan vapurlar ikiye ayrılırlardı, siyah vapurlar, beyaz vapurlar diye. Siyah vapurlardan Tarı, Cumhuriyet, Aksu, Güneysu, Kadeş, Tırhan..Tarı vapuru daha çok yük ve  posta taşırdı, insanlar bu vapurla yolculuk yapmak istemezlerdi, bakımsız ve eski vapurlardı. Cumhuriyet ise en gösterişli olanı idi. Ucunda yelkenli gemilerde olduğu gibi uzun bir direk vardı, buna halk, bastonlu vapur ve ucundakine de boynuz derdi.


Biz Sait’i, (Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu) 1957 yılında ortaokulu bitirince İstanbul Haydarpaşa lisesine elinde bir tahta bavulla, Yaşar Kaptanın motorunda fındık çuvalları üzerine Tarı vapuru ile uğurlamıştık elli iki yıl önce.


Sonra beyaz gemiler gelirdi, İskenderun-Samsun-Ordu-Giresun-Ankara.  İzmir, Ege. İlk dört gemi birbirinin aynısı idi bir kuğu gibi bembeyaz gelirler, Ünye’nin tam karşısına sahilden bir mil kadar açıkta demirlerlerdi. Ankara da beyazdı biraz yaşlıydı diğerlerinden, ben en çok Ankara vapurunu sever hayranlıkla gelişini ve gidişini izlerdim.


Trabzon tarafından gelen vapurlar Ünye’den yük ve yolcularını aldıktan sonra kalkış düdüğünü çalıp Ünye’yi selamlarlar sonra, bembeyaz nazlı bir kuğu gibi burnunu gideceği yöne çevirir yavaş yavaş hareket ederdi, fener önlerinde kıyıya çok yakın geçerlerdi,   buradan vapurları seyretmenin zevkine  doyum olmazdı, çocukluk yıllarımın en taze kalan anılarından biridir bu vapurlar.


Yolcularını uğurlayanlar,  vapur fener burnunu dönünceye kadar iskelede beklerlerdi, son motorlarda geri gelir o günkü uğurlama ve karşılama işleri bitmiş olurdu.


 


Rıfat Ilgaz’ın ilgi çekici anılarına devam.


 Payton


 “Ünye’nin havası çok güzel, suyu da, bir kuyu var kapımızın önünde, herkes suyunu oradan alıyor. Acenteye bıraktığı bavulu aldık, bir arabaya bindik, Millet Bahçesinin oradan yokuş yukarı vurduk. Atların zorlandığını gören paytoncu atlamıştı arabadan:


Deh imansızlar, iki çocuk bunun kemali be.. boş arabayı bile zor çekiyorsunuz, kalpazanlar.. diye sesleniyordu. Ağabeyimle ikimizin ağırlığında bir adamdı. Kaldırımlarda sarsıla sarsıla ilerliyorduk, ağabeyim bu yolculuktan hiç hoşlanmamışa benzemiyordu, oysa ben ilk defa biniyordum Ünye’de paytona, sarsması beni hiç ilgilendirmiyordu. Yaylıdan çok başkaydı bu paytonlar, önemli günlerde binilirdi Ünye’de.


 Annem sokak kapısında karşıladı bizi.


Merdiveni çıkıp ta pencerenin önüne oturunca yol boyunca gözümüzden kaybolan deniz birden çıkıvermişti karşımıza. Ağabeyim havanın serinliğine aldırmadan pencereyi açmıştı. Bir yılın bunalımını çıkarırcasına geniş bir soluk aldı:


-Oh, dedi deniz havası bir başka oluyor, güzel yerden tutmuşsunuz evi.


Bir anda babamı anımsamıştım. Biz evi güzel yerden tutmuştuk ama babamız Terme’de bu sıcakta yanıp kavruluyordu sivrisinek ve sıtmayla boğuşarak.


 


Fokfok


Ertesi günü öğleye doğru kalkabilmiştik. Öğleden sonra mahallenin arka sokaklarından fenere giden yola çıktık. Kayaların arasında çocuklar denize giriyorlardı, el ele tutuşarak kayalıklardan indik, Ünyelilerin fok-fok dedikleri iki kaya arasına çivileme atlayan küçük dalgıçları izledik bir süre. Ağabeyim iyi yüzücü olduğu halde buraya atlayamayacağını söylüyordu, ya atlarken kayalara çarparsam diye korkuyordu, oysa ben daha geçen gün bu atlayanlar arasındaydım.


 


Yazarın bahsettiği yerler neresidir?


“Millet Bahçesinin oradan yokuş yukarı vurduk,   atların zorlandığını gören paytoncu atladı arabadan”


Millet Bahçesi, Ünye’nin eski parkıdır.  Askerlik şubesine yakın bir yerdeydi.


Acaba  bahsedilen yokuş neresidir?.  Saray caminin yanından Hamidiye mahallesi yokuşu mu,  Çamurlu mahallesine giderken Saray hamamından sonraki yokuş mu,  yoksa Yalıkahvesinden Türbe’ye çıkarken eski ortaokul tarafına ayrılan yokuş mu?


Acaba Rıfat Ilgaz’ın aradığımız evi hangi yokuşta, hangi cadde ve sokakta idi


Penceresinden deniz görünen bu ev acaba halen duruyor mu, yıkıldı mı? Rıfat Ilgaz, üç yıl kalmıştır Ünye’de ve bu evde, bugün yaşasaydı 95 yaşında olacaktı.


Ben Rıfat Ilgaz’ı sağlığında tanıdım ve ondan kitap satın aldım, iki kızı ile birlikte kitap fuarlarında kendi eserlerini satardı, o zaman bu Sarı Yazma romanından haberim yoktu, oysa romanı 1976 yılında yazmıştı, bilseydim gider kendisine sorardım burası neresi, hangi yokuş, hangi ev diye.


Devamı var


Gelecek Hafta: Fırıncı Mustafa kimdi ve “”Hababam sınıfı”” nasıl doğdu?


 


Original dosya: http://www.unyeses.net/rifat.htm , Rıfat Ilgaz: Sarı Yazma, Osman Doğan: Tarih Boyunca Ünye/Ünye Bld. Kültür Yay.,Agah Özgüç: Popüler Tarih Temmuz-Agust/Özel sayı/2001



Bu Haber 2871 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI