Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Kürtler–1
5 2009 Çarşamba 10:17
AHMET DERYA VARİLCİ/ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU

 


Kürt isminin kaynağı eski Sümer tabletlerine kadar gider. Sümer dilinde “kur” sözcüğü dağ anlamına gelmektedir. Kurti, dağlı anlamındadır. Asuriler qurti, Ermeniler Kortukh ve İranlılar qurd veya kurd ismiyle bahsedilenler, bugün Kürt olarak bilinen toplulukların ataları olduğu kabul edilmektedir. Batılı kaynaklarda “Kurd” sözcüğüne 7. yüzyılda rastlanır.


Eski Yunan kaynaklarında, Ksenophon’a ait Anabasis’in üçüncü kitabında sözünü ettiği Kardukların, Kürtler olduğu sanılmaktadır. MÖ. 401 yılına tekabül eden bu belirlemede, bahsi geçen bölge itibariyle böyle bir sonuca varılmaktadır. Yukarı Mezopotamya’daki dağlık bölgede özgür bir yaşam süren kavmin, savaşçı ve çevik olduğundan söz edilmektedir.


Strabon’ın gezilerinde (MÖ. 65 – MS. 25) sözü edilen Sophone krallığı benzer bir yaklaşımla Kürtlere ait olduğu ileri sürülmektedir.


Aynı bölgede, çok daha eskiden kurulan MÖ. 2700 yılında ait Guti Krallığı ile, MÖ. 17. yüzyılda Subaru Krallığını kuran Mitanni devleti mensubu Huttilerin aynı kökten geldiği ve Kürtlerin atası olduğu iddia edilmektedir. Subarı, Kürtçe’de şivan (çoban)’la eş anlamlıdır.


Kürtçe, Hint- Avrupa dilleri içinde İrani dillerden biridir, ancak Farsça’dan bağımsızdır. İslamiyet öncesi Kürt yazılı eserlerine rastlanmaz. Ahmed-i Hani’nin Mem ü Zîn Mesnevisi, en önemli eski Kürt edebiyatı eserlerindendir.


 


“Kart-kurt” tan “Kürt Açılımı”na


 


Kürt Buruki aşireti eski reisi Kinyas Kartal’ın anılarında, “Kürt” adını telaffuz etmenin ve Kürtçe konuşmanın yasak olduğu yazılıdır. 1900’de Kafkasya’da doğan ve Rus ordusunda subaylık yapan Kartal, Van’a yerleştirilmiş, 1960 sonrası 55 aşiret ileri gelenleriyle Batı’ya sürülmüştür. Daha sonra Van’a dönmüş ve AP’den Meclis’e girmiştir.


Kürtlerin aslında dağ Türkleri olduğu, dağda kar çiğnerken “kart, kurt” sesler çıkardığı için Kürt adıyla bilindikleri yaygın bir söylencedir.


Demirel Hükümetleri zamanında başlayan “Kürt Realitesi” kavramı, Özal Döneminde “Kürt Sorunu”na dönüşmüş ve günümüzde “Demokratik Açılım” adıyla (kamuoyunda “Kürt Açılımı” olarak adlandırılan) yeni bir evreye ulaşmıştır.


Kürdistan adını ilk kez Selçuklular ortaya atmıştır. Selçuklu sultanı Sencer’in himayesinde bir Kürt eyaletinin kurulması, İmamettin Zengi ve Selahattini Eyyübi gibi isimlerin kendi dönemlerinde Türklerle kaynaşmış bir Kürt hanedanlığı kurdukları halen tartışma konusudur.


Osmanlı arşivleri 1520 tarihli belgede “Diyarbekir Vilayeti”nde 9 liva ve bunların altında 28 “Ekrad Sancağı” (Kürt Sancağı) yer almaktadır. 1526’da ise, “Diyarbekir Vilayeti Livaları” başlığı altında önce 10 Osmanlı sancağı, sonra da Vilayet-i Kürdistan başlığı altında “Ekrad sancakları” denilen 17 sancak bulunmaktadır. Bölgeye sağlanan bu otonomi sayesinde Kürtler yapılarını koruyabilmişler ve feodal düzenlerini günümüze kadar sürdürebilmişlerdir.( Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Bilinmeyen Osmanlı- Osav yay.)


Tüm Güneydoğu’yu kapsayan Diyarbekir vilayeti içindeki sancaklar 35’i geçmekte, 16’sı tımar düzeninde klasik Osmanlı sancağı ve kalanlar “yurtluk-ocaklık” ve “hükümet” diye de düzenlenen “Kürdistan vilayeti livaları”dır.


 


Kürtleşmiş Türkler, Türkleşen Kürtler


 


Kürtler, Türklerle aynı dönemde İslami inanışa geçtiği için Osmanlı kaynaklarında gayri Müslimler gibi farklı bir statüde ele alınmaz, diğer Müslüman nüfusla birlikte mütalaa edilir. Hatta bir takım aşiretlerin Türkmenleştiği, buna karşılık bazı durumlarda Türk boylarının Kürtleştiği sonucuna varılır. Kürt Tarihi konusunu işleyen David McDowall’ın kitaplarında kültürel açıdan Kürtleşen Türkleri ve Kürt kimliğini kaybeden aşiretleri anlatmaktadır.


Kürtlerin çoğunluğu Sünnî mezhebine bağlı, Şafii ağırlıklıdır. Bir kısmı ise Alevi’dir. Kürtlerin heterojen bir yapı oluşturması yanında mezhepsel geçişler de eklenince, etnik yapılarını çözümlemek güçleşir. Örneğin Zazalar bir dönem Kürt kabul edilmezken, bugün kendilerini Kürt olarak tanımlamaktadır. Dersim(Tunceli) Alevileri Kırmanca ve Kırmançili konuşurlar. Kırmanciye, Dersim’in eski adıdır. Zazaca, Kırmanca’dan farklı bir dildir. Güney Kürtlerinin konuştuğu Kürtçe, Kuzey’dekilerle farklıdır.


Bu denli benzeyen ve farklılaşan yapılarıyla Kürt toplulukları, Osmanlı yönetimine fazla sorun çıkarmamışsa da, 1840 sonrası Bedirhan İsyanı’yla başlayan birçok başkaldırı ortaya çıktı. Merkezi otorite zayıfladıkça başkaldırıların dozu arttı. II. Abdulhamit’in Hamidiye Alayları uygulaması bir ölçüde sükûneti sağladıysa da Birinci Dünya Savaşı sonunda Kürdistan bölgesi dört ayrı parçaya bölünür.


Cumhuriyet’in ilk yıllarında patlak veren Şeyh Sait Ayaklanması (Nisan 1925) ve Dersim İsyanı (1935), Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtlere toleranslı olamayacağını gösterdi. Yeni Cumhuriyet ulusal bir yapılanma içindeydi ve bu süreçte Kürtlerle ilgili önünde engel istemiyordu. Bir sonraki süreçte aşiret reisleriyle (yani feodalizmle) uzlaşarak çözüm bulunmaya çalışıldı.


Kinyas Kartal’ın ve Buruki Aşiretinin başına gelenler, zorunlu iskân ve uzlaşma ikilemi içerisinde diğer Kürt topluluklarına da uygulandı.


 


Ünye’de Kürt İskânı


 


“Ben sekiz yaşındayken, 1936’da bütün Cemiloğlu ailesi ve damatları, İskân Kanunu uyarınca değişik illere (..) sürülmüşler. Bizim aileye Ordu düşmüş.”


(Hasan Cemal, Kürtler, s. 15, Doğan Kitap, 2003)


Kitapta geçen sözlerin sahibi 1928 Diyarbakır doğumlu Felat Cemlioğlu’dur. Burukanlar gibi, Güneydoğu’da onlarca aşiret iskân kanunları gereği zorunlu göçe tabi tutulmuşlardır. (Ayrıntı için Bkz. Ahmet Özer, Doğu Anadolu’da Aşiret Düzeni, Boyut Yay. 1990)


30’lu ve 60’lı yıllardan sonra, günümüze varan ve “terör” sebebiyle boşaltılan mezralar, zorunlu göç’ün Osmanlı’da başlayıp günümüze kadar sürdüğünü göstermektedir.


Çeşitli dönemlerde Ünye’ye Güneydoğu’dan getirilerek iskân edilen aileler vardır. Bir dönem 52 ailenin birden Ordu’nun çeşitli yörelerine yerleştirildikleri bilinmektedir. Belli yörelere yerleştirilenler (Tekkiraz Dizdar Köyü vb.) olduğu gibi, kent merkezine yerleşenler olmuştur. Ünye’de bir dönem “Kürt” lakabıyla anılan şahıslar, aileler mevcutmuş. Bugün yaşı 60’ın üzerindekiler Fevzi Çakmak Mahallesi’nde Orman İşletmesi binasının olduğu yeri Kürt Mezarlığı olarak bilmektedir. Şimdi orada ne böyle bir mezarlık vardır, ne de Kürt lakabıyla anılan şahıslar.


Haftaya:


Dün açıklanan İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın “Açılım” haberi; içeriği ve boyutları, Ünye açısından sonuçları...   



Bu Haber 4230 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI