14 Şubat 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Hazırlık olmadan, kimse gelmez...
musakiroglu@mynet.com

Bu ara Ordu Valisi Sayın Orhan Düzgün başta olmak üzere, nerdeyse Ordu’nun bütün belediye başkanları, ticaret odası başkanları, sivil toplum teşkilatları mensupları, işadamları İstanbul’da EMİTT fuarında.

 

Ben de bir sefer gitmiştim… Fuar çok büyük, uluslar arası… Burada her yöre kendini anlatmaya, tanıtmaya, turist çekmeye çalışıyor.

 

Ordu’dan gidenler de öyle… Ünye’den gidenler de, Fatsa’dan gidenler de… Herkes kendini anlatma, tanıtma mücadelesi veriyor.

 

Bu yıl gidip görmedim ama tahmin edebiliyorum. Ünye Belediyesi hazırlattığı resimli Ünye kataloguyla, Ünye Ticaret Odası hazırlattığı Ünye CD’siyle Ünye için yoğun gayret içindedirler eminim.

 

Belediye’nin hazırladığı kataloga baktım… Güzel bir çalışma olmuş… Ünye’yi önemli ölçüde dile getiriyor, gösteriyor.

 

Ticaret Odası’nın 5 ayrı dilde hazırlattığı CD’yi de izledim, o da çok isabetli bir çalışma olmuş.

 

İlçemiz için sorumluluk duyup böylesi hazırlıkla fuara katıldıkları için her iki kuruluşumuzun idarecilerini de kutlarım.

 

Ancak, birkaç ayrıntıya değinmekte yarar görüyorum.

 

Diyelim ki, bu tanıtımlarda başarılı olduk ve üç beş tane tur firması Ünye’yi ziyaret kapsamlarına almak istediklerini söylediler…

 

Bu firmalar ilk turist gruplarını bir ay sonra Ünye’ye gönderecekler, ardından da rutin olarak göndermeye devam edecekler…

 

Diyelim ki Belediye tarafından bastırılan katalogdaki tarihi ve turistik yerlerimizi gezecekler…

 

Kataloga bir göz atalım, Kadılar Yokuşu var… Bu halinin neresini gezdireceğiz peki? Sokağa girerken sol köşedeki mezbele görüntüden başlamak üzere, metruk hali mi gezdireceğiz? Sokak sağlıklaştırması olmadan gelen turist burada ne görecek?

 

Katalogda daha sonra Ünye Kalesi var, resimde bütün heybetiyle gözleri kamaştırıyor. Ya peki, hangi yoldan tur otobüsü buraya varacak? Kale’nin girişi park yapmaya ne kadar müsait? Kale ile ilgili hangi bilgi nerde yazılı da Kale’nin neresine takılı? Kale girişinde, ya da içinde bir büro çalışması var mı? İkram, servis yapılıyor mu? Neresine oturulup ta o muhteşem manzara seyredilebilecek?

 

Yine katalogda kiliselerden bahsediliyor. Kaç kilise var ki? Resimdeki kilise şu anda düğün salonu olarak kullanılıyor. Gelen yabancıya, Hıristiyan’a “Bakın, görün sizin ibadethanenizde biz çalıp oynuyoruz mu diyeceğiz?” Batı Trakya’daki camilerimizde yapılanları görmeden, duyduğumuzda bile yerimizden zıplıyoruz, dikkat edelim.

 

Tarihi hamamlarımız resmedilip, anlatılmış. İyi de turist geldi, gitti Çifte Hamamı ziyarete. Neyini göstereceğiz, kubbesindeki delikleri mi? Deliklerden aldığı suyla çürümeye terk edilişini mi? Aynı şekilde Saray Hamamı’nı gezdirmeye götürdük, gidip baktınız mı, turist burada neyi görecek…

 

Diğer sayfa ve resimlere geçmiyorum…

 

Velhasıl, şunu kabul edelim. Turizm için elimizde çok değerli potansiyel var, ancak bunların hazırlanması gerekli.

Hazırlanmadan da kimse gelip, bunları gezmez. Kaldı ki o tur idarecileri tur otobüsünü göndermeden önce geliyor, geziyor, bakıyor… Eğer beğenirse, kapsama alıyor, gezi planını ona göre düzenliyor.

 

Biz ne dersek diyelim, hangi resmi sunarsak sunalım bu böyle.

 

Gerekli hazırlıkların yapılması bu işin ‘olmazsa olmazı’. Böyle biline… 

 

 



Bu Haber 514 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : maalesef çok geç Tarih : 16 Şubat 2010 / Pazar Üye Adı :atalay Dinç
Sayın Kıroğlu, Yazınızın altına gözüm kapalı imzamı atarım. Hep ünyeli olmaktan ve Türkiyeyi yedi kere dolaşmış olmaktan gururlanmışımdır. Zaman zaman ben de ünye dışında yaşayan bir Ünyeli olarak heyecanlanıyor ve gazetemizde çıkan makalelere yorumlar yapıyorum. Benim Ünye hayalim emekli olduktan sonra Ankaraya yerleşmekle bitti. Ama insan içindeki ünyelilik duygusuna gem vuramıyor. Gezdiğim yerlerde gördüklerim neden Ünye böyle değil bir şehir mentalite olarak nasıl bu kadar geriler diye düşünmüşümdür. Ben hep çocuklarıma Ünyenin eski halini anlatmışımdır. Mesela çocukluğumda Ünyede aşırı turist olduğunu o zamanlarda ege ve akdenizin turisti daha görmediğinden bahsettmişimdir. Cevap alaycı bir gülümseme. Geçen sene şirincede kiliseyi (harabeyi) gezerken yaşadığımı, tur otobüsleri ile karadenize gelen arkadaşlarımın karadeniz turu hakkında konuşmaları ve Ünyeden hiç bahsetmemeleri, sinop ve amasradaki tur otobüslerinin park yeri bile bulamadıklarını, Ünyedeki plajların ve restorantların özellikle balık fiyatlarının aşırı pahalı olduğunu hep yazmıştım. Ve nihayet bir turizim broşürü basılmış, umarım turizm bürosuda yapılmıştır (Beypazarında ayaküstü 6 adet büroya rastladığımı paylaşmıştım). Turizm her ne kadar gönül işi ise de profesyonellerin işidir, yani istemekle olmaz. Kimsede kadılar yokuşunun ve hamamın şu an ki durumlarını görmeye gelmez. 1985 yılında tur ile marmaristen fethiyeye gitmiştim. Fethiyede şehir içinde şortla gezen bayanlara tuhaf tuhaf bakmaları ölü denize gidene kadar otobüste konu olmuştu. Belki 1970'li yıllardaki ünye 2010 yılının turizmine hazırdı, ama şu anki ünyenin 2010 yılının turizmine hazır olduğunu maalesef söyleyemeceğim. (1900'lü yıllarda yalıda iki adet şarap evinin ve bir sinemanın bulunduğunu ve ailece şarapevine şarap içmeye gidildiğini Yaşar amca çok kez yazmıştır) Gelmez oldu ONEY'in şarapları deriz dururuz, hani şaraplarımız, diyeceksinizki üzümmü kaldı, sanki Şirince şarapları şirince üzümlerinden yapılıyor. Gidin konuşun şarap fabrikaları bile şirincede değil. Adamların yetiştirdikleri tek ürün şeftali ama şarabı pazarlıyorlar. Ünyenin turizm konusunda çok dertliyim, bu konuda sayfalarca yazabilirim. Birde unutmadan, Ünyeye turist gelsin diye uğraşıyoruz, Ünyeliler fatsada, bolamanda, orduda geziyorlar, neden gidiyorlar incelemekte fayda var, en önemlisi akşam sahil turları yerine akşam fatsa turlarının nedeni nedir, insanlar sahilde ailece rahat değiller herhaldeki fatsayı tercih ediyorlar. Sayın Kıroğlu, Bu yazımı size özel yazılmış olarak kabul ederseniz sevinirim. Saygılar sunuyor başarılar diliyorum. atalay
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI