Birkaç haftadır Canik Dergisi çalışmaları için komşu ilçe ve beldeleri çok sık ziyaret ettim.
Dergimiz ve internet sitesi geçen hafta yapılan bir tanıtımla yayın hayatına başladı. http://www.canikdergisi.com/
Gösterilen ilgiye genel yayın yönetmeni olarak tüm ekip arkadaşlarım adına teşekkür ederim. Ünye ve çevresinde bugüne kadar yapılamamış ve bundan sonra da kolay kolay yapılamayacak kadar özenli bir yöre ve kent kültürü dergisi sunduk okuyuculara.. İlk sayımız tanıtım amaçlıdır edinmek isteyenler Ünyekent gazetesi bürosundan alabilirler.
Özellikle bu çalışmalar sırasında komşu ilçeler Terme ve Fatsa’ya daha çok ziyaret yaptım.
Bu ilçelere çocukluğumda da çok giderdim. Burada arkadaşlarım vardı çok iyi komşuluk dostluk ilişkileri gelişmişti Ünye’nin bu iki ilçeyle. Hatta akraba bile olmuştuk..
Bu iki ilçe de son yıllarda çevrelerinde örnek sayılabilecek belediyecilik çalışmalarına imza attılar.. Eleştirilere, halkın isteğine kulak verdiler, vatandaşa sordular, bilgilendirdiler, halkı var saydılar.. Şehirde yaşayan insanlarla el ele şehirlerini adeta yeniden inşa ettiler. Çoğu hizmetleri bizden önce getirdiler bizden başarılı yaptılar.
Ben bir Fatsa veya Terme hayranı değilim.. Buradaki yöneticilerle bir tanışıklığım bile yoktur. Çocukluğumun ve gençliğimin en güzel yıllarının geçtiği bu muhteşem şehrimin en ufak bir taşına bile değişmem başka yerleri..
Ama şehrimde de başaralı çalışmaların yapılmasını yapılacak şeylere “uysa da yaptım uymasa da” mantığı ile değil de akılcı ve hümanist bir yaklaşımla bu şehri kullanan insanlar ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte kara verilmesini, arzu ederdim.. Başarının sırrı budur. Büyük bir talihsizlik eseri geçmiş yıllarda belediye başkanları başarısız yönetimleri ile bizi komşu şehirlerin gerisinde bırakmıştır.
Belediye başkanlığı kolay bir iş değildir. Allah, sevgili Ahmet Bey kardeşime güç kuvvet versin.. Geçmiş yılların hesabı bile ona yıkılır. Bu il ayarındaki şehrin sorunlarını taşımak kolay değildir.. Bu sorunlar adamı hasta eder..
Bir de araya bizim gibi her şeye ahkam kesen bir basın girerse işler daha karışır.. Ama ne yaparsın ki tüm bunlar demokrasinin insanlara ve toplumlara tanıdığı haklardır. Kötüye kullanmamak şartı ile herkes bu haklardan yaralanacaktır. Kızmadan, gücenmeden, alınmadan, telaşa kapılmadan dinlemek ve okumak bir erdemdir.
O nedenle eleştiriyi çok aza indirmek için işleri çok profesyonel bir kadro ile, vatandaşı yanına alarak, halkı var sayarak yapmak, çevrenin ve basının eleştirilerine tahammül göstermek zorundayız.. Herkesi memnun etmek mümkün değildir, fakat çoğunluğu memnun etmek mümkündür bu iki komşu şehirde yaptıkları gibi.
Onlar, gazetecilere kızmak, başarısızlıklarını gazetecilere yüklemek ve onlara cevap yazmaya kafa patlatmak yerine, karla mücadeleyi bilinçli bir şekilde yaptılar.. Biz üç gün sokak ve caddelerde kafamızı kolumuzu kırmamak için buz dansı yaptık.
Ben şehrimi ve şehri yönetenleri seviyorum, onların başarısı benim başarımdır, iftiharla anlatırım, başarısızlıkları da benimdir. Başarısız olmalarının bana bir faydası olmaz.. Ben şehrimin belediye başkanı, yardımcıları vekilleri ve kadrosu ve başarılı çalışmalar ile iftihar etmeliyim, iftihar etmek istiyorum....
Gel görki ortada iftihar edecek çok şey göremiyorum, varsa gelsinler “gel abi” deyip kollarına taksınlar beni göstersinler.. Yoksa ben onları koluma takıp yapılmayan birçok şey göstereceğim.
Gelecek hafta ilk olarak mikrop saçan balıkhaneden başlayalım..