Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
4 Ağustos 2010 Pazar
MİSAFİR KALEM
AHMET AKBULUT - Terme'den Ünye'ye anılar yumağı...
EĞİTİMCİ - YAZAR

1950 yılının başında Ünye’de bir tane sinema salonu vardı. O yıllarda, İstanbul ve yurdun başka yerlerindeki, tiyatro ve sanat toplulukları Ünye’ye değişik ilçe ve yörelerden daha sıkça gelirdi. Onlar için Ünye’ye gelip gitmek daha kolaydı. Yol ve ulaşım sorunu yoktu. Konaklama için yeterli temiz oteller vardı. Güvenlik açısından da hiçbir endişeleri olmayınca; Ünye, para kazanılır cazip bir yer olarak tercih edilirdi onlar için.

Bu toplulukların, Ünye’ye her yönü ile faydaları olur. Fikir ve kültür hayatını olumlu etkilerlerdi. Bugün Ünye İlçesi’nde hatırı sayılı bir kültür ve fikir potansiyeli varsa; o yılların bu sanat hareketlerinin büyük katkısı olduğu gerçeğini unutmamak gerekir.

O yıllarda (adını unuttum) tek sinema salonu vardı Ünye’de. İstanbul’dan tüluat ustası, Meddah “İSMAİL DÜMBÜLLÜ” topluluğu gelmiş. Onun için gittim, bilet aldım. Salona girdim, seyirci salonu tamamen doldurmuştu. Perdenin açılmasını bekliyorduk. On on beş dakikalık bir bekleyişten sonra perde açıldı. Birden bire bir kedi koşarak sahneye girdi. Arkasından sahne kıyafeti ile, Tüluat ustası büyük sanatçı İSMAİL DÜMBÜLLÜ. ”Vay Dümbüllü diyerek” kedinin peşinden koştu. İkisi birden sahnenin seyircilere en yakın yerinde durarak ve başlarını öne eğerek; seyircileri saygı ile selamladılar. Salonda çıt yoktu. Henüz oyun başlamamıştı. Bu unutulmaz sahne karşısında seyirciler, hepimiz ayağa kalkarak; büyük usta İSMAİL DÜMBÜLLÜ’yü ve eğitilmiş bizi selamlayan kedisini dakikalarca ayakta alkışladığımızı hiç unutamıyorum…

1960’lı yıllardan sonra Türkiye’de özel tiyatro toplulukları hızlı bir şekilde peş peşe kurulmaya başladı. Bu toplulukların en ünlüleri(ULVİ URAZ)topluluğu,(TEVHİT BİLGE )tiyatrosu ve isimlerini hatırlayamadığım daha birçok topluluklar vardı.

Bunlar yurdu karış karış gezer, oyunlarını sergilerlerdi. Bu topluluklardan hangisinin Ünye’ye gelip gelmediğini bilmiyorum. İçlerinden bir topluluk yeni bir oyun sahneye koymuş. Konu; Ünye Belediye Başkanı Mithat Kısacıkoğlu’nun hareketleri ve konuşmaları imiş. Ancak, bu konuşmaların Ünye’nin kendine özgü, yerel şivesi, yani Ünyece ile hiçbir benzer tarafı yokmuş. Daha çok, kırk elli yıl önce, Trabzon’un, Çaykara’nın Of’un ve Maçka’nın dağ köylerinde yaşayan dili henüz kırılmamış vatandaşların konuşmaları gibi imiş yapılan konuşma taklidi.

Konuşması ve hareketleri sahnede karikatürize edilen Kısacıkoğlu, tiyatroculara uğradığını, kendi konuşmalarını taklit etme olayındaki hatalarını nasıl görüştüğünü Terme’ye geldiğinde; yeğeni Arif Hoca ile bize şöyle anlatmıştı: “İstanbul Beyoğlu’nda yazıhanelerini buldum. Bayan erkek içerde dört beş kişi idiler. Kendimi tanıttım. Taklidini yaptığınız Ünye Belediye Başkanı benim dedim. Bakın ben sizin taklit ettiğiniz gibi kaba saba mı konuşuyorum? Benim konuşmalarımın sizin konuşmalarınızdan farkı ne, diyerek serzenişte bulundum. Hiçbir şey diyemediler, bana saygılarını ifade ettiler ve defalarca özür dilediler.”

Ünye Belediye Başkanı rahmetli Mithat Kısacıkoğlu tanıdığımız değerli bir şahsiyetti. Orta boylu, beyaz tenli, hafif kamburumsu, çok konuşan ve de güzel konuşan bir insandı. Koyu bir demokrattı. ADNAN MENDERES VE SÜLEYMAN DEMİREL sevdalısı idi. Bu şahıslara hayran olduğunu ve onları çok sevdiğini, her toplulukta, her konuşmasında övünerek dile getirirdi.

Başkan Mithat Kısacıkoğlu Terme’ye zaman zaman gelirdi.  Ablası Terme’de yaşıyordu. Ara sıra onu ziyaret ederdi. Yeğeni öğretmen Arif Kaya arkadaşımdı. Mithat Başkan, Terme’ye her geldiğinde onur konuğumuz olurdu. Bizimle tartışmayı çok severdi. Onunla ayrı fikirlerde değildik. O demokrat, milliyetçi, muhafazakar; biz ise solda idik. Bazen tartışmalarımız oldukça sert geçerdi. Fikirlerimizden hiç ödün vermezdik, ama Mithat Başkan’a da saygıda kusur etmezdik.

O yıllarda Başbakan Süleyman Demirel’di. Mithat Başkan, Süleyman Demirel’le yakın dostluğundan bahsederek, ilçeye yaptığı bazı hizmetleri bu dostluk sayesinde gerçekleştirdiğini söylerdi.

Gerçekten de samimi bir halk adamıydı. Topluma hizmet etmeyi ibadet sayacak kadar inançlı ve alçak gönüllü idi.

    Bu yazdıklarım ve anlatmak istediklerim, benim belleğimde kalan anılar ve bilgilerden bir yumak. Aradan çok uzun bir süre geçti. Eksik olanlar, fazla olanlar, unutulan tarih ve adlar olabilir. Bunun için bağışlanmamı diliyorum. Belki o günleri; yarım asır önceki yılları ilginç olayları anlattım size eksik de olsa. Hoşgörünüze sığınıyorum, bağışlayın.

Surç’i lisan ettikse affola!



Bu Haber 1934 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI