Her meslek erbabının yaptığı işle ilgili olarak mutlu olduğu bazı anlar, bazı durumlar vardır ki, bu onların o mesleğe karşı olan sevgisini, saygısını, tutkusunu artırır.
Bir terziyi düşünün, sipariş edilen elbiseyi dikmiş, sahibine teslim etmiştir. Ertesi gün ziyaretine gelen müşterisi, “Eline sağlık usta çok güzel dikmişsin, ben de beğendim, görenler de…” dediğinde düşünebiliyor musunuz o terzideki mutluluğu…
Aynı şekilde bir yazarın yazdığı yazıdan dolayı, biri çıksa gelse, ya da açsa telefonu, “Eline sağlık üstad, konuyu çok mükemmel ifade etmişsin. Mesaj alınmıştır, gereğine bakılacaktır” dese, mutlu olmaz mı o yazar?
Ya da, yazdığı konuyla ilgili çalışma yapılıp, sorun çözüme kavuşturulmuş olsa, kendisine de teşekkür edilse o yazar görevini yerine getirmenin huzurunu yaşamaz mı?
Tabi ki çok mutlu olur, söz konusu huzuru yaşar.
Ben de öyleyim. Bilsem, öğrensem ki bir yazımda değindiğim bir konuda çalışma yapılmış, sonuç alınmış. Öylesine mutlu, öylesine huzurlu oluyorum ki…
Ayrıca yaptığım işe, mesleğime karşı sevgim, tutkum öylesine artıyor ki, benim için özel bir yaşam kaynağı oluşturuyor bütün bunlar.
Bu ara Ünye Akkuş Niksar yolunun duble yol kapsamına alınması herkesi çok sevindirdi. Herkes haberi müjde olarak gördü, kabul etti. Ama ben çok daha farklı duygular yaşadığıma inanıyorum.
Öyle ya, bu konudaki ısrarımızdan ötürü adımız “Akkuş Niksar Yolcusu” na çıkmıştı. Şimdi işte o “Akkuş Niksar Yolcusu” olmanın derin duygusallığı içindeyim. İnşallah gözlerim kapanmadan duble yol çalışması biter de, şöyle Akkuş Niksar’a doğru duble yolda yolculuk yaparım.
Dün e-mail’me gelen bir mesaj ise bu sıralardaki mutluluğumu daha da katladı, zirveye zıplattı doğrusu. Mesajı çeken İl Salık Müdürlüğü’ndenmiş. Devlet Memuru olduğu için adının yazılmasını istememiş. Bakın gönderdiği mesajda ne diyor?
“Sayın Musa Ö. Kıroğlu - Ünye Kent Gazetesi Yazarı
29 Ocak günkü köşe yazınızda, Doğu Bölgesi’nde ağır kış şartları altında arazi vitesli dört çeker ambulansın bütün zorlukları yenerek bir hastayı nasıl hastaneye yetiştirdiğini anlatmış, “Peki bizim de arazili ambulansımız var mı?” diye sormuştunuz.
Aynı yazıda, o sırada yağan karla birlikte 560 köyü olan Ordu ilinde 435 köy yolunun ulaşıma kapandığına dikkat çekmiş, arazili ambulansın ilimiz için önemini ifade etmiştiniz.
Sayın yazar, öncelikle çok teşekkür ederiz. Yazınızdaki mesaj alınmış olmalı ki, kısa sürede ilimize 4x4 arazi vitesli, ağır yol şartlarına dayanıklı bir ambulans gönderilmiştir. Saygılarımla…”
Gel de seni böyle bir haber sevindirmesin, mutlu etmesin… Yaptığın mesleğe karşı sevgini, tutkunu artırmasın…
Benim televizyonda izlediğim haberde, hamile ve durumu tehlikeli olan bir hasta arazi vitesli ambulansla hastaneye yetiştirildi. Böylelikle annenin ve bebeğinin hayatı kurtarıldı.
Bana gelen yukarıdaki mesajdan sonra aklımdan şunlar geçti: Benzeri ağır bir hastayı, zorlu yolları aşarak ilimize yeni gelen bu arazi vitesli 4x4 ambulans gitse alsa hastaneye yetiştirse… Hayatını kurtarsa… Bu işte benim de katkım olmuş olacak.
İşte böyle, ağır bir hastanın hastaneye yetiştirilmesine, onun hayatta kalmasına nokta kadarcık da olsa katkımın olacağını düşünmek vicdanımı o kadar rahatlattı ki… Kendimi kuş gibi hissetim bir anda.
Yazımın başlığında, “Yazarı ne mutlu eder?” diye sordum.
İşte bunlar mutlu eder. Heyecanını artırır, kalemine daha fazla sarılır… Usanmadan yazmaya devam eder.