Edebiyat tarihimizin en mümtaz şairlerinden Şair Eşref 1886 -1887 tarihleri arasında Ünye kaymakamlığı yapmıştır. Bu görevinde Ünye’de bıraktığı izleri, yaşam şeklini bilemiyoruz. Eminim ki araştırmacı gazeteci Yaşar Karaduman’a bu konuda önemli görevler düşüyor. Bu makalemde Ünye platformunda, Şair Eşref’i edebi etkinliklerle yaşatıp anıtlaştırmak gerektiği inancımı ortaya koyacağım.
Şair Eşref, 1847 yılında, Kırkağaç –Gelenbe bucağında dünyaya geldi. Babası Usulizade Hafız Mustafa, annesi Arife Hanım, dedesi Yava köylü Ahmet Efendi’dir. Büyük dedesi Türk alim ve matematikçilerinden Gelenbevi İsmail Efendi’dir.
Şair Eşref, fevkalade yüksek zekası, az tahsiline rağmen çok zengin ve mümtaz bir irfan sermayesine sahipti. Yüksek duygusu ve görüşleri ile irticalen şiir söylemek O’na mahsus bir hasletti. Kırk yıldan fazla sürede korku nedir bilmeden , zalimleri hicv eden, cahillerle alay eden, devleti soyan hırsızları batıran Eşref, edebiyatımızın erişilmez bir hicivcisidir. İnkılap, hürriyet ve hümanizm gibi ana mefhumlara candan bağlı olan Eşref, ateşli şiirleri ile her çağın en önemli şairi olma kudretindeydi. “ Gönül ferahlatan tek lakırdı küfürdür” diyen Eşref sanatıyla bunu ispat etmiştir. Şiirlerinde bu tarz uslubü vardır. Sadece tatlı ve tuzlunun yeterli olmadığı, ekşi ve acının da arandığı bir sanat yapısını temsil etmektedir. Mehmet Akif, Şair Eşref’i en iyi söven kişi olarak sever ve şu kıtasına bayılırdı:
Besmele güş eyliyen şeytan gibi,
Korkuyorsun “höt ! “ dese bir ecnebi,
Padişahım öyle alçaksın ki sen,
İzzet-i nefsin Arap İzzet gibi !
Dört defa evlenen Eşref, zevk sahibi bir şairdi. Gördüğü güzelleri durup seyreder, onlara şiirler söylerdi. Devlet idaresinin bozukluğu çok canını sıkardı :
Bir kasaphaneye dönmüş kasaba,
Her yeri bir sürü bekler, oturur !
Öyle asayişi muhtel olmuş,
Memleketlerde köpekler oturur.
Eşref’e büyüklerden biri rütbe ve nişanı olup olmadığını sorduğunda şu kıt’a ile cevap vermiştir:
Ben muvaffak olmadım, bir rütbenin tahsiline,
Mirmiran oldu madunumda kullandıklarım,
Ah böyle rütbesiz gördükçe her yerde beni,
Çeşm-i istihfaf ile bakmakta çullandıklarım !
Haksız tayinlere isyan eden Eşref, Abdulhamid’in , ihtisası ile mutenasip olmayan Ahmet Mithat’ı Hifs-ı sıhha komisyon başkanlığına tayin etmesine şu dörtlüğü yazmıştır:
Hükmüne bizler daha hayran olduk demekten,
Bu ne hata, ne ayıp, ne de en küçük günah,
Ölmüş eşek , at, katır etlerini yemekten,
Anırır, çifte atar, kişner olduk maşaallah !
II. Abdulhamid’in padişah oluşunun yıldönümünde, hükümet konağı avlusuna halk toplanmış, polisin müdahalesine rağmen tören mahalline ahali daha fazla sokulunca, bunu gören vali pencereden hiddetle bağırmış:
-Bu eşşek milleti durdurun !” Bunu işiten Şair Eşref valiye hemen şu cevabı yollamıştır:
Millete erba-ı mansuptan biri eşşek demiş,
Reddedilmez böyle bir söz, amma ki çok can sıkar,
Olsa da millet eşşek, eşşek diyen bilmez mi ki :
Sadr-ızamlarla valiler de milletten çıkar !
Şair Eşref, Yunus Nadi, Neyzen Tevfik, Hüseyin Rıfat ile Sirkeci garında toplanarak, sohbet ederdi. O’na sakinlik öneren arkadaşlarına,” size kendimi tanıtayım” diyerek şu mısrayı okumuştur:
Eylemem ölsem de kizb-i ihtiyar,
Doğruyu söyler, gezer bir şairim,
Bir güzel mazmun bulunca Eşrefa !
Kendimi hicv etmessem kafirim.
Nef’nin sayfalar dolusu kasidelerle gökyüzüne çıkardığı, fakat ismini vermediği birisini Eşref bir mısra ile yerin dibine sokar:
Zevcsiz kaldı kerimem diyerek havf eyleme,
Paralı çıktı alırlar mutlaka adın senin,
İhtiyac bir talib-i meşrua yoksa...ez kadim,
Üsküdar halkı umumiyetle damadın senin.
Şair Eşref pinti denecek kadar hesabi idi. Gazinoda, lokantada , meyhanede asla keseye davranmazdı. Şivri hicivleri nedeniyle bir yıldan fazla hapis yattı. Sürgüne gönderildi; itildi, horlandı.Buna rağmen çizgisini bozmadı; karakterini değiştirmedi. İlkeli bir edebiyatçı olarak vefat etti. Ne unvan, ne para-pul. Ancak eserleri tarihe altın harflerle yazıldı. Mezar taşında da şu beyti vardır:
Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için,
Gelmesin reddeylerim billahi öz kardeşimi,
Gözlerim ebnayı ademden o yıldı kim,
İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı.
Şair Eşref’in Türk edebiyatındaki mümtaz yerini görev yaptığı Ünye kaymakamlığında yaşatmak bizim bilimsel ve insani dileğimizdir. Bu amaçla Şair Eşref’in büstü Ünye meydanına dikilmelidir. “Şair Eşref edebiyat günleri “ ile de bu heykel her yıl taçlandırılmalıdır. Ünye Kaymakamı’ndan bunu diliyoruz ve cevabını bekliyoruz.İzmir’li Şefik bunun gereğini seslendirmiş:
Eşref’in namına bir heykel kim çok görüyor ?
Şairin yaptığı ömrünce muazzam iştir,
Vatanın zulm ile maruz-i helak olduğunu,
Kelle koltukta ahaliye haber vermiştir.
Fakat yarın ben eminim senin de himmetini,
Senin de namını takdis eder bütün millet,
Senin de heykelinin haşmet-u celadetini,
Görür, görür de duyar milletim şeref, azamet !
Kaynak:
Hilmi Yücebaş: Şair Eşref. Bütün şiirleri ve hatıraları
3. baskı. 1984 Dilek yayınevi İstanbul