31 Mart 2010 Pazar
O. İRFAN IŞIK
PROSTAT
Bu metin, Ünye Kent ve Şirin Ünye gazetelerinde bölümler halinde üç haftada, iki gazetenin sitelerinde ise bir defada yayımlanacaktır.

Yaşlılıkta erkeklerin başına dert olan şu ufacık organın öyküsünü, uzun süreden beri yazmayı düşündüğüm halde bir türlü cesaret edip oturamadım masaya.

Neler- neler anlatmayı kurgulamıştım. Bunların tümü erkekleri utandıran şeylerdi. Erkek onuru, yakasına yapışan prostatın durumunu belirleyen muayeneye izin vermiyordu.

Bevliye uzmanlarının tümü erkekti. Şimdiye kadar kadın bevliyeci olduğunu duymadım. Varsa bile hala bilmiyorum.

Oysa kadın cinsinin belası olan rahim hastalıklarına bakan bir dolu nisaiyeci erkek var.

Kadınlar  kendi cinslerine has hastalıklarda, erkekler kadar duyarlı değiller.

En mahrem organından rahatsız olan kadın, biraz  utansa da erkek doktora gidip muayene olabiliyor.

Şu erkeklerin kahrolası gururu yok mu?

Hastalık iyice ilerleyip deva bulma süresinde  tedavi olunmayıp hastalık azınca, gurur kırılıyor, çekinilip korkulan muayeneye razı olunuyor ama, o zaman da  iş işten geçmiş oluyor.

Bu yakın günlerin birinde, televizyonda izlediğim bir sağlık programında duyduklarım benim dahi utandığım konuda kurguladığım öyküyü yazmağa cesaretlendirdi beni.

O programda, güzel mi güzel, seksi mi seksi bir kadın, erkek doktora, şikayetlerini sıralıyordu. Biraz tedirgin gibi görünüyordu ama duraksamaksızın konuşuyordu. Kah o anlatıyor, kah doktor soruyor o yanıtlıyordu. Beni renkten renge sokarak…

Zaman-zaman beyaz renkli bir sıvı geliyormuş güzel kadından. Bundan çok rahatsızmış. Zaman-zaman da sarımtırak, kötü kokulu bir sıvı…

Her iki durumu da saklıyormuş eşinden. Onun sevgisini yitirmekten korktuğu için.

Eşiniz hasta olduğunuz için mi sevmeyecek sizi? diye soruyordu doktor.

Tabii diyordu kadın. O koku çok iğrenç çünkü.

Gülüyordu doktor.

Kısa bir tedavinin sizi sağlığınıza kavuşturacağına inanmıyor musunuz?

Akıntının kesilmesiyle iş bitmiyor ki diye şikayetine devam ediyordu kadın.  Hastalık sık-sık nüksediyor. Sonra hem hastalıktan önce hem hastalık süresince ve hastalık sonrasında; Daha doğrusu baştan bu yana her ilişkide dayanılmaz bir sancı, sonrasında da dinmez ağrılar hissediyorum derken ağlamağa başlıyordu kadın.

Doktor ciddileşmiş, çok önemsiz bir şeyden bahseder gibi ağrı nedenlerini sıralamağa başlamıştı.

Şimdi önce şunu öğrenmek istiyorum. Eşinizin organı normal ölçülerin aşırı üstünde bir boyutta ise ağrıların baş sebebi bu olabilir. Ya da daha önemlisi, ağrıları oluşturan bir gizli  hastalığınız var demektir.

 

 

Birinci sorumun yanıtını siz vereceksiniz. İkincininkini de muayene.

Evet hanımefendi… sizi dinliyorum dedi doktor.

Ben nefesimi kesip fal taşı gibi açıkmış gözlerle ekrana bakarken kadın biraz düşünüyormuş gibi yaptı. Sonra gayet tabii bir sesle;

Yoo dedi hayıflanırcasına. Öyle tarif ettiğiniz gibi aşırı değil.

Siz öyle diyorsanız öyledir dedi doktor.

      Ben şaşkınlığımdan sıyrılıp soluklanmağa başladım. Adam organın ölçülerini soracak diye ödüm patlıyordu az daha.

O halde hastaneye geliniz sizi muayene edelim dedi doktor son olarak.

Ekran karşısındaki kadının cüreti  beni, prostat muayenesinden utanan erkeklere karşı kinlendirdi.

En çok sevdiğim bir arkadaşımım bu muayene yüzünden az daha benden selamı sabahı kesme durumuna geldiği olayı yazmağa karar verdim.

Arkadaşım bir sohbetimiz sırasında bana, tuvalet ihtiyacını giderirken güçlük çektiğini, sık-sık dışarı çıkmak gereği duyduğunu söyledi. Geceleri bir çok kez dışarı çıkmaktan doğru dürüst uyuyamadığını, dinlenemediği için de devamlı sinirli olduğunu anlattı.

Bir çare arıyordu.

Ona, şikayet ettiği rahatsızlığın prostat bezesinden kaynaklanabileceğini, bunun için de bir bevliye uzmanına gitmesi gerektiğini söyledim.

Ve bildiğim kadarıyla prostat bezesinin işlevi, yeri ve yaratabileceği olumsuzluklar hakkında bilgilendirdim kendisini.

Beze, sadece erkeklerde bulunan bir organ. Tıpkı rahmin sadece kadınlarda bulunması gibi. Bu iki ayrı organın biri kadınların, öbürü erkeklerin kabusu oluyor devamlı. Kadınların rahim rahatsızlıklarının belli bir zamanı yok. Her yaşta onlara musallat olabilir rahimleri.

 

 

                                      Haftaya: Muayeneye hazırlık ve muayene

 

 

 

İkinci Bölüm:

 

Erkeklerde prostat, mesanenin boynu ile idrar yolu başlangıcını çepeçevre saran kestane iriliğinde bir bezedir. Elli yaşını geçen erkeklerde büyümeğe başlar. Bu doğal bir süreçtir.

Büyüme normal ölçüleri aşınca idrar yolunu sıkarak daraltır. İdrar  boşaltma anında bu daralma kişinin zorlanmasına, çıkışın ince olmasına,   idrar torbasının tam boşaltılamamasına neden olur.  Sık dışarı çıkma gereği duyulur. Daha ileri hallerde idrar sonu kanamaları, ağrılar, kanser oluşumları görülür.

 

Senin şikayetin gibi durumlarda önlem almak, tedaviye başlamak gereklidir. İş kansere varmadan cerrahi operasyona baş vurulur. Prostat alınır, kurutulur ya da yakılır.

Seni korkutmak için değil, derhal önlem alman için söyledim bunları.

Hadi şimdi hemen doktora.

Bu bevliyecilere de acıyorum doğrusu.

Kadınlar akın-akın erkek nisaiyecilere giderken, erkeği bozar düşüncesiyle erkekler muayeneden kaçındıkları için doktorlar, muayenehanelerinde sinek avlarlar.

Onun için randevu almağa gerek duymadan doktora birlikte gittik.

      Doktor hasta kabul odasında tek başına oturuyordu. Genç ve sempatik bir adamdı. Bizi güler yüzle karşıladı. Hal-hatır sordu. Çay kahve ikram etti. Kentimize yeni atandığı için bizden bilgi almak istedi. Kentin sosyoekonomik, kültürel, tarihi dokusu hakkında sorular sordu. Bizim şakacı üslubumuzdan cesaret alarak kendi mizahi yönünü sergiledi. Sohbet bir anda senli-benliliğe dönüştü. Gülmeler eşliğindeki sohbet bitmeden ben doktorun sağ elini tuttum.

    El güzelliğiyle ruh güzelliğinin eşitliği konusunda bir diskur geçtim. Çaktırmadan elimdeki parmakların kalınlık ve uzunluğunu  ölçtüm muzipçe. Sonra da doktora arkadaşımın nasıl muayene olacağı hakkında bilgisi olmadığı sinyalini verdim.

İkimiz birden kahkaha ile gülerken Maşallah kemikleri kalın bir erkeksiniz. Bu parmaklar hastalarınıza şifalar sunar inşallah dedim doktora.

Biraz güldükten sonra :

Ee sen artık muayeneni ol da sohbete, bir şeyin olmadığını öğrendikten sonra devam edelim dedim arkadaşıma.

İkisi muayene odasına girdiler. Ben muayene odasının kapısına kulağımı dayadım.

Biraz sonra doktor, pantolonunu çöz dizlerine kadar indir dedi hastasına.

Bir duraklama, bir tereddüt oluştu galiba içerde…

Evet dedi doktor, hadi dediğimi yap anlamında…

Kemerin çözülme hışırtılarını duydum dışarıda.

Şimdi  kilotunu da indir oraya kadar.

Bir duraklama daha oldu içerde galiba ki, doktor:

Utanmanın gereği yok. Hadi indir kilotunu dedi.

 

[ Muayene bittikten sonra işyerine giderken, bu suskunluk süresi içinde doktorun, organlarını elleyerek, mıncıklayıp sıktığını, yaşamı boyunca kendini böylesine aşağılanmış hissetmediğini, daha sonraki makat muayenesinde de neye uğradığını algılayıncaya kadar  her şeyin olup bittiğini; Aklı başına geldikten sonra, ölürcesine kahrolduğunu söylecekti bana.]

 

 

Uzun bir sessizlik daha oldu içerde…sonra doktorun:

Peki… Şimdi arkanı dön dediğini duydum.

Şimdi de iki elini dizlerine koy. Namaz kılarken yapılan rüku durumuna geç dediğini…

Bu konuşmadan hemen sonra arkadaşımın:

Iııııh  diye inleyen sesini duydum.

Muayenenin seyrini bildiğim için,  duyduğum ıııh sesi gibi, yada başka her hangi  bir tepki vereceğini tahmin ettiğimden ona ne diyeceğimi önceden hazırlamıştım. Dışarıdan adını söyleyerek:

      Ulan ( …) diye bağırdım. Senin bundan sonra birilerini aşağılamak için statlarda, futbol seyircilerinin hep bir ağızdan hakeme haykırdıkları sözcükle hitap ettiğini duyarsam, bu gün başına gelenleri herkese anlatırım.

 

                      Haftaya:  Muayene sırrının yayılışı ve  İkinci itiraf

 

 

 

    Üçüncü Bölüm:

 

Doktor gülerek muayene odasından çıktı.

      Arkadaşının prostatı tehlike sınırının çok altında. İlaç kullanmağa, telaşlanmağa gerek yok. Geçmiş olsun dedi.

Aslında bunu bana değil içerdeki perişan kişiye söylüyordu. Çünkü onun dışarı çıkınca kendisiyle hastalığı hakkında konuşamayacağını biliyordu.

Hemen doktorun vizite ücretini ödedim. Süklüm-püklüm dışarı çıkan arkadaşımın koluna girdim. Doktora veda ettim.

      Merdivenlere yöneldim.

Gözün aydın arkadaşım dedim ciddiyetle, prostatın uslu çıktı.

Sokakta, işyerinin yarı yoluna gelinceye kadar ben ciddi, o suskun yürüdük. Sonra ben gene  ciddi-ciddi :

Anlat bakalım halvet olduğunuzda neler yaptığınızı diye sordum.

O bir hırs küpüydü. Haykırarak patladı.

Ulan hergele!...

Ne olacağını sen pekala biliyordun. Bana söylemedin ki ölünceye kadar dalga geçesin benimle

Ben de patladım.

Bu kadar cahil olduğunu ben nerden bileyim. Sadece sana, o iğrenç sözcüğü kimseye söyletmemek için hazırlık yapmıştım dedim.

Biraz daha suskun yürüdük. O en acınacak hali ve ağlamaklı sesiyle suskunluğu bozdu. Yukarıdaki muayene anını anlattı. Saygı ile dinledim ses çıkarmadan.

Yürüyüp işyerine girdik. O masasına oturdu, ben karşısına. Yüzü, benimle küsmüş gibi düşüktü.  Tüm şakacılığımı takınarak yüksek sesle:

 

 

Oğlum dedim. Bana karşı hangi tavrı takınırsan takın. Muayene odasında doktorun,  yaba çatallarına  benzeyen parmağıyla bikrini izale [ kızlık zarının yırtılması ]  ettiğini herkese anlatacağım. O ne anlamlı iniltiydi öyle!...

Böyle derken kahkahalar atıyordum.

Birden yumuşadı arkadaşım. Bu aramızda kalsın lütfen diye yalvarmağa başladı. Bu konuda bir halt edersen asla affetmem seni diye tehditler savurdu.

      Ulan başına gelecekleri anlatsam muayene olur muydun? Hem ne var bunda?... Bu namussuz hastalığın kesin tanısı, böyle yapılan muayeneyle konuyor. Her erkeğin elli yaşından sonra başına gelecek bir olay işte. Bunları sevgili arkadaşlarımıza anlatsam da cahilliğinle biraz eğlensek ne olur sanki. Bu kadarcık bir eğlence için bana küseceksen hiç umurumda değil.

Derken işyerine bir başka arkadaşımız girdi.

      Hah diye devam ederek dükkana giren arkadaşa, geç şöyle karşıma otur dedim. Başladım ballandıra- ballandıra anlatmağa.  Tam makattan muayene kısmına gelince, Doktorun parmak ölçülerini, bunun rüku pozisyonunu, sonra da  Iııııh diye inleyişini, onun galiz sövgüleri eşliğinde kahkahalarla anlattım.

Dinleyen öteki hiç etkilenmedi. Ne güldü, ne de aşırı ilgi gösterdi.

Şuna bak dedi sonunda. Bu sanki bakire kızmışta, kıçında bir şeyler yırtılmış gibi acı duymuşta inlemişmiş!...

      Sonra bana bakıp:

       İnanma lan sen buna dedi.

        Bu var ya?!....Doktora:

      Orama bir şey değmedi ha!.. Bilesin!…

       Anlamında, hiç acı duymadığı halde yalandan inlemiştir.

 O muayeneyi ben de oldum. Beni muayene eden doktorun parmakları tarif ettiğinden daha kalın, hem de uzundu. Adam sağ elinin orta parmağına lastik parmak eldivenini geçirdi. Sonra o parmağı vazalin dolu bir kavanoza sokarak kayganlaştırdı.

 Sonra sağ elinin işaret parmağını arkadaşımın burnuna doğru uzatarak bana:

 Bu işlem, vallahi bu yalancının  gözü önünde de yapılmıştır dedi. Hemen ardından tüm ciddiyetiyle anlatımına devam etti.

 Parmağını kayganlaştıran doktor beni kendi elleriyle doksan derece büktü.

 Yeh etti yağlı parmağı makadıma!...

 Fısıııırt, diye girdi parmak gideceği yere kadar. Can acıması şöyle dursun, girişi duymadım bile desem vallahi yalan olmaz.  Hepsi bu işte…

  Bu eşine rastlanmaz derecede güzel edebi anlatımı dinlerken gülmekten, bu derecede şiddetli bir baş ağrısı çekmedim bir daha, ömrüm boyunca.



Bu Haber 563 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.