6 Nisan 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Tuzu da kokuttunuz ya helal olsun!...
musakiroğlu@mynet.com

Bugün izninizle genel durum üzerinde yazacağım.

Memleketin tepesinde bir karmaşadır, bir karışıklıktır almış başını gidiyor.

İktidar ile yandaşları diyor ki, bütün bunlar demokrasi adına yapılıyor.

Muhalefet ile yandaşları da diyor ki; bütün bunlar faşizm adına yapılıyor.

İktidar ile yandaşları diyor ki, askerin siviller üzerindeki vesayetini kaldırıyoruz.

Muhalefet ile yandaşları da diyor ki, memlekette sivil vesayeti hâkim kılmaya çalışıyorsunuz.

Velhasıl, yaşanan olaylar silsilesi bir hayli kafa karıştırıcı.

Bilgi kirliliği her tarafı sarmış, sarmalamış.

Sarıkızlarla, kafeslerle, çekiçlerle, balyozlarla doldurulan Ergenekon dosyaları…

Tutuklamalar... İddialar... İddianameler… Mahkemeler…

Kim mi ne biliyor? Kimsenin duyduğunun, hissettiğinin dışında kesin bir şey bildiği yok.

Aslında bu işlerin bir bileni var tabi ki. Bu bilenler ise, ta başından beri yazdığı senaryoyu uygulamaya çalışanlardan başkaları değil.

Kim bunlar?

Söylersem acaba beni Ergenekon’a mı dahil ederler…

Yoksa Samanyolu’na mı?

Peki, bu senaryo ne zamandan beri oynatılıyor?

31 Mart Vakası’nın yıldönümü münasebetiyle geçtiğimiz 31 Mart Çarşamba günü tarihi birçok makale, yazı ve yorum okudum. Farklı tezleri, bakış açılarını gözden geçirdim.

O sırada neler yaşanmış, nasıl sağ gösterilip sol, sol gösterilip sağ vurulmuşsa bugün de öyle…

Olaylar halkası birbirine ekleniyor, devam edip geliyor…

Bir bakıyorsun, birileri birilerine can düşman. Yaprak kımıldasa birbirlerinden biliyorlar.

Bir de bakıyorsunuz ki bu düşmanlar aynı cephede buluşmuş, eski dostlarını yemenin hesabını yapıyorlar.

Böylesi karışık, akıllara durgunluk veren senaryolara İngiliz senaryosu deniyor. Bu senaryoları uygularken oynanan oyuna da İngiliz oyunu…

Böyle denildiği için olsa gerek, İngiltere parlamentosunun ana kapısının üstünde şöyle yazıyor: “Dünyada ebedi dostluk ve düşmanlık yoktur. Ebedi menfaat vardır”

Başka söze gerek var mı? Bu söz yeteri kadar her şeyi anlatmıyor mu?

Peki, bu bizim yargıya ne demeli…

Aynı suç iddiasıyla bir mahkeme bir grubu tutukluyor, başka bir hakim serbest bırakıyor. Olmuyor, bir başka hakim tekrar tutuklama kararı çıkartıyor.

Yargı bağımsızdır… Doğru…

Yargı adildir… Doğru…

Yargıya herkes güvenmeli, herkes inanmalıdır… Bu da doğru…

İyi de hangisine… Tutuklama kararı veren yargıya mı? Olmadı serbest bırakan yargıya mı? Daha da olmadı yeniden tutuklayan yargıya mı?

Et kokarsa tuz dökeriz, ya tuz kokarsa ne yaparız?...

Tuzu da kokuttunuz ya helal olsun!…



Bu Haber 509 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI