Yıl 1950… O yılın Eylülünde bütün mahallenin çocukları ile birlikte okula başladım. Meçhulasker İlkokuluna.. O zaman Ünye’de üç ilkokul bir ortaokul vardı.
Anafarta, İnönü ve Meçhulasker.
Meçhulasker İlkokulu’na Burunu, Çömlekçi, Orta mahalle ve Yılmazlar Mahallesinden çocuklar gelirlerdi. Çömlekçi Mahallesi Burunucu Mahallesine bağlanarak “Burunucu” mahallesi Yılmazlar ve Orta mahalle birleşerek ellibeş yıllarında.. “Ortayılmazlar” oldu.
Ünye, nüfusu yedi binler civarında, henüz bozulmamış, konakları, taş evleri ile Karadeniz’in kenarında nazlı ve şirin bir kasaba idi, yol mahalle aralarından ve şehrin içinden geçerdi.
Şu “Park” hikayesi
O yıllarda şehir parkı bugünkü surlara doğru biraz daha gerideydi.. Sur ile park arasından şehirlerarası yol geçerdi. Bugünkü iskele daha yapılmamıştı.. Deniz biraz ileriye doğru doldurularak deniz kenarına park yapıldı.
Parkımız o yıllarda bugünkünden daha şirin ve moderndi.. İçinde bir de taştan yapılmış kameriye vardı..
Park o yıllardan sonra hep aynı yerinde kaldı.. Elli yıldır yaz boz tahtası gibi her gelen bir şeyler ekledi parka.. Ünye güzel bir parka hiç sahip olamadı.. Hiçbir belediye başkanı Ünye’ye yakışan bir park düzenlemesi yapamadı. En sonunda burayı kiraya verdiler yani şehir parkı kiraya verildi.
Evet yanlış okumadınız Ünye şehrinin parkı bir başkasına kiraya verildi..
Ne kadar paraya mı?
Onu bilmiyorum bana yazarlarsa ben de size yazarım… Alan kişi de parka bakım yapmadığı için şehir parkımız bakımsız, çiçeksiz, insansız, ıssız ve pejmürde kaldı.. İnsanlar da parkta oturup denizi seyretmek yerine, bostan korkuluğu gibi ayakta dikilip ucube hükümet konağını seyretmek zorunda bırakıldılar taş meydanda
Böylece park hikayemiz yılan hikayesine dönerek bu ana kadar geldi..
Bundan sonra ne olacak bilmiyorum.. Bize şu ana kadar geçen yazımızda sorduklarımız hakkında bir bilgi ulaşmadı..Değerli Belediye Başkanımız geçen haftaki yazımızı okumuş en azından bilgi verilmiştir.
Demek ki düzen aynen sürecektir.
Keşke bunları yazmak
zorunda kalmasaydık
Bu yazımız ile de bir şey değişmeyecektir.. Şehir parkıymış, vatandaşmış, çiçekmiş, olmuş olmamış biz yazıyormuşuz çok ta ipledikleri yok. Yerel yönetim bezgin, bıkkın, hiçbir işi bitirememiş görüntüsü içinde, şehir ise önde ve arkada perişanlığı oynamaktadır.. Ön görünümde pis ve çöplük haline gelmiş Karadeniz’in şehir içinde kalmış tek kumsalı, kırık dökük kayıklar, deniz bisikletleri (bir okuyucu sormuş: “deniz bisikletlerinin ne zararı var”
diye, gelecek hafta onu cevaplayacağım)
Cumhuriyet Meydanı’ndan Dikilitaş’a kadar sağda ve solda bozuk ve kirli yamuk yumuk döşenmiş kilit taşları ile şehrin en güzel yeri Yalıkahvesi sahil boyunda kurumuş bodur çam türü ağaçlar, badanasız çatısız evler ön görümümde çamaşır asılmış balkonlarla Ünye tam bir kasaba havasına sokulmuştur.
Cumhuriyet Meydanından Dikilitaş’a kadar acemice tamir edilmiş yağmur yağınca çukur olan yerlerde su biriken yayakaldırımında insanlar yürürken dans etmektedirler. Şehrin içinde yürünecek kambursuz kumbursuz on metre bile ne bir yaya kaldırımı ne de yol vardır. Vardır diyen varsa gelsin Ünye’yi beraber dolaşalım..
Muhakkak Gözden Kaçmıştır
Arak taraflar ise yürekler acısıdır. Pazar günü bir araştırma için şehrin arka taraflarından köylü pazarının önünden Harmandüzü Mezarlığına gittim.. Burada Hilmi Kadı’nın mezarını aradım .. Gözüme bir mezar ilişti “ Belediye Başkanı ve Ordu Milletvekili Muammer Tekin” yazıyordu. Muammer Amca’yı çocukluğumdan tanırım, hüzünlendim, buraların halini görse ne derdi kimbilir? İçinde bir tek Rus kalmamış Rus pazarını içinden geçtim esnaf bezgin Pazar tam bir çöplük..
Biraz ileride köylü pazarını ilk defa boş ve köylüsüz gördüm.. Aman tanrım bu ne gariplik bu ne acemilik bu ne estetikten yoksunluk, Bulgaristan’ın komünist rejimle idare edildiği yıllardaki Sofya pazarına benziyordu. Paslı tezgahlarda satılan ürünlerden insanlar tetanoz olur burada..
Karşı tarafta minibüs garajı, arkasında kamyon mezarlığı, inşaat artıkları, molozlar, hangi birini yazayım.. Kısmen fotoğrafladım, gözden kaçmıştır diyerek arkadaşları fazla üzmemek için fotoğrafları yayınlamıyorum. Burada sağlık açısından da hoş olmayan şeyler var, Kaymakamlık Sağlık müdürlüğü kanalıyla buraları denetlemelidir, dezenfekte edilmelidir.. Köylü pazarında paslı tezgahlar kimse tetanoz olmadan boyanmalı yolları tamir edilmelidir..
Bütün bunlara rağmen güllerimizi de diktik..
Gelecek hafta devam edeceğiz…