1 Mayıs 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
1 Mayıs 19977, 12 Eylülcülerin yargılanması ve Namık Kemal Zeybek
musakiroğlu@mynet.com

1 Mayıs 1977 Taksim Meydanı... Bir amacın gerçekleşmesi için insan hayatının hiçe sayıldığı.. Yeri geldiğinde insan canının bile araç olarak kullanıldığını gösteren kapkaranlık gün ve 40’a yakın insanın katledildiği yer.

 

Üzerinden 33 yıl geçti. Ama o karanlık derinliğini koruyan, aydınlanamayan büyük provokasyon, korkunç katliam bugün hala aydınlanmayı, açığa çıkmayı bekliyor.

 

O yıllarda ülkede herkes, her şey, her yer bölünmüş parça parçaydı. Memleket insanı ateşle barut misali her an birbirine karşı patlamaya hazır haldeydi. Bir yerde olay çıkması, ortalığın karışması için küçük bir kıvılcım yetiyordu.

 

1 Mayıs 1977 bombası işte o meydanda, Taksim Meydanı’nda, bütün sol grupların birbiriyle düşmanca yarıştığı/yarıştırıldığı bir dönemde patlatıldı.

 

Memleketin her tarafı olay üstüne olayla kaynıyor.. Girdiği anarşi ortamında günden güne daha da kötüye gidiyordu.

 

Ta ki 12 Eylül 1980’e kadar. Bu tarihte yapılan askeri darbeyle her şey birden kesildi. Bir gün önce baştanbaşa yanan, kanların döküldüğü, canların yok olduğu memleket birden süt liman oldu.

 

Sanki bütün olaylar bu askeri darbeyi getirmek için yapılmıştı da, darbe yapıldı. İş bitti, olaylar kesildi! Ünlü 12 Eylül Paşası da öyle dememiş miydi, 12 Eylül’ü yapmaları için ‘yemeğin pişmesini’ beklediklerin söylememiş miydi?

 

12 Eylül’ü yapanlara bunu kim yaptırdı, niye yaptırdı? Geçen yıllar içinde bunun çok yorumu yapıldı. Daha da yapılacak mutlaka..

 

Ama bundan sonra bu süreç hızlanır artık. Çünkü 12 Eylülcüleri koruyan Anayasa Maddesi 30 yıl sonra değiştiriliyor artık. O dönemin aktörleri yargılanacak, mahkemelerde hesap verecekler.

 

O aktörlerin yargılanması 12 Eylül öncesi olaylarını da, 1 Mayıs 1977 katliamını da çözecektir diye umuyorum.

 

Bugün 1 Mayıs. Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’ı anmayı kendileri için ‘olmazsa olmaz’ haline getiren işçi sendikaları ve sol gruplar 33 yıl sonra nihayet yine Taksim Meydanı’ndalar.

 

Tarihin cilvesine bak. 33 yıl süren tartışma, sürtüşme, çatışmalardan sonra Taksim’de 1 Mayıs’a izin çıkıyor. Meclis’te de 12 Eylülcülerin yargılanması için Anayasa değişikliği yapılıyor..

 

Ne dersiniz, bu tesadüfi bir zaman çakışmasıdır, yoksa...!?

 

Diğer taraftan Ünye’de tam da bu sırada başka bir olay daha yaşandı. 1970’lerin ülkücüsü, daha sonraki yıllarda kendini Türk Dünyası üzerinde araştırmalara vermiş değerli aydın, Kültür ve eski Devlet Bakanı, yine eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı danışmanı Namık Kemal Zeybek Ünye’ye konferans için geldi.

 

Sn. Zeybek’i benim de yönetiminde bulunduğum Ünye Şeyh Yunus Emre Kültür Derneği davet etti konferans için Ünye’ye.

 

 “1970’lerde bu ülke insanları baştan başa bölünmüş, birbirine düşman edilmişti. Şimdi o yılların sağcısı, solcusu.. Sonraki yılların ANAP’lısı, Doğru Yolcusu, CHP’lisi, MHP’lisi, Saadetlisi ve AK Partilisi bir araya geliyor, Anadolu’nun Türkleşmesi ve Müslümanlaşması için verilen mücadelenin anlatıldığı konferansta buluşuyor”; düşündüm, bu ne anlama gelir, dedim kendi kendime.

 

Dedim ki, bu maya, bu ülkenin birlik mayası.. Bazılarının mozaik diye ifade ettiği, bazılarının kültür zenginliği dediği şeyin temelinde işte bu yatıyor.

 

Bu maya bozulmadığı, bu mayayı bozdurmadığımız takdirde sapasağlam hep ayakta olacağız. Bağımsız ve onurlu bir millet olarak tarih sahnesindeki yerimizi sürdüreceğiz. Bundan adım gibi eminim.



Bu Haber 659 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI