Turizm Haftası
Çocukluğumdan beri dinlediğim masaldır şu Ünye’de Turizm işi.. Bu işe daha Ege ve Akdeniz sahilleri bilinmezken soyunmuştuk, onlar aya gittiler biz otuz yıl da geriye gittik. Bir kaç yıldır da “Turizm Haftası” kutlanırmış Ünye’de.. Ben ilk defa rastladım, şehrin eşraf ve erkanı Turizm Haftası adı altında birbirlerini ağırladılar birbirlerine plaketler aldılar verdiler. Bu plaket verme işi son günlerde epeyi ayağa düştü. Çöpçü’ye bile plaket verdiler de Şehrin elli yıllık gazetecisi, yazarı, araştırmacısıyım, yazmadığım şey kalmadı bana bir kalem bile vermediler..
Turizm Haftası kutlamaları komedi demiyeceğim, ama bu işte iddiası olmayanların sadece göstermelik bir iki aktivite konuşma ve bir okulumuzun kısa gösterisi ertesi günü düzenlenen çevre tarih gezisiyle bitti. Şehrin Kaymakamı ve Belediye Başkanı bir iki aktiviteye formalite açısından katılarak işi ucundan tuttular, organizasyon çok zayıf ve amatörceydi. Acı olanı ise diğer oda dernek ve cemiyet ve sivil toplum kuruluşları adına kimse yoktu.
Daha Düzgün Organizasyon
Oysa bu şehrin Musiki Cemiyeti var, Belediye Konservatuarı var, tiyatro bilen insanları tarih bilen insanları var derneği var fakültesi yüksek okulu var.. Eldeki tüm bu estrümanlarla daha görkemli bir turizm haftası organize edilebilirdi. Belediye konservatuarı meydan da kalede, kadılar yokuşunda Çakırtepede Çamlıkta açık hava konserleri verir, okullarımızdan biri ciddi bir tiyatro oyunu sahneye koyardı, bir yerel tarihçimiz bir konferans verir bir tarih turu yapılırdı.Gerçi bir tarih turu yapıldı ama organizasyon bozukluğundan gelen olmadı..
Bir dahaki seneye Turizm haftasında Ünye’de Turizm haftası kutlama programını düzenlemeye ben İstanbul Ünyeliler Derneği Başkanı olarak talibim. Eğer görevde kalırsam gelecek yıl ki kutlama programının sponsoru derneğimiz olacaktır. Bel Belediyeden yalnızca salon ve konservatuar öğrencilerini istiyorum. Bir hafta boyunca uygulanacak sokak aktiviteleri konusunda destek, Cumhuriyet Meydanında düşündüğüm konser için sandalye ve sahne yardımı istiyorum. Biz bu şehirde kırk yıl önce bile imkansızlılar içinde daha iyisini yaptık.
Misafirlere verilen yanlış bilgiler
Zaman zaman Ünye’yi ziyarete gelenler olur. Bakan gelir, Müsteşar gelir, Vali gelir, işadamları gelir.. Peşinde bir sürü kalabalık şehrin içinde dışında koşturur dururlar.. Kaleye çıkılır, ne kadar güzel bir kalemiz olduğu anlatılır, oradan Kadılar yokuşuna gelinir, park etmiş araçlardan yol bulunursa çöp içindeki Kadılar Yokuşundaki Hilmi Kadı’nın evi ziyaret edilir, daha sonra Çakırtepe’ye çıkılır.. Misafir kibarlığından kötürüm şehir manzarasına bakıp nezaketen “çok güzel” der “cennette yaşıyorsunuz der” siz burada ölmezsiniz der.. Ama içinden de “Ünye’ye bombamı atmışlar, galiba belediye burada, çatıyı ve badanayı yasaklamış” der. Bütün bu koşuşturma esnasında doğru dürüst bilgisi olmayan biri habire yalan yanlış, ipe sapa gelmez bilgiler aslı astarı olmayan hikayeler masallar hurafeler anlatarak bilgi verir, misafir hiçbirşey anlamaz devamlı başını sallar..
Artık bütün bunlar bir düzene sokulmalıdır. Gezilecek yerler önceden planlanmalı ve bu işi bilen tek bir kişi tarafından misafirlere anlatılmalıdır. Kaymakamlık ve Belediye bu işi muhakkak düzene sokmalı ve yalan yanlış bilgi verilmesine müsaade etmemelidir. Bunun son örneğini Ünye gelen Türsab üyeleri ile yaşadık, Ünye hakkında anlatılanlar o kadar yalan yanlıştı ki utandım.
Çekirdek Belası
Ünyeliler insana yakışır şekilde çekirdek yemeyi ne zaman öğretecek.?. Neden yedikleri çekirdek kabuklarını yere atıyorlar? (Sözüm adam gibi yiyenlere değil..) Cumhuriyet Meydanı’nda,Yalıkahvesi’nde çılgınlar gibi çekirdek yiyerek kabuklarını şehrin içine edercesine büyük zevkle yere atıyorl ve önlerinde biriken kabuklara bakıp utanmıyorlar. Yanlarında beş yaşındaki on yaşındaki çocukları öyle görüyor ve onlar da aynı şeyi yapıyorlar..
Bütün bu görgüsüzlük, bu pislik ve insana yakışmayan bu davranış karşısında kimse ses çıkarmıyor Şehrin yöneticileri veya ilgili birimler bu rezilliğe son vermek için bir çaba bile göstermiyorlar.
Ne mi yapılabilir?
Ben önce çekirdek satanların yakasına yapışırım.. Çekirdek ile birlikte bir de küçük kese kağıdı verecekler, vatandaş kabuğu bunun içine koyacak. Gereken yerlere yasak levhası koyarım.. En azından çare bulmaya çalışırım.. Gelen misafirlerimden utanıyorum. Bizi bu utançla yaşatmaya kimsenin hakkı yok.
Bu yazım aynı zamanda hem Belediye’ye hem Kaymakamlığa yazılmış bir açık dilekçedir