12 Mayıs 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Çamlıktaki Otele tepki büyüyor Yüzde 67 Hayır Diyor
yasar.karaduman@gmail.com

Ünye’de Çamlığa otel yapılması gündemi işgal ederken  Ünye içinden ve dışından tepkiler artarak devam ediyor. Ünyeliler Facebook ve İnternette kurdukları sitelerle tepkilerini ilgili kişi ve makamlara iletmeye çalışıyor, otelin yapılmaması için tek tek belediye meclis üyelerine ulaşmaya çalışıyorlar.

Bu arada Ünye’de yerel bir televizyonun internet sitesi 1-30 Mayıs tarihleri arasında çamlığa otele evet mi hayır mı anketi düzenlemiştir. Şu andaki durum yüzde atmış yedi hayırdır. Buradan da anlaşılıyor ki Ünyeli Çamlığa otel istemiyor. Ama birileri halen bayat temcit pilavını bize yedirmeye çalışıyor.

Bu şehrin mantıklı evlatları, bu memleketin ekmeğini yiyerek belediye meclisine gelen arkadaşlar, sakın oyuna gelmeyin, bu aldatmacaya alet olmayın. Hayır kararınız sizin ve hatta torunlarınızın hesabına tarihe şerefle yazılacak, bu şehir sizi minnetle anacaktır.

Oda ve dernek başkanları bu şehre sahip çıkın, öyle veya böyle sizi de tarihe bir şekilde yazacağız, nasıl yazacağımız vereceğiniz karara bağlıdır.

Bu şehrin milletvekili Sayın Hamarat, Ticaret Odası Başkanı, Borsa Başkanı, işadamları  Ünye’nin entel takımı, sizin söyleyecek bir şeyiniz yok mu? Eleştiriye tahammül gösteremeyen, beni niye yazdın diyen dostlarım işte size fırsat tepkinizi gösterin ben değil sizi tarih yazsın.

Çakırtepe’yi, Dikilitaş’ı dolgu alanını kaybettik, burası torunlarınıza kalsın sizi hayırla  ansınlar. Kamuoyu Meslek Odaları başkanlarından,  Ticaret Odası Başkanından Borsa Başkanından ve ileri gelen işadamlarından açıklama beklemektedir.

 

Basına Yemek.

Aslında bunu akıl etmek bile bir incelik. Ben önce teşekkür ediyorum sonra da eleştirimi yapmak istiyorum.

Belediye Başkanı Basın ve Radyo Günü nedeniyle basın  mensuplarına bir akşam yemeği verdi. Yemeğe ben de Ünyekent gazetesindeki arkadaşlarımla birlikte katıldım.  Bu benim Ünye’de katıldığım ilk basın yemeği idi. Ben, aslında otuz yılık yurt dışı hayatımdan sonra işim nedeniyle İstanbul’da yaşamaktayım, son ekonomik krizde işimizi biraz küçülterek,  Ünye’ de daha çok zaman geçirmek, rahatsız ve yaşlı annemin yayınında, kaçırdığım yılları biraz olsun telafi etmek için çok sık Ünye’ye gelmeye başladım. Çocuklar evden uçtular eşim de ansızın beni bu koskoca dünyada yapayalnız bırakıp gidince artık İstanbul’u çekmeye gücüm kalmadı, huzuru Ünye’de buldum. O nedenle bazı şeyleri çok uzun yıllar sonra ilk yaşıyorum, ben giderken ne basın yemeği vardı ne de basın, topu topu üç kişiydik.

Basın yemeğinde belediyenin güler yüzlü, Halkla İlişkiler Müdürü çok iyi niyetine rağmen oturma düzenini maalesef tam oturtamamıştı. Belediye Başkanı, vekil ve yardımcılarını baş tarafa,  basın emekçilerini de sağa ve sola,  Hababam Sınıfı düzeninde sıralamıştı. Daha sonra yardımcıların arasına hiç gereği yokken oturtulan bir medya mensubunun  bir gazete sahibi ile  girdiği  ortamı geren diyalogları yemeği kursağımıza dizdi. Yemek fena değildi, servis ve gelen sütlaç benden geçer not alamadı. Sütlacın bize yemek kaşığı ile yedirilmesinde kimi eleştireceğimi pek kestiremedim. Kim üzerine alınırsa artık.

Yemeğe geç gelen medya mensubuna özel ilgi gösterilerek başkanın yanına, başkan yardımcıları ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanını biraz ittirerek oturtulması şık olmadı, o da bizim gibi bulduğu boşyere oturması gerekirdi nee özelliği vardı anlayamadım.  Oturtana yakıştıramadım. Bir gazete sahibi ile girdiği  diyalog nedeniyle  kimseye söz düşmedi.. Yemek başkanın da erken kalkmasıyla çok ta önemsenmeyen adet olsun kabilinden  verilen bir yemek intibaı bıraktı bende..

 

Park ve Oturma Bankları

Yaz geliyor  parka bakım yapılmaya başlandı, çiçekler diktiler, temizlik yapıldı.. Ama oturmak için banklar halen konulmadı..

Çiçekliklerin etrafını badana yapıyoruz diye bizim bahçenin duvarı gibi bulaştırıp bıraktılar.

Mısırcı yuvasına dönen leylek gibi geldi iskelenin başındaki ve restoranın yanındaki yerini aldı ve yayıldı, oysa bir ay önce yazmış bu adam buraları Taz yaylası gibi kullanmasın, mısır kazanına, kılığına kıyafetine bakılsın demiştim.

İki haftadır sorduğum “Parka neden oturmak için banklar konulmuyor” soruma halen bir cevap veren çıkmadı. Kaymakam da soruma cevap vermedi.. Nezaketen bir alo denir, veya Karduman sen de taktın şu parka denir, nedir şu park işi ve bank işi denir?

Burası yazın en sıcak aylarında bile tam kullanılmadığı halde, boş yerlere neden banklar konulmadığını hala anlayabilmiş değilim. Deniz bisikletleri de öyle. Onu da kaldırmıyorlar. Galiba buraların sahipleri hatırlı kişiler.. Ben bir kere daha sayın kaymakamımıza  şu park, bank, mısırcı ve deniz bisikleti işini hatırlatıyorum izinleri ile.



Bu Haber 329 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI