Ünye ilçe olalı ne kadar Kaymakam geçirdi ya da Ünye’de bu zamana kadar kaç kaymakam görev yaptı araştırıp bakmadım.
Ancak şöyle biraz geriye doğru düşündüm, 1984 yılından beri sürekli oturduğum Ünye’ye kaç kaymakam gelmiş, adları neymiş, hatırlamaya çalıştım. İlk aklıma gelen ad Sn. Ümmet Kandoğan oldu. Eminim benim gibi Ünye’de genel çoğunluğun da aklına Ümmet Kandoğan adı gelecektir.
Neden Ümmet Kandoğan?... Bence bakın neden?
Ben hep derim ki idarecilerin üç yüzü bulunur. Bunlardan birincisi yüzü millete dönük olanlardır. İkincileri yüzü devlete dönük olanlardır. Üçüncüleri ise yüzü kendine dönük olanlardır.
Şimdi sırasıyla yüzlerini böyle üç kategoride anlattığım idarecilerin görevleri sonrasında nerelerde, nasıl hatırlanacağına bakalım. Yüzü millete dönük olan idarecileri vatandaş-millet-halk hatırlar. Yüzü devlete dönük olan idarecileri resmi kayıtlar-arşivler hatırlar. Yüzü kendine dönük olan idarecileri ise hatırlasa, hatırlasa birinci, bilemedin ikinci nesil aile yakınları hatırlar.
Peki, hangi idareci yüzü halkın ve Hakk’ın katında daha makbuldür? Tabi ki, birinci sırada ifada ettiklerim. Yani yüzü millet dönük idareciler halk ve Hakk katında değerlidir.
Gelelim bundan 10 yıl önce Ünye’de 3 yıl kaymakamlık yapan ve unutulmayan Ünye kaymakamları arasında adı baş sıraya konan Sn. Ümmet Kandoğan’a..
Sn. Kandoğan yüzü riyasiz, hilafsız halka dönük bir idareci örneği sergiledi Ünye’deki idareciliği sırasında.
Hiç unutmam, Ünye’ye geldiğinin üçüncü günüydü. Yanına eşini, çocuklarını almış Atatürk Mahallesi yönünden yokuş yukarı Çakırtepe’ye doğru yürüyorlardı. Ben bir akşam önce Ünye televizyonunda gördüğüm için kendisini hemen tanıdım. Biraz hayretle, daha doğrusu “Kaymakam Bey maaile böyle yokuş yukarı yürür mü? Neden makam aracıyla çıkmamış ki..?” hayretiyle durdum, aracımdan indim. Kendimi tanıttım, “Hoş geldiniz” dedim. O kadar sıcak, candan karşılık vermişti ki bana..
Ümmet Bey, 3 yıl boyunca Ünye’de böyle idarecilik yaptı. Yüzü hep millete dönük, milletin içinde kalarak mülki amirlik görevinde bulundu.
Milletle kurduğu bağ o kadar güçlüymüş ki, buna talihsiz bir neden sonucu Ünye’den ayrılırken şahit olmuştum. Peşinden nerdeyse bütün Ünye’yi ağlatmıştı.
Sn. Ümmet Kandoğan’ın Ünye’den ayrılması sırasında ben yanında değil, karşısında durmuştum. Aslında yaşanan o talihsiz olayın haklısı, haksızı/doğrusu, yanlışından çok siyasi bir cepheleşmesi oluşmuş, ben de siyaseten karşı bir partide olduğum için Ümmet Bey’in karşısında yer almıştım.
Bunun üzerine tam on yıl kendisiyle bir diyalogum olamadı. Ama Ümmet Bey yine o sıcak ruhunu, insani özünü konuşturdu. Geçen 10 yılın ardından geçenlerde beni telefonla aradı, hal hatır sordu. Aramızdaki o sıcak hattı yine Ümmet Bey kurdu.
Ümmet Kandoğan Ünye’den ayrıldıktan sonra milletvekili oldu, Meclis’e girdi. Orada da yüzünü millete döndü. Her şeye rağmen millet safında yer aldı. Ancak oralarda güçlü olanlar genellikle yüzü devlete ve kendine dönük olanlar olduğu için çoğunlukla yalnız, güçsüz kaldı. Döndü, tekrar sine-i millet safında yer aldı. Artık Saadet Partisi’nde siyaset yapıyor.
Ünye’nin unutamadığı, halis-mulis yüzü millete dönük eski Kaymakamız partisinin Ünye İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen konferans için bu ara Ünye’ye geldi. Ünye’ye geldiği andan itibaren gittiği-uğradığı her yerde ‘evden bir insan’ duygularıyla karşılanan Ümmet Bey’in akşamki konferansına katıldık. O güzel konuşması, hitabet yeteneği çok daha kemale ermiş, harika bir konferans sunmuştu. Ümmet Kandoğan’ın Saadet Partisi için ne kadar büyük şans olduğunu anladım o konferansta.
Kendisine bütün içtenliğimle başarılar diliyor, millete dönük yüzüyle bütün idarecilere Ümmet Bey’in örnek olmasını tavsiye ediyorum.