19 Mayıs 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Bir tabelayı doğru yazamadık..___"Korunacak bir yerimiz kalmadı
yasar.karaduman@gmail.com

Süleyman Paşa sarayının duvarındaki bir önceki tabela önemli yanlışlar içeriyordu. Yıllarca bilgilerin yanlış olduğunu bunun değiştirilmesi gerektiğini yazdım. Ünye ‘ye gelen yabancılar, misafirler, turizm yazarları,  tarih araştırmacıları yanlış yazarlar ve bu yanlışı bir daha ömür boyu düzeltemeyiz dedim.

Nasıl ki bir zamanlar biri çıkıp meydandaki isimsiz mezara Kanije’den getirip Tiryaki Hasan Paşa’yı yatırmıştı da rahmetliyi Ünye’den kaldırıp tekrar Kanije’ye gönderene kadar neler çekmiştik.

Allah razı olsun mezar yenilenince İdris Bey’in yardımları ile mezara isim konulmadı. Aslında çok güçlü rivayetlerden biri de orada mezar falan olmadığıdır. Birileri evinin önü kapanmasın diye buraya sahte bir mezar yapmıştır. 1950 yılında Cumhuriyet Meydanını ilk düzenleyen o yılların Belediye Başkanı Hüsrev Yürür bana anlattığı anılarında, “Ben meydan ve ilk hükümet konağı yapılırken oradaki bütün mezarları taşıdım, orada hiç mezar kalmadı, siz nereden çıkardınız” demişti.

Şehirdeki bu tür yanlışlıklardan biri de saray duvarında tabeladaki yazı idi.

Nihayet birileri akıl edip tabelayı ve bilgileri yenilemişler. Fakat  yeni metinde de bazı tarihi ve yazım hataları var..

Yeni tabeladaki yeni metin şöyledir:

 

ÜNYE SURLARI

19. yüzyılın başlarında Canik Bölgesi Yöneticiliği ve daha sonra Trabzon Valiliği yapan Süleyman Paşanın inşa ettirdiği saraya ait surlardır.

Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan taşra saraylarının en görkemlisidir 19. yüzyıl ortalarında yanan ahşap saraydan bu güne yalnız temel taşları, çeşmesi ve havuz kalıntısı ve 4 ile sekiz metre yüksekliğinde 138 metre uzunluğundaki surların yalnızca denize bakan cephesi ayakta kalmıştır”

 

Yanlışlık nerdedir?

“ÜNYE SURLARI başlığı doğru değildir. “Ünye Surları” diyebilmemiz için Ünye’yi çevreleyen bir surun olması gerekirdi. Tarihin hiçbir döneminde Ünye bir surun içinde olmadı. O nedenle bu surlara, burayı yaptıran kişinin tarihteki adıyla yani “Haznedarzade Süleyman Paşa sarayı surları” demek daha doğru olurdu.

 

Sur kelimesi bir şehri kuşatan yüksekçe kale duvarı yüksek duvar, hisar anlamındadır. İngilizce  wall, city walls,  Almanca Mauer, Stadtmauer ,Fransıca place forte, rempart’tır.

Bu  nedenle “ÜNYE SURLARI” demek ,Ünye’yi kuşatan bir duvar anlamına gelir ki bundan, Ünye’yi kuşatan bir sur olduğu  anlamını çıkar.. Mesala, Ünye’yi tanımayan bir yazar, şimdiki metni okuduğunda “Ünye surlarının bir bölümü ayakta kalmıştır” diye yazabilir. Bunu okuyanlar da Ünye bir zamanlar surlarla çevrili imiş ama bugün bir parçası kalmış olarak anlar. Ama Haznedarzade Süleyman Paşa Sarayının surları dersek, yazar Haznedarzade Süleyman Paşan Sarayının surlarını gördüm” diye yazar ve okuyanlar da öyle anlar.

Tarih böyle doğru yazılır. Takma akılla değil..

 

Doğru metin şöyle yazılmalıydı:

“Haznedarzade Süleyman Paşa Sarayı Surları

19. yüzyılın başlarında Canik Bölgesi Yöneticiliği ve daha sonra Trabzon Valiliği yapan Haznedarzade Süleyman Paşanın inşa ettirdiği saraya ait surlardır. Saray Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan ahşap taşra saraylarının en görkemlisi idi. 19. yüzyıl ortalarında yandı. Saraydan günümüze yalnız temel taşları, çeşmesi,  havuz kalıntısı ve 4 ile sekiz metre yüksekliğinde 138 metre uzunluğundaki surların yalnızca denize bakan bu cephesi ayakta kalmıştır”

 

Görüyorsunuz ki işler o kadar basit değildir. Bu gibi şeyleri düzeltirken insan sağına soluna bir sorar. Rahmetli babam derdi ki “takma akıl yedi adım gider..” Bu tabelayı değiştirenlerin aldığı akıl ise Haznedarzade Süleyman Paşanın Saray duvarlarına tosladı.

Bütün bu bilgisizlikler ve işgüzarlıklar kimin başının altından çıkıyorsa lütfen biraz dikkat etsin. Her bulduğunuz bilgiyi alıp duvara yapıştırmayın.

 

*       *       *        *        *       *                                       

Bir Önceki Makale

 

“Korunacak bir yerimiz kalmadı

 Çevre Koruma Derneği, hangi çevreyi kimden koruyacak?

 

Gazetemizdeki bir habere göre tam da ihtiyacın olduğu bir zamanda Ünye’de yeni bir sivil toplum kuruluşu daha faaliyete geçmiş.

Çevre Koruma Derneği..

Çok yerinde ve zamanlama ile kurdukları bu dernek için bu genç arkadaşları anlamlı çabalarından dolayı tebrik ediyor, kurdukları derneğin hayırlı ve uzun ömürlü olmasını diliyorum. Kendilerini çok büyük işler beklemektedir. Bakalım artık kalmayan bitmiş bir çevreyi kimden ve nasıl koruyacaklardır. Biraz geç kaldık gibime geliyor,  korunacak bir şey kalmadı benden başka..

Bu derneğin adı “Çevreyi yeniden düzeltme ve eski şekline döndürme derneği” koyulsaydı daha isabetli olurdu. Eğer Ünye’de ki korunacak çevre için düşünüyorsanız biraz geç..

Korunacak bir yerimiz kalmadı?

Bu saatten sonra daha fazla tahribi ve pisliği önlemek için çaba göstermek zorundayız. Elimizde kalmış son bir iki değeri şiddetle savunmalı, yanlış yapılanların yıkılmasına, temizlenmesine çalışmalıyız.

Bunlardan en önemlisi şu anda sahip çıkıp koruyacağımız Çamlıktır. Bütün gücümüzle burayı elimizde tutmak zorundayız. Yeni kurulan derneğin bu konuda henüz ne düşündüklerini bilemiyoruz. Onları bekleyen ilk ve zor görevlerden biri budur. En kısa zamanda Çamlık konusundaki koruma planlarını açıklamalarını bekliyoruz. Şu anda gündemi işgal eden en vahim çevre olayı Çamlıktır. Diğer önemli yerler, Çakırtepe,  Dikilitaş ve sahil dolgu yapılarak tahrip olmuştur.

Buraya yapılacak otel için bütün çamlıktaki ağaçlar kesilecek kayalıklar sahil ve çamlık halka kapatılacaktır. Bunu yapmak içinde önce kıyı kanununu çıkardılar. Bizi Süleyman Paşa sarayı formu şeklindeki otelle  uyutmaya çalışıyorlar oyuna gelmeyin.. Oysa Süleymanpaşa Sarayı nedir haberleri bile yok, birilerinden duymuşlar, duygu sömürüsü yapıyorlar, biz enayiyiz ya..

Onun dışında dediğiniz gibi Ünye, bir çöp moloz yığını, şehrin varoşlarındaki derbederlik, hurdalık, sağlık sorunları yaratacak kadar pis ve kirli dereler,  çekirdek belası, badanasız çatısız binalar,  ana caddelerdeki binaların balkonlarında asılı çamaşırlar ve Yalıkahvesindeki kayık hurdalığı içinde boğulmuştur.

Siz “vatandaşla işbirliği yapmak ve belediyeye yardımcı olmak için” çalışacağınızı söylemişsiniz..

Ben on senedir söylüyorum bir de siz söyleyin, bir kulaklarından giriyor öbür kulaklarından çıkıyor, kimse iplemiyor bile, biz söyledik diye gururlarına yedirip hiç yapmıyorlar. Bu durumda hangi belediye ve hangi vatandaşla ne işbirliği yapacak belediye nasıl yardımcı olacaksınız? Çöpünü sokağa döken binasını badana yapmayan, yediği çekirdeğin pisliğini ayağının dibine atan vatandaşla mı?

İşiniz zor.

İşbirliğinden önce, vatandaşa artık şehirde yaşadığını köyünde yaptığı şeyleri  burada yapamayacağını anlatmak lazım.. Yerel Yönetime de köy yönetir gibi şehir yönetilemeyeceğini hatırlatmak lazım.

Derneğin Belediye Başkanını ziyaretinde başkan: Çevre bilinciyle hareket eden, çevreye sahip çıkan herkesi tebrik ettiğini söylemiş..

Ben çevreye yıllardır sahip çıkıyor ve o bilinçle hareket ediyorum, deme ki teşekkürü hak ettim.   Ama içinden de “başımıza bir kahya daha çıktı” demiştir kesin..

Sözün kısası önce şu ÇAMLIK ve belediyenin aldığı son KIYI-KENAR KANUNU konusundaki tavrınızı görmek istiyoruz. Her iki konuda da en kısa yürütmeyi durdurmak için mahkemeye başvurulmalıdır.

Bu iş biz sade vatandaştan önce Çevreyi  Koruma Derneği olarak size düşer, biz arakanızda oluruz.  İşte size fırsat..

Size çıktığınız bu yolda başarıla dilerim.

Eğer becerebilirsek halen korunması gereken birkaç şeyimiz var..

Sıkı duralım.

 

 

 

 

 

      

 



Bu Haber 382 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI