27 Mayıs 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
"Bunları Taşa Yazsan Çatlardı"
yasar.karaduman@gmail.com

Belediye eski başkan danışmanı, şimdilerde işadamı bir dostum büronun önünden geçerken durdu

“Karaduman, bütün bunları bir taşa yazıp söyleseydin inan o taş utancından çat diye ortasından çatlardı, adamlar üzerlerine bile alınmıyorlar.”

Ne demek istediğini ben anladım siz de anlamışsınızdır.

Ünye  artık büyük şehirdir.. Bir şehri yönetmek, için konusunda uzman kişilerden oluşan sağlam bir kadroya ihtiyaç vardır. Kadro sağlam olursa bize yazacak bir şey kalmaz, eleştirmemizin nedeni hata ve yanlış yapıldığı içindir..  Hiç mi iyi yok? İyi yapmak zaten görevleridir, onun için gelmişlerdir,  zorla tutan yok, eleştiriye tahammül göstermek bir erdemdir gösteremeyen ya doğru yapmaya çalışır ya da gider.

Biz kimseyi çatlatmak için yazmıyoruz, şehrimize çevremize sahip çıkıyoruz o kadar.

 

Dursun Emmi’nin çizgili pijaması

Ünye’de şehrin girişinde Aynikola’dan itibaren, Burunucu ve Yalıkahvesi’ndeki evlerin balkonlarında asılı duran çamaşırlar turizm mevsiminde çok ta hoş görüntü oluşturmuyor. Bazı şehirlerde ana caddelerde evlerin balkonlarına ve pencerelerine çamaşır asmak yasaktır.. Allı morlu, rengarenk, çamaşırları ön balkon ve pencerelere kurutmak ve havalandırmak maksadı ile asmak yine cadde ve sokakların görüntü ve manzarasını bozacak şekilde perde, tente, güneşlik gibi şeyle takmak yasaktır.

Peki  Dursun Emminin çizgili pijaması ile iç donu nereye asılıp kuruyacak?.. Arka pencereye veya arka balkona.. Şehri temiz ve düzenli tutmak için hem biz dikkat etmeliyiz hem de kontrol şarttır.

 

 

Kaldırım İşgali ve Maliye

Kaldırım işgali ezeli bir sorundur. Esnaf malını sokağa sermeye bayılır. Biz millet olarak sokağı severiz, ömrümüzün çoğu ev dışında geçer. Avrupalı boş zamanlarını evinin bodrumuna yaptığı Hobyraum’da-hobi odasında geçirir. Biz ise kendimizi ilk fırsatta sokağa, çayıra çimenlere atarız. İsviçre’de Zürich’te bulunduğum yıllarda çocukları arabaya doldurur, mangalım her zaman arabadadır bir iki kilo kanat alır Zürich gölünün muhteşem manzarası karşısında mangal yapar akşam dönerdik. Kapı komşum ilk Çağ Tarihi Uzmanı Doç Dr. Marion Kellner bir gün bana, “Herr Karaduman siz her akşam nereye gidiyorsunuz böyle çoluk çocuk” dedi. Gölün kenarına gidiyoruz gril yapıp (mangal) akşam yemeğimizi orada yiyoruz. “O Mein Got” dedi, “ben de gelebilir miyim?” Ondan sonraki akşamlarda Dr. Marion bizim işten gelmemizi bekliyordu kapıda..

Lafı uzattık biraz, biz kendimizi böyle dışarı attığımız gibi sattığımız şeyleri de dükkan dışına atmayı severiz.

Biz dönelim yine konumuza.. Aynikola’dan başlayarak yaya kaldırımlar, tamirciler, oto yıkayıcıları, kahvehaneler, balıkçılar, lokantacılar tarafından işgal edilmiştir.. Görüntü perişandır. Oysa buralar gelenlerin şehirle ilk göz teması olduğu yerledir. Şehir içinde ise büfeciler, mısırcılar, meydanda simitçiler, caddelerde esnaf kaldırımları işgal etmiştir. Yalıkahvesi’nde kaldırımda daha şimdiden gözlemeciler, bazlamacılar, incikciler, boncukcular,  kitapçılar tam bir curcunadır..Denetim yoktur.

Şehrin her tarafı laçka olmuş, nerden tutsan dökülüyor. Biraz çeki düzen verilmesi, denetim yapılması gerekmektedir. Bu durum Maliyeyi de ilgilendirir, bu adamlar vergi mükellefi midirler?  Yakında bu kaldırım baştan sona işportacı dolar, bu şehir içindeki kira veren vergi ödeyen, sigorta ödeyen esnafa haksızlık olmaz mı? Maliye bunları ve sahilde iş yapan diğer seyyarcıları bir takibe almalıdır.

Bu tarihi şehri bu kadar hor kullandırmayın.

Böyle büyük şehir olunmaz.

 

Sahil yağması

Sahil yağmasına gelince bu her yazın oynanan bir tiyatrodur. Sorundur, çoğu zaman göz ardı edilir.. Bu günlerde Aynikola’dan itibaren sahilde Derbent’in Ünye tarafında  derme çatma kulübeleri ile yazlıkçılar sahili işgal ve yağma etmeye başlamışlardır. Burada ileride ciddi sağlık sorunları baş gösterecektir, bu çadırların tuvaleti ve suyu yoktur. Ya gider deniz işerler ya da arkada yeşilliklerin içine yaparlar. Bunlarla hiç kimse ilgilenmez bakmaz, şehrin her tarafında görülen başıbozukluk buralara da hakimdir. Şehrin belediyesi bir kere çıkıp bu sahili dolaşmamıştır. Etrafındaki kumpanya başkana her tarafı güllük gülüstanlık göstermektedir. Kaymakamımız ise buralar nerelerdir hiç bilmez, hiç gitmemiştir, hiç görmemiştir. Fokfok neresidir, Dikilitaş neresidir, Feneraltı, Aynikola neresidir, buralarda ne olmuştur Ünyeliler için ne ifade eder bilmez. Kimse anlatmamıştır, belki de merak etmemiştir.

Bu sahil yağması durdurulmalıdır.. Kimin sorumluk alanındadır bilmiyorum, bildiğim tek şey İstanbul Kadıköy Ünyeliler Dernek Başkanı olarak benim sorumluluğumda olmadığıdır.  

Belediye ve Mili Emlak kıyılarına, kumsalına sahip çıkmalı, denetlemeli kaçak ve uygunsuz gecekondu tipi çadırları yıkmalı sahili ve kumsalı temiz tutmalıdır..

 

*      *       *       *       *          *         *          *

 

Bir önceki makale

 

 

Parfüm Kokan Çiçekler

 

 Şu Ünye dünyanın en garip şehri.. Eskiden kadılar, kaptanlar şehri olarak örnek gösterilirdik. Karadeniz’de kültür düzeyi en yüksek iki  yer vardı.. Birincisi Perşembe, ikincisi Ünye.. Ünye geçmişte Osmanlı’ya en çok kadı yetiştiren bir yer olarak ve kaptanlarının deniz aşırı limanlarda gördükleri yenilikleri Ünye’ye taşımaları nedeniyle Ünye çevrede imrenilir bir yerdi.  Ünye esnafı takım elbise ve fötr şapkayla işe gidip gelirdi. Nezaket kurallarını çok iyi bilen ve uygulayan eşrafı vardı. Ünyeliler ince zevkli nazik feylesof, şair insanlardı.

Şirin Ünye Gazetesinin ellinci yılını idrak etmesi nedeni ile gazete bürosu çiçeklerle doldu. Her çiçeğin gelişi ile birlikte büroya çiçek kokusu yerine ağır ve arabesk bir parfüm kokusu hakim oluyordu.

Bu nedir dedim.

Çiçeklere parfüm sıkıyorlarmış..

Ben otuz yıl dört Avrupa ülkesinde çalıştım, gezdim tozdum tahsil yaptım bir o kadar ülkede de tatil ve başka amaçlarla bulundum, böyle komik şey görmedim. İstanbul’da da bir iş adamı ve İstanbul Kadıköy Ünyeliler Dernek Başkanıyım, sayısız çiçek aldım ve gönderdim böyle bir şey görmedim. Bu arabesk işi Ünye’ye kim soktu.? İyiki yabancı birine Ünye’de çiçek göndermedim yoksa rezil olmuştum.

Çiçeğe de parfüm sıkılmasını da gördüm ya artık ölsem de gam yemem.

 

 

Güvercinler

 

Yeni Cumhuriyet meydanı ilk yapıldığında oturma yerleri konulmamıştı sonbra bütün ağaç diplerini çevirip vatandaşa çekirdek yemek için oturma yerleri yapıldı. Sonra her önüne gelen sevaptır diye bir avuç yem alıp meydana koşarak güvercinlere atınca güvercinleri tembelliğe alıştırıp obez yaptılar. Güvercinlerde mükafat olarak ağaçların tepelerinden aşağıda kendilerine yem atanların kafalarına sıçtılar.  Bazı oturma yerleri güvercinler nedeniyle boş kaldı. Oysa güvercinlere yem atarak sevap işlediğini sananlar onların doğal yollardan besin bulma melekelerini kaybetmelerine sebep olduklarını, sevap değil günah işlediklerini anlayamadılar.  Geçenlerde hangi akıllı akıl ettiyse ağaç dallarına cd bağladılar.. Güvercinler cd yi görünce kaçacaklarmış. Bir birkaç cd hala dallarda asılı, geçerken başınızı kaldırıp bakın. Bizde sivri akıllımı yok? Ünye’de öyle olur olmaz yerlere bir şey takmak adettendir. Bakırköy Akıl Hastanesini kurduğu yıllarda Dr. Mazhar Osman, tedavi etmek için, hastaneye her yerden bir deli bulun getirin, Ünye’den de kimi getirirseniz gerin demiş.

 

İlk Maç Kaymakamla Başkan arasında olsun..

 

Geçende oğlum beni ziyarete geldi Ünye’ye ve birkaç gün kaldı.. Dün telefon etti baba  Kıbrıs’a Gazi Magosa’ya tayinim çıktı giderken yine uğrayacağım bu sefer ablam da gelecekmiş dedi. Ünye’de iken bana, meydan yapılırken askerlik şubesi tarafından gelirken koydukları santranç platformunu göstererek burada satranç oynuyorlar mı diye sormuştu. Dikkatini çekmiş..  Galiba oynanmadı dedim. O zaman ilk maçı seninle biz yapalım dedi.

Burada bir satranç turnuvası düzenlenmeli festival kapsamında. Gruplara ayırmalı, Siyasi Parti İlçe Başkanları turnuvası, Ticaret ve Meslek Odaları Başkanları turnuvası, Avukatlar Turnuvası, Öğretmenler Turnuvası ve çocuk yaş grupları turnuvası gibi.

Açılış maçını da Belediye Başkanı Sayın Ahmet Arpacıoğlu ile Kaymakam Sayın Dr. Osman Günaydın’la yapmalı. Bakalım kim kimi mat edecek.

 

 

Çatısız Ünye

19 Mayıs Bayramı nedeniyle ben de protokol bölümünden gösterileri izledim. Ön sırada Belediye Başkanı, Kaymakam, Garnizon Komutanı, Polis Müdürdü, Jandarma komutanı, Milli Eğitim Müdürdü yerlerini almışlar gösterileri izliyorlardı.  Ondan önce Cumhuriyet meydanında Atatürk büstüne çelenk konulmasını izledim. Meydandaki törende  direğe çekilen bayraklar bana biraz kirli  geldi.. Bir ara gözüm hükümet konağında asılan Atatürk portresine takıldı.. Sağından baktım solundan baktım tam Atatürk’e benzetemedim.  Sonra kafama takıldı tekrar baktım, bu portre Atatürk’e benzemiyordu. Atatürkçü Düşünce Derneği, siz Atatürk’e benzemeyen bu portreyi görmediniz mi?

Biz meydandan stada, asıl söylemek istediğime geri gelelim. Otururken, karşıdaki evler dikkatimi çekti.. Manzara tam bir kötürüm şehir portresi.. Badanasız, gri beton evler, sıvasız bina duvarları, kaçak çatılar, kaçak katlar, kat mıdır, çatı mıdır belli olmayan  uydurma laz müteahhit işi balkon çatı, teras karışımı sahtekarlıklar.

Vay anasını dedim. Ben daha ilk bayramda bunları fark ettim de yıllardır burada bayram kutlayanlar nasıl fark etmediler diye de şaşırdım. Bu yazımdan sonra onlarda bakacaklardır.  Düzeltmek mi? Çoğalmasın ona da razıyız.

 

Parkta Neden Oturmak için bank yok

 

Yaz geldi, parkın müsteciri yani kiralayanı tüm masa ve sandalyesini etrafa yerleştirerek mevsimi açtı.. Fakat  halen parkın yarısı boş.. Zaten en sıcak yaz günlerinde bile kiracı parkı tam kullanmıyor. Parkın yarısı boş duruyor. Biz de diyoruz ki boş yerlere vatandaşın  çocukları ile oturup denizi seyretmesi için banklar konulsun.. Koymuyorlar.. Neden? Oraya bank konulursa vatandaş çaycının sandalyesine oturmak zorunda kalmayacak..

Ben artık yazmaktan bıktım. Bir bunu yazmaktan bıktım bir de çekirdek pisliğini.. Başkana yazdım, Kaymakam’a yazdım.

Park ve bahçelerin yeni müdürü, hısımım Tevfik Pişkin, rahmetli deden çok sevdiğim bir büyüğümdü Ünye’ye büyük hizmetleri olmuştur. Bu park senin görev alanın içinde değil mi, neden  buraya vatandaşın oturması için iki bank koydurmuyorsun..

Koskoca Belediye Başkanı bu kadar işin arasında parktaki bank işini nerden bilecek, siz hatırlatacaksınız “vatandaştan buraya bank isteği var” diyeceksiniz  veya demeden iki  bank koyacak kadar inisyatif kullanamıyor musun?. Artık top sende hısımım, taca atmak yok.

 

Helal Olsun Fatsaya

 

Fatsa’da Ticaret Odası veya diğer Meslek Odaları, sivil toplum kuruluşları ve işadamları Fatsa dışına bir  gezi, için gidecekleri zaman yanlarında  basından bir kişiyi götürüyorlar..Ve böylece  basına  ne kadar değer verdiklerini ne kadar modern  şehir olduklarını da göstermiş oluyorlar. Ünye’de henüz böyle bir şey daha yapılmadı. Bizim odalarımız ancak başkanlık seçimlerinde ortada görünürler. İş yapıyoruz diye arada bir koşuşturup dururlar. Basın ancak bir açıklarını  yakaladığı zaman hatırlanır.. Hiçbir oda başkanı ve sivil toplum kuruluşu biz sormasak hiçbir konuda fikir beyan etmezler,  basın akıllarına ya seçimlerde gelir ya kendileri ile ilgili bir şey yazıldığı zaman.

Fatsa’ya helal olsun bizi solladılar, biz ise Cumhuriyet meydanında başkanın ve kaymakamın gözü önünde kendi çekirdek kabuğu pisliğimizin içinde boğulduk.

Ticaret Odası’nın her gördüğü yerde bana sitem eden başkanı sen eve giderken bu çekirdek kabuğu pisliğini görmüyor musun?  Sen bu parka vatandaşın oturması için banklar konulmuyor, hiç sordun mu? Gezilere yanında hiç basın mensubu götürdün mü? Diğer dernek ve sivil toplum kuruluşlarının başkanları sözüm size de siz Ünye’de yaşamıyor musunuz? Sizler dururken, burada misafiriz olan İstanbul Kadıköy Ünyeliler Dernek Başkanı olarak bu işler tek bana mı kaldı.



Bu Haber 453 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Özelden yorum (Kum Çalınıyor) Tarih : 28 Mayıs 2010 / Pazar Üye Adı :
merhabalar '' taşa yazsak çatlardı '' yazınızı okudum sonuna kadar haklısınız. ünye ye yazık oluyor.ünye toki de oturuyorum.karşı sahilimiz pislik içinde.sahilden trakörlerle devamlı kum çalıyorlar sahlide göller oluştu.şikayet ediyoruz. belediye ya gelmiyor . gelse de ceza falan yok. hiç bir tedbir alınmıyor. çok üzülüyorum. ne olur sizler bari yazılarınızla bunlara dikkat çekiniz. mavi bayrak alacakmışız bu bizlerle resmen dalga geçmek.sahiller pislikten geçilmiyor. balkonlar demeniz gibi çamaşırlardan özelliğini kaybetmiş. sahillerimize bari sahip çıkalım. balkonlara çamaşır asmak yasaklansın. sizlere kolay gelsin .
Başlık : YETER Tarih : 27 Mayıs 2010 / Pazar Üye Adı :ismet Küçükoğlu
Sayın Karaduman, kardeşim içimiz kararttın yahu.Kaç defa çek elini şu Türkiyenin Paris'inden! dedik yaa. Bu şehirde hiç mi güzel şeyler yapılmıyo allaasen. Koskoca Atatürk parkını da görmüyosan ben ne diim sana. Kafayı yiyeceksin orlarda gel Kadıköy seni bekliyor.. Ünye emin ellerde,sen merak etme..
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI