8 Haziran 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Sınıfın Sessiz Prensesi Nafize'nin Acıklı Vedası
Yaşar Karaduman

Mehmet Refik Güven Anadolu Öğretmen Lisesi ikinci sınıfının sessiz prensesi Nafize’nin onaltı yıl önce Kumru’da başlayan hayat yolculuğu Ünye’de çok talihsiz bir kaza sonucu sona erdi.

Bu güzel kızımızı trafik terörüne kurban verdik.

Nafize 2008-2009 eğitim öğretim döneminde Kumru birincisi olarak Ünye Anadolu Öğretmen Lisesi eşit ağırlık bölümünde eğitime başlamıştı.. Beş kız kardeşten en büyüğü idi.

Tanrı’nın ona biçtiği ömür 4 Haziran Cuma sabahı saat 09:24 ‘e Gölevi Mahallesi sahil karayolu üzerindeki okuluna giden yolun başına kadardı.

Nafize burada geçirdiği bir trafik kazasında ağır yaralanarak kaldırıldığı Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesi Hastanesinde iki gün süren yaşam savaşını kaybederek hayata veda etti.

Cenazesi okula getirildi ve düzenlenen kısa bir veda merasiminin ardından gözyaşları içinde köyüne doğduğu topraklara  uğurlandı.

Arkadaşları öğretmenleri bütün okul onu cenaze arabasının arkasında yola kadar sessizce uğurladı..Okul bahçesinde yapılan yürek dayanmayacak kadar hüzünlü bu veda törenine ben de katıldım.

Ölüm bizim içindir hepimiz bir gün gideceğiz. O sarı saçlı prensese  Tanrı’dan rahmet kederli ailesine başsağlığı diliyorum, sabır diliyorum.. Kolay değil melek gibi bir kız evladının acısına dayanmak. O bir şehittir. İlim aramak için evini barkını terk etmiştir. İlim irfan şehididir, mekanı cennet olsun.

 

Veda töreninde konuşan sınıf öğretmeni Hülya Kırca gözyaşları içinde, “10-D sınıfının hanımefendisi, sessiz prensesinin aramızdan ayrılışı bütün okulumuzun ve hepimizin yüreğini yaktı. Ölüm hayatın gerçeği, insanoğlunun aciz kaldığı nokta.. Yapacak tek şey Allah’tan rahmet dilemek. Başarılı, saygılı, dürüst, güzel kızıma mekanın cennet olsun derken ailesine ve hepimize Allah sabırlar versin” dedi.

Ancak, veda töreninde başta şehrin Kaymakamı, Belediye Başkanı ve Milli Eğitim Müdürü’nü görememek beni çok etkiledi. Onun yanında beni etkileyen bir şey daha vardı, karanfilleriyle Nafize’yi uğurlamaya gelen Binbaşı Arif Yekebaş’ın gösterdiği duyarlılık.

Şehrin bir lisesinde bir öğrencimiz trafik kazasında hayatını kaybediyor, bakkal açılışlarına bile koşan şehrimizin belediye başkanı bu çocuğumuzu uğurlamaya, yüreği yanmış anne ve babasının acısını paylaşmaya gelmiyor. Nafize bize emanetti, dolayısı ile bizi temsile yetkili başkana da emanet sayılırdı.

Şehrin bir lisesinde bir kızımız tabutun içinde yeşil örtü altında arkadaşları ve öğretmenleri  ve okulu ile  Ünye ile vedalaşmaya geliyor, şehrin kaymakamı  kendisi gelmediği gibi on  tane karanfil göndermek duyarlılığını bile  göstermiyor.

Bu kadar mı duyarsız olduk, bu kadar mı taş oldu kalplerimiz? Ben bu şehrin kaymakamı olsam, koşarım, anasına babasına sarılır kucaklar teselli eder, tabutunu tek başıma omuzlarım.

Koşup herkesten önce tabutun altına girmesi gereken   Milli Eğitim Müdürü de yoktu vedada.. Herkesten önce onun evladı sayılırdı.  Kumru’dan babası önce ona sonra bize emanet etmişti. Nafizeyi.

Yoktular..

Koca bir şehir   Nafizeyi koruyamadık.. Bari veda töreninde ayakta durmaya zorlanan babasının ellerinden tutsaydık. İki karanfil Belediye Başkanı, iki karanfıl Kaymakam, iki karanfil de Milli Eğitim Müdürü alıp koşsaydı Nafıze’nin tabutu başına, belki bizi bağışlardı

Senden Özür dileriz Nafize.

Bizi bağışla..

Sana göz kulak olamadık,

Seni koruyamadık.

Cenazene de gelemedik.

Bir çelenkte gönderemedik.

Belediye Başkanı da göndermedi.

Kaymakam ve Milli Eğiti Müdürü de göndermediler..

Seni koruyamadığımız gibi, son görevimizi de yapamadık.

Ünye’ye gücenme sakın

Bizim talihsizliğimizdir bu hep

Bize hakkını helal et biz sana helal ettik.

Bir gün  Kumru’dan geçersem köyüne sana uğrayacağım Nafıze..

Rahat uyu.

 

Yarın : Ünye’nin “Dünya Çevre Günü” Komedisi

 



Bu Haber 519 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI