9 Haziran 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Ünye'de "Çevre Günü" Komedisi
yasar.karaduman@gmail.com

Ünye’ye ilk geldiğim günlerde bir “Turizm Haftası” izlemiştim, yapılan konuşmalar sonunda herkes birbirine plaket vermiş, turizmin öneminden bahsedilmiş,  her tarafı çöp içindeki şehrin sahillerine mavi bayrak dikilmesi gibi komik düşünceler üretilmiş, birkaç gün sonra her şey unutulup gitmiş, eski taş eski hamam formatına geri dönülmüştü.

İkinci seyrettiğim komedinin adı “Dünya Çevre Günü “

Önce kimsenin pek bilmediği “Dünya Çevre Günü” ne demektir ona bir bakalım

İçinde yaşadığımız yakın muhitimiz, evimiz, sokağımız,  mahallemiz şehrimiz, köylerimiz çayırlar, ormanlar, göller, denizler, kayalıklar, sahiller, kumsal, ırmaklar çevreyi ve doğal çevreyi oluşturur.

1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında üye ülkeler  5 Haziran gününü “Dünya Çevre Günü” ilan etmişlerdir. Her yıl Birleşmiş Milletler'e üye ülkelerde 5 Haziran “Dünya Çevre Günü” olarak kutlanır.

Ülkemizde de Çevre Müsteşarlığı 5-11 Haziran tarihleri arasını “Çevre Koruma Haftası” olarak kabul etmiştir. Bu haftada öğrencilere doğal çevrenin korunması gereği öğretilir

Bu amaçla şehrimizde de Cumartesi günü “Çevre Koruma Haftası” bir törenle başladı. Törende izci çocuklarımız gösteriler yaptılar. Peşinden Kaymakam ve Belediye Başkanı Mili Eğitim Müdürü ve çocuklar ellerine eldiven, ağızlarına da maske takarak çevre temizliğine çıkıldı

Senede bir gün de olsa Belediye Başkanı’nın Kaymakamın ve Milli Eğitim Müdürünün şehrin çöp sorununa eğilmeleri mutluluk vericiydi. Ama ne yazık ki bu mutluluk on dakika sürecek on dakika sonra eski tas eski hamam formatına geri dönülecekti.

Nitekim öyle de oldu..

Yapılan törende konuşma  kürsüsünün arkası bizim meşhur çekirdek kabuğu çöpleri ile dolu idi, direğe çekilen bayraklar alındığından beri yıkanmamış rengi  dönmüştü.. Kutlamanın yapıldığı esnada meydanda bir temizlik işçisi protokolün biraz arkasında harıl harıl çekirdek kabuklarını temizlemeye çalışıyordu. (Sakın yalan demeyin fotoğraflar var elimizde)

Siz hangi çocuğa “Çevre bilinci aşılayacaksınız ki?  O çocuk anasından babasından ne görürse onu yapıyor  anası babası gibi yediği çekirdek kabuklarını büyük bir zevkle  yere atıyor..

On dakikada meydandan iskelenin başına, oradan belediyenin önündeki lağım akan  yere gelindi ve temizlik burada sona erdi Başkan, Kaymakam  ve Milli eğitim Müdürü eldivenleri ve ağızlarındaki maskeyi çıkardılar ve işlerinin başına döndüler. Ve böylece şehir baştan aşağı pırıl pırıl oldu, vatandaşlar bu pırıl pırıl şehirde zevkle ve mutlu olarak dolaştılar. Böylece komedi oynandı perdeler indi. En çok çöpü de kaymakam topladı, gazete öyle yazdı. Helal olsun..

Fakat o da ne?..

Ayni gün ertesi güne yetişecek yazımı  bitirip akşam eve giderken sabahleyin Belediye Başkanı,  Kaymakam ve Milli Eğitim Müdürü’nün pırıl pırıl yaptığı Cumhuriyet Meydanı’nın içine etmişlerdi.. Vay utanmazlar dedim içimden bu da yapılır mıydı? Kaymakam ve Belediye Başkanı’nın  temizleyeceğiz diye canları çıkmıştı, siz gelin beş dakkada  içine edin..

Meydan batmıştı bari gideyim Yalıkahvesi’ndeki banklara oturayım dedim. Çocukluğumdan beri burada oturup denizi seyretmeyi severim. Gel de otur.. Bütün bankların önü utanç manzarası  çekirdek kabuğu.. Beş dakika oturup denizi seyretme zevkimin de içine ettiler. Sadece benim zevkimin değil tüm şehrin içine etmişlerdi.

Eski asil, kibar ve centilmen Ünyeliler, şık giyimli Ünyeli hanımlar,  nereye gittiler? Bu insanlar nerden geldiler?

Ünye ve çevresi pislik alarmı veriyor, sahillerimiz Aynikola’dan Toki’ye kadar çok kirli ve çöp içinde. İstersen elli sefer çevre günü yap..

 

Yarın: “Ünye Çevre Derneği’nin katılmadığı Çevre günü ve Aynikola Park

 

*  *   *  *  *   *   *   *  *   *  

 

Geçen haftaki makale

Sınıfın sessiz prensesi Nafize’nin Acıklı Vedası

 

 

Mehmet Refik Güven Anadolu Öğretmen Lisesi ikinci sınıfının sessiz prensesi Nafize’nin onaltı yıl önce Kumru’da başlayan hayat yolculuğu Ünye’de çok talihsiz bir kaza sonucu sona erdi.

Bu güzel kızımızı trafik terörüne kurban verdik.

Nafize 2008-2009 eğitim öğretim döneminde Kumru birincisi olarak Ünye Anadolu Öğretmen Lisesi eşit ağırlık bölümünde eğitime başlamıştı.. Beş kız kardeşten en büyüğü idi.

Tanrı’nın ona biçtiği ömür 4 Haziran Cuma sabahı saat 09:24 ‘e Gölevi Mahallesi sahil karayolu üzerindeki okuluna giden yolun başına kadardı.

Nafize burada geçirdiği bir trafik kazasında ağır yaralanarak kaldırıldığı Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesi Hastanesinde iki gün süren yaşam savaşını kaybederek hayata veda etti.

Cenazesi okula getirildi ve düzenlenen kısa bir veda merasiminin ardından gözyaşları içinde köyüne doğduğu topraklara  uğurlandı.

Arkadaşları öğretmenleri bütün okul onu cenaze arabasının arkasında yola kadar sessizce uğurladı..Okul bahçesinde yapılan yürek dayanmayacak kadar hüzünlü bu veda törenine ben de katıldım.

Ölüm bizim içindir hepimiz bir gün gideceğiz. O sarı saçlı prensese  Tanrı’dan rahmet kederli ailesine başsağlığı diliyorum, sabır diliyorum.. Kolay değil melek gibi bir kız evladının acısına dayanmak. O bir şehittir. İlim aramak için evini barkını terk etmiştir. İlim irfan şehididir, mekanı cennet olsun.

 

Veda töreninde konuşan sınıf öğretmeni Hülya Kırca gözyaşları içinde, “10-D sınıfının hanımefendisi, sessiz prensesinin aramızdan ayrılışı bütün okulumuzun ve hepimizin yüreğini yaktı. Ölüm hayatın gerçeği, insanoğlunun aciz kaldığı nokta.. Yapacak tek şey Allah’tan rahmet dilemek. Başarılı, saygılı, dürüst, güzel kızıma mekanın cennet olsun derken ailesine ve hepimize Allah sabırlar versin” dedi.

Ancak, veda töreninde başta şehrin Kaymakamı, Belediye Başkanı ve Milli Eğitim Müdürü’nü görememek beni çok etkiledi. Onun yanında beni etkileyen bir şey daha vardı, karanfilleriyle Nafize’yi uğurlamaya gelen Binbaşı Arif Yekebaş’ın gösterdiği duyarlılık.

Şehrin bir lisesinde bir öğrencimiz trafik kazasında hayatını kaybediyor, bakkal açılışlarına bile koşan şehrimizin belediye başkanı bu çocuğumuzu uğurlamaya, yüreği yanmış anne ve babasının acısını paylaşmaya gelmiyor. Nafize bize emanetti, dolayısı ile bizi temsile yetkili başkana da emanet sayılırdı.

Şehrin bir lisesinde bir kızımız tabutun içinde yeşil örtü altında arkadaşları ve öğretmenleri  ve okulu ile  Ünye ile vedalaşmaya geliyor, şehrin kaymakamı  kendisi gelmediği gibi on  tane karanfil göndermek duyarlılığını bile  göstermiyor.

Bu kadar mı duyarsız olduk, bu kadar mı taş oldu kalplerimiz? Ben bu şehrin kaymakamı olsam, koşarım, anasına babasına sarılır kucaklar teselli eder, tabutunu tek başıma omuzlarım.

Koşup herkesten önce tabutun altına girmesi gereken   Milli Eğitim Müdürü de yoktu vedada.. Herkesten önce onun evladı sayılırdı.  Kumru’dan babası önce ona sonra bize emanet etmişti. Nafizeyi.

Yoktular..

Koca bir şehir   Nafizeyi koruyamadık.. Bari veda töreninde ayakta durmaya zorlanan babasının ellerinden tutsaydık. İki karanfil Belediye Başkanı, iki karanfıl Kaymakam, iki karanfil de Milli Eğitim Müdürü alıp koşsaydı Nafıze’nin tabutu başına, belki bizi bağışlardı

Senden Özür dileriz Nafize.

Bizi bağışla..

Sana göz kulak olamadık,

Seni koruyamadık.

Cenazene de gelemedik.

Bir çelenkte gönderemedik.

Belediye Başkanı da göndermedi.

Kaymakam ve Milli Eğiti Müdürü de göndermediler..

Seni koruyamadığımız gibi, son görevimizi de yapamadık.

Ünye’ye gücenme sakın

Bizim talihsizliğimizdir bu hep

Bize hakkını helal et biz sana helal ettik.

Bir gün  Kumru’dan geçersem köyüne sana uğrayacağım Nafıze..

Rahat uyu.

 

 

 



Bu Haber 396 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI