Bazılarınca gelişmenin, bazılarınca çağdaş olmanın, bazılarınca kentli/şehirli olmanın, bazılarınca muasır medeniyete ulaşmanın temel şartı sayılan sosyal ve etkinliklerin önemini inkar edebilir miyiz?
Yukarıda ‘bazılarına’ diye ayrı ayrı ifade edilen her madde aslında toplamda bir maddedir. Ve birlikte anlam kazanır. Bir toplumda, bir yerde/yörede sosyal etkinlikler ne kadar güçlü, ne kadar yaygın, halkın içine girmiş ne kadar kök salmışsa o toplum o kadar ilerlemiş/gelişmiştir.
++++++++++++++
Bir haftadır bakıyorum gazetemizde Halk Eğitim’in yılsonu sergileri, okulların mezuniyet törenleri haber üstüne haber yapılıyor. Yani bu ara sosyal etkinliklerde patlama yaşanıyor.
Dün gazetemizde okudum. Çaybaşı’na bağlı Kapılı İlköğretim Okulu’nda bu yıl mezuniyet töreni yapılmış. Törene köy halkı, çevre köylerden vatandaşlar, resmi sivil birçok misafir katılmış. Tören çok renkli ve coşkulu geçmiş.
Bu haberi okuyunca törene katılmadım ama ben de evde oturduğum masa başında coştum doğrusu.
Çetin Altan, ikide bir yazılarında sorar; “Bu ülke ne zaman kalkınmış olur?” der. Sonra cevap verir; “Köylerde ne zaman senfoni orkestraları konser verir, tiyatro ekipleri sahneye çıkar, keman çalınır, piyano çalınır, bale gösterileri sunulursa o zaman kalkınmış oluruz” der.
Kapılı Köyü’ndeki etkinlik bana üstadın bu tespitini hatırlattı. Acaba Çetin Altan’ın dediği yönde ilerleme mi oluyor, diye düşündürttü.
Çetin Altan bu dediğinde ne kadar doğrudur, ne kadar haklıdır? Kapılı Köyü’ndeki etkinliği oraya doğru gidişin işareti olarak görmek ne kadar isabetli bir tespittir?
Bu soruların cevabını saygıdeğer okurlarıma bırakıyorum.
+++++++++++++
Okullarımızda son yıllarda değişik sosyal etkinlikler yaşanıyor. Bunlardan benim en beğendiğim okulların yurt içi ve yurt dışı geziler düzenlemesi.
Hani derler ya.. Çok okuyan değil çok gezen bilirmiş.. Okullar hem okutarak hem de gezerek öğretmeye başladılar anlaşılan.
Yurt dışına başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine, yurt içinde İstanbul’a, Çanakkale’ye, Konya’ya, Trabzon’a yapılan gezilerin haberlerini gazetemizde okudukça öğrenci olasım geliyor.
+++++++++++++
1998 yılında Ünye Sanayici ve İşadamları Derneği’ni kurduğumuzda, Ünyeli sanayici ve işadamlarından oluşan 40 kişilik bir grupla Konya ve Denizli’ye gezi düzenlemiştik.
Geziyi düzenlemekteki asıl maksadımız, gittiğimiz yerlerdeki iş yerlerini, atölyeleri, fabrikaları, sanayi tesislerini incelemek, bu alanda ufkumuzu genişletmekti.
Gerçekten de öyle oldu gerek Konya’da gerekse Denizli’de uğradığımız her birimde geziye katılan herkes anlatılan her şeyi öyle dinliyor, gösterilen her şeyi öyle izliyordu ki..
Geziye katılanlar arasında anket yaptık. 40 kişiden 25’i böyle ilk kez grup halinde Ünye dışına geziye çıkmış.. 34’ü’i ilk kez Konya’yı, Denizli’yi görmüş.. 36’sı ilk kez fabrika ve sanayi tesislerinde incelemeye katılmış.. 31’i ilk kez Ünye dışında bir yerde ağırlanmış, yemekli toplantıya katılmış.. 27’si’ ilk kez turistik bir otelde kalmıştı.
Düzenlediğimiz gezi, bir iş ve inceleme gezisinden çok, arkadaşlarımızın sosyal yönlerini zenginleştirmek için bir fırsat olmuştu.
Sonraki yıllarda bu geziler yapılamadı. Aslında bu gezilerin yapılmasında o kadar çok yarar var ki.. Gerek ÜSİAD yönetimine gerekse ÜTSO’ya bu konuda çok görev düşüyor. Üyeleri için gezi düzenlesinler. Onları hem sosyal, hem de mesleki yönlerden zenginleştirsinler.