14 yıl önce o sırada köşe yazısı yazdığım Hizmet Gazetesi’nde yön tabelasının önemine değinmiştim.
O yıllarda sık sık çıktığım seyahatler sırasında yön tabelasının olduğu şehirlerdeki rahatlığa, olmayan yerlerde de çektiğimiz rezilliğe dikkat çekmiştim.
Aynı şekilde Ünye’de böyle bir eksikliğin olduğunu gerek 14 sene önceki yazımda gerekse daha sonraki yıllarda yazdığım yazılarda ele almış, işlemiştim.
Son bir iki yıl içinde dikilen ancak hala yetersiz olan yön tabelası konusunda Ünye’de doğru dürüst bir çalışma yapılmadı.
Bunun da özellikle dışardan gelen yabancılar büyük sıkıntısını çekiyor.
*** *** ***
Dedim ya, Ünye’deki bu yön tabelası eksikliğini geçmişte yazdığım örneklerle de dile getirmiştim. Ancak bakın bu ara ne oldu?
19 Haziran Çarşamba günü saat 18 sıralarında eve gidiyordum. Meydan’da Çınar Market’e uğradım. Aracıma bindim, İskele Restoran’ın karşısından ana yola çıkmak için devam ettim.
Bir de ne göreyim, koskoca bir tır ana yoldan Meydan istikametine dönmüş, kendini sur dibindeki çift yolun sağ şeridine almaya çalışıyor, ancak bir türlü yola giremiyordu. Kafa bir tarafta, kasa bir tarafta sıkışmış kalmıştı upuzun araç o dar kavşakta.
Yaklaştım, genç yaşlardaki şoförüne yanlış girdiğini, bu yolun tır, kamyon, otobüs gibi uzun ve ağır araçlara kapalı olduğunu söyledim.
Bana, öyle bir yasak levhasının olmadığını söyledi. O anda uyandım, gerçekten de öyle bir uyarı levhası yoktu yol girişinde. Demek ki böyle büyük araçların girmesi yasak değildi. Ama görüldüğü gibi girmesi de mümkün olmuyordu.
Genç şoför İlçe Tarım Müdürlüğü’ne gideceğini söyleyince, yanlış girdiğini, ilerde Niksar-Tokat yolundan içeri girip gidebileceğini söyledim.
Bu sefer başladık tırı tekrar ana yola geriye almak için uğraşmaya. Benim aracımın arkası araçla dolduğundan yolu açmak için devam etmek zorunda kaldım. Ancak, Orta Yılmazlar Mahallesi Hacı Osmanağa Camisi İmamı Mevlüt Hoca ve birkaç kişi ana yoldaki trafiği durdurdular. Bir kazaya yol açmadan tırı ana yola almak için yardımcı oluyorlardı.
*** *** ***
Bir de 18 Haziran Cuma günü ne oldu anlatayım.. Antalya plakalı bir otomobil Yalı’da Türbe Caddesi girişinde durmuş, şehir merkezine nasıl gireceğini soruyordu. Tanıdığım birisi “Hemşerim çok gelmişsin, şehir merkezi geride kaldı” deyip, araç şoförünü yanlış yönlendiriyordu.
Söylenen lafı duyunca müdahale ettim, şoföre yaklaştım. Ünyelilerle ilgili kafasında kötü bir kanaat doğmasını engellemek için, “Beyefendi o kişi yabancı, bilmez. Şehir merkezine 100 metre ileriden gireceksin. Cumhuriyet Meydanı çıkacaktır karşınıza. O civarda otoparklar da var. Aracınızı park edip, işinizi görebilirsiniz” dedim.
Meğer aile Karadeniz’e ilk geliyormuş, Ünye’yi de çok duymuşlar, yol üstü uğrayıp, şehir içinde bir tur atmak istiyormuş.
*** *** ***
Bunlar benim görebildiğim birkaç örnek. Aslında bu örnekler çoktur. İşte bu yüzden diyorum, gerek yön tabelası gerek araçlar için uyarı-işaret levhaları gerekli olan yerlere yerleştirilmeli.
Gelen yabancı yan-yön karışıklığı içinde iyice sersemleşip, “Allah kahretsin” diye çıkıp gitmesin şehrimizden. Böyle durumlar şehrimiz için hiç iyi not olmaz, aleyhinde propagandaya yol açar.