Ben genelde bu köşede Çarşamba günleri “Bir Masalmış Geçen Yıllar” Pazartesileri de ikinci sayfada “YAZILI TARİH” başlığı altında tarih yazıyorum.
Bu haftaki yazım bir gün gecikti, rahatsızdım yazamadım, özür dilerim. Ayrıca burada Ünye Devlet Hastanesi Acil Servisine ve Salı gecesi nöbette olan personeline, gösterdikleri yakınlık, ilgi, sevgi ve şevkat için teşekkür ederim. Karşımda hiç beklemediğim kadar düzenli ve seri çalışan bir Acil Servis gördüm. Kendimi küçük bir Avrupa kasabasında bir hastanesinin acil servisisin de sandım. Emeği geçenleri kutluyorum
Bu köşedeki yazılarımla güncel, Pazartesi yazıları ile de tarihteki Ünye’yi anlatmaya çalışıyorum. Ulusal konular içeren yazıları çok yazmam, bunları zaten İstanbul gazetelerinin köşelerine çöreklenmiş bir sürü yazar iyi veya kötü herkes kendi tarafına yontarak yazar, hiçbir zaman hangisi doğru anlayamazsınız. Beni Filistin’di İsrail’di, Gazze idi pek ilgilendirmez.. Bunlar halkı şaşırtmak oluşturulan yapay konulardır, her zaman da Türkiye bunu ağzına gözüne bulaştırır. Bize de bir kahramanlık destanı gibi yansıtılır.
Ne işimize yarar Gazze ve Filistin?
Din kardeşiymişiz, Osmanlı’dan mirasmış..
Yerim öyle din kardeşliğini.. Öyle miras ta lazım değil..
Dün onlar, Birinci Dünya savasında Süveyş kanalını korumaya giden, aç ve yorgun düşmüş Türk askerlerini İngiliz’lerden aldıkları üç altın uğruna boğazlarını keserek öldürmüşlerdir..Onların torunları bugün bizden şefaat dileniyorlar.. Yarın ellerine geçse yine aynı şeyi yaparlar.
Biz kendi içimizdeki Gazze’ye bakalım. Ya yarın İsrail’de Kürtler benim tarihten akrabamdır ben de Kürt’lere yardım götüreceğim derse ne yaparız. Terör ve Kürt sorunu da bizim Gazze’mizdir. Buradaki başarısızlığı örtülemek için bizi hiç ilgilendirmeyen işlerle dikkatlerimizi başka taraflara çekmektedirler. Hasbelkader gemide bulunmuş bir Ünye’li kızı bile fırsat bilip Ünye’de kapı kapı bir kahraman gibi dolaştırarak şov yaptılar.. O garibim de birin yanına on katarak anlattı durdu.. Sonra İstanbul’a götürdüler şov aynı ekip tarafından orada da sürdürüldü. Bunlarla garip halktan puan topladılar. O garibim halk ta: “Bak ne Müslüman adamlar herkese yardım ediyorlar” diyerek kendi sefaletini işsizlikten, tek tek kapanan işyerleri ve ticaretin dibe vurduğu asıl ablukaya alınmış Ünye’yi unuttu..
Ama o uyuyan halk bir gün geç te olsa uyanacak.
Opr. Dr. Erdoğan Öner
Ünye’ye zaman zaman çok değerli kişiler gelerek görev yapmışlardır. Bunlardan biri de Opr. Dr. Erdoğan Öner’dir..
Bugün yukarıda yazdığım düzenli acil servisi ve onlarca doktor ve personeli ile sağlık hizmeti veren devlet hastanesinin yerine atmışlı yıllarda Niksar Caddesinde bizim hastane dediğimiz bir sağlık ocağımız vardı.
Gazeteciliğe ilk başladığım yıllarda, eski Anafarta İlkokulu’nun arkasındaki büroda bir gece çalışırken, hangi arkadaştı tam hatırlayamıyorum ya Yılmaz Sanioğlu olacak ya Şükrü Yürür,çünkü onların evleri arka taraftaydı, yedi sekiz yaşlarında bir çocukla büroya girdi çocuğun ayağı kan içindeydi “Yaşar, bunu köpek ısırmış hemen hastaneye götürmemiz lazım bir telefon edelim” dedi. Hastaneye telefon ettim Opr. Dr. Erdoğan Öner o saatte ordaymış, gece gündüz çalışırdı Ünye’ye çok emekleri geçti, çok değerli bir insandı “hemen getirin dedi” taksi yok o yıllarda, sırtlandık çocuğu, biraz ben biraz öbür arkadaş götürdük.
Erdoğan Abi: “Yara büyük dikeceğiz” dedi.. “Yalnız bayıltma imkanımız yok, personel de yok, siz çocuğun bacaklarını sıkı sıkıya tutacaksınız”
“Tamam” Erdoğan Abi dedik. Çocuğu yatırdık Erdoğan Abi ipliği iğneye geçirdi, çocuğun bacağına lokal uyuşturucu sürdü daha ilk dikişi atar atmaz çocuk bağırmaya başlayınca benim gözlerim karardı, midem bulandı dünya dönmeye başladı. Kendime geldiğimde yandaki sedyede yatıyordum. Çocuğun ayağı dikilip bitmişti. Bu kan görme karşışında bayılma olayı ilerideki gazetecilik yıllarımda çok karşıma çıkacaktı.
İşte bu mükemmel insan Alzheimer hastalığına yakalanarak kısa bir müddet önce Samsun’da vefat etmiş. Haberimiz olmadı, Ünye’nin ona minnet borcu vardı, o borcu ödemek için son yolculuğunda yanında olmamız gerekirdi.
Özür dileriz Erdoğan Abi..
Mekanın Cennet olsun.