1 Temmuz 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Bizim Gazze'miz Ünye
Yaşar Karaduman

Ben genelde bu köşede Çarşamba günleri “Bir Masalmış Geçen Yıllar” Pazartesileri de ikinci sayfada “YAZILI TARİH” başlığı altında tarih yazıyorum.

Bu haftaki yazım bir gün gecikti, rahatsızdım yazamadım, özür dilerim. Ayrıca burada Ünye Devlet Hastanesi Acil Servisine ve Salı gecesi nöbette olan personeline, gösterdikleri yakınlık, ilgi, sevgi ve şevkat için teşekkür ederim. Karşımda hiç beklemediğim kadar düzenli ve seri çalışan bir Acil Servis gördüm. Kendimi küçük bir Avrupa kasabasında bir hastanesinin acil servisisin de sandım. Emeği geçenleri kutluyorum

Bu köşedeki yazılarımla güncel, Pazartesi yazıları ile de tarihteki Ünye’yi anlatmaya çalışıyorum. Ulusal konular içeren yazıları çok yazmam, bunları zaten İstanbul gazetelerinin köşelerine çöreklenmiş bir sürü yazar iyi veya kötü herkes kendi tarafına yontarak yazar, hiçbir zaman hangisi doğru anlayamazsınız. Beni  Filistin’di İsrail’di, Gazze idi pek ilgilendirmez.. Bunlar halkı şaşırtmak oluşturulan yapay konulardır, her zaman da Türkiye bunu ağzına gözüne bulaştırır. Bize de bir kahramanlık destanı gibi yansıtılır.

Ne işimize yarar Gazze ve Filistin?

Din kardeşiymişiz, Osmanlı’dan mirasmış..

Yerim öyle din kardeşliğini.. Öyle miras ta lazım değil..

Dün onlar, Birinci Dünya savasında Süveyş kanalını korumaya giden, aç ve yorgun düşmüş Türk askerlerini İngiliz’lerden aldıkları üç altın uğruna boğazlarını keserek öldürmüşlerdir..Onların torunları bugün bizden şefaat dileniyorlar.. Yarın ellerine geçse yine aynı şeyi yaparlar.

Biz kendi içimizdeki Gazze’ye bakalım. Ya yarın İsrail’de Kürtler benim tarihten akrabamdır ben de Kürt’lere yardım götüreceğim derse ne yaparız. Terör ve Kürt sorunu da bizim Gazze’mizdir. Buradaki başarısızlığı örtülemek için bizi hiç ilgilendirmeyen işlerle dikkatlerimizi başka taraflara çekmektedirler. Hasbelkader gemide bulunmuş bir Ünye’li kızı bile fırsat bilip Ünye’de kapı kapı bir kahraman gibi dolaştırarak şov yaptılar.. O garibim de birin yanına on katarak anlattı durdu.. Sonra İstanbul’a götürdüler şov aynı ekip tarafından orada da sürdürüldü. Bunlarla garip halktan puan topladılar. O garibim halk ta: “Bak ne Müslüman adamlar herkese yardım ediyorlar” diyerek kendi sefaletini işsizlikten, tek tek kapanan işyerleri ve ticaretin dibe vurduğu asıl ablukaya alınmış Ünye’yi unuttu..

Ama o uyuyan halk bir gün geç te olsa uyanacak.

 

Opr. Dr. Erdoğan Öner

Ünye’ye zaman zaman çok değerli kişiler gelerek görev yapmışlardır. Bunlardan biri de Opr. Dr. Erdoğan Öner’dir..

Bugün yukarıda yazdığım düzenli acil servisi ve onlarca doktor ve personeli ile sağlık hizmeti veren devlet hastanesinin yerine atmışlı yıllarda Niksar Caddesinde bizim hastane dediğimiz bir sağlık ocağımız vardı.

Gazeteciliğe ilk başladığım yıllarda, eski Anafarta İlkokulu’nun arkasındaki büroda bir gece çalışırken, hangi arkadaştı tam hatırlayamıyorum ya Yılmaz Sanioğlu olacak ya Şükrü Yürür,çünkü onların evleri arka taraftaydı, yedi sekiz yaşlarında bir  çocukla büroya girdi çocuğun ayağı kan içindeydi “Yaşar, bunu köpek ısırmış hemen hastaneye götürmemiz lazım bir telefon edelim” dedi. Hastaneye telefon ettim Opr. Dr. Erdoğan Öner o saatte ordaymış, gece gündüz çalışırdı Ünye’ye çok emekleri geçti, çok değerli bir insandı “hemen getirin dedi” taksi yok o yıllarda, sırtlandık çocuğu, biraz ben biraz öbür arkadaş götürdük.

Erdoğan Abi: “Yara büyük dikeceğiz” dedi.. “Yalnız bayıltma imkanımız yok, personel de yok, siz çocuğun bacaklarını sıkı sıkıya tutacaksınız”

“Tamam” Erdoğan Abi dedik. Çocuğu yatırdık Erdoğan Abi ipliği iğneye geçirdi, çocuğun bacağına lokal uyuşturucu sürdü daha ilk dikişi atar atmaz çocuk bağırmaya başlayınca benim gözlerim karardı, midem bulandı dünya dönmeye başladı. Kendime geldiğimde yandaki sedyede yatıyordum. Çocuğun ayağı dikilip bitmişti. Bu kan görme karşışında bayılma olayı ilerideki gazetecilik yıllarımda çok karşıma çıkacaktı.

İşte bu mükemmel insan Alzheimer hastalığına yakalanarak kısa bir  müddet önce Samsun’da vefat etmiş. Haberimiz olmadı, Ünye’nin ona minnet borcu vardı, o borcu ödemek için son yolculuğunda yanında olmamız gerekirdi.

Özür dileriz Erdoğan Abi..

Mekanın Cennet olsun.



Bu Haber 664 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Yobazlara ve takkiyecikelere gecit yok ! Tarih : 11 Temmuz 2010 / Pazar Üye Adı :Hasan Katrancioglu
Din kardesligi, soydaslik bagi (kan kardesligi), yoldaslik (ulku birligi) vb. seyle Herkesin onceligi ve hassasiyeti farkli olabilir. Ama hukumetler bunlari kullanarak, yani insanlarin hassasiyetini ve kutsallarini kullanarak, bunu ranta ve oya cevirmeye calisiyor. Insanlarin duygulariyla, inanc ve dusunceleriyle oynuyorlar. Son olayda da yapilan budur. Olaylarin bazi seyleri doguracagini bu hukumet bal gibi de biliyordu, kumar oynadi ve kaybetti. Gunden gune sehit haberleri artiyor. Memlekette yoksulluk almis basini gitmis, biz neyle ugrasiyoruz allah askina ? Her is bitmis bolge liderligine soyunuyoruz. Sen gel hele once kendi insaninin problemlerini coz, kendi halkininin huzur, refah ve mutlulugunu sagla ondan sonra boyundan buyuk islere kalkisirsin. Hesabini, kitabini iyi yapamazsan ayni gazze olayinda oldugu gibi kafana tokmagi yer, butun dunyaya rezil olur, yerine oturursun. Hem ortaliga cikip, mazlum halklarin yanindayim deyip reklam yapacaksin, hem de o ulkeyle iliskilerine hem de senin insanini katleden siyonistlerle butun askeri, diplomatik ve ticari iliskilere devam edeceksin. bu nasil bir tutarlilik bu nasil bir karakterlilik gostergesi ? ve maalesef senin halkin da bu oyuna kanacak. bu nasil bir din kardesligidir ? bu noktada sorgulamamiz, takkeyi one koyup dusunmemiz gereken husus bu ikiyuzlulugu din kardesligi diye pazarlayan bezirganlardir. yoksa kim kime ne kardesi diyorsa desin, kan kardesi desin, soy kardesi desin, din kardesi desin farketmez, yeterki kutsallarimizi, kutsal degerlerini kendi politik cikarlarina alet etmesin bu insanlar. bu karakter zaafiyetini acik yureklilikle ortaya koyan ve halki bu uykudan uyanmaya davet eden sayin karaduman'a yobazlar korosunun saldirilarina ragmen gosterdigi dik durustan dolayi tesekkur eder, calismalarinda basarilar dilerim.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI