Sanırım 2005 yılıydı. Ünye İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde, bizim çocukluğumuzda “aşlı hurma” dediğimiz şimdilerin Trabzon Hurması üzerine bir panel veriliyordu. Panel bir hayli bilimseldi. Katılan akademisyenler sırasıyla sunumlarını yapıyor, Trabzon Hurması’nın ülke ekonomisi ve bölgemiz için avantajlarını dile getiriyorlardı.
Panele rahmetli babamla birlikte katılmıştım. Babam ki, Trabzon Hurması’nı çok sever, nerde ham hurma kökü görse aşı yapar, bizim ‘aşlı hurma’ dediğimiz Trabzon Hurması yetiştirirdi. Ama hurma konusundaki panelde erkenden sıkılmıştı.
Sıkıldığı yerde ve ortamlarda kalmayı kendine işkence saydığını bildiğim babam, “Sen istersen dinle ama ben çıkmak istiyorum” dedi. Ara oldu, babamı yalnız bırakmadım, aldım eve götürdüm.
Yolda babam, “Bunlar konuşuyor ama işin aslının ne olduğunun farkında değiller” dedi. Babama, işin aslının ne olduğunu sordum. Hiç duraksamadan cevabı yapıştırdı ve şöyle dedi: Bu hurmanın canı çok tez. Toplarken bir yeri iğne ucu kadar yıpransa başlıyor orasından çürümeye. Dayanma gücü yok. Bu yüzden pazarlanması da çok zor. Soğuk hava deposu olursa belki. Ama bakıyorum konuşanlardan soğuk hava deposunu ağzına alan yok.
Babam haklıydı. Niye? Çünkü yıllardır bizim bahçelerden toplanan hurma Orta Saraçlı’daki evin bir odasına konur. Buradaki hurmalar bir süre sonra başlar göynümeye.. Eğer çabuk hareket etmez, o ara oturup kalkıp hurma yemezsen bu sefer de çürür, yenmez olurlar. Şimdi bunun neyine güvenecekte konferanstaki önerilerden hareketle fındık bahçesini kesip, kapama hurma bahçesi kuracaksın.
Ziraat Odası Başkanı Ünye Şubesi Başkanı Sn. İsmail Şirin de bu noktadan hareketle bir açıklama yapmış. Hurmaya güven olmayacağını, zaten vatandaşın da fındık kesip hurma bahçesi falan kurmadığını söylemiş.
Sözün kısası bütün bunlardan soğuk hava deposu olmadan Trabzon Hurması olmaz, ortak aklı çıkıyor.
******** ******** ********
Soğuk hava deposu derken kividen de bahsetmek istiyorum. Son yıllarda bölgemizdeki en ilginç tarım ürünü kividir. Kivi, tarihimizde hiç yokken birden bölgemize girdi, iklimimizi ve toprağımızı sevdi, hızla yaygınlaştı. Ayrıca üreticilerimizin kafasına da yattı, üreticiler para kazanacağını anladı, kapama kivi bahçeleri kuruldu. Bugün artık tonlarca kivi üretip satan üreticilerimiz var.
Ancak, üretim miktarı arttıkça kivi üreticilerinin sorunları da artmaya başladı. Trabzon Hurması’nda olduğu gibi onlar için de asıl sorun saklama-bekletme sorunu. Soğuk hava deposu olmadığı için kivilerini bekletemiyor, toplar toplamaz durmaksızın bulduğu alıcıya düşük fiyatla satmak zorunda kalıyorlar.
Ziraat Odası Başkanı Sn. Şirin, hurma gibi kivinin de bekletme-saklama sorununa dikkat çekerek, haklı olarak soğuk hava deposu ihtiyacını dile getirmiş.
******** ******** ********
Bizim bölgemiz sebze ve meyve üretiminden çok, fındığa dayalı bir bölge olduğu için.. Fındığın da soğuk hava deposuna ihtiyacı duymadan saklama-bekletme imkanı olduğu için bölgemizde soğuk hava deposuna gerek kalmamış.
Ancak görülüyor ki, tek başına fındığa dayalı üretimin kendi içinde çok ciddi riskleri var. Derler ya yumurtanın hepsini tek sepette taşımak yerine birkaç ayrı sepete bölüp taşımak daha doğrudur. Bunun gibi, tek başına fındığa dayalı hayat yerine, başka bazı ürünlerin de devreye sokulması hayatımızdaki riskleri en aza indirmek için çok önemli.
O nedenle kiviydi, Trabzon Hurması’ydı… Bölgemiz toprağı ve iklimine uygun meyvelerin üretilmesi, yaygınlaşması.. Bunların ekonomik getiri sağlaması için soğuk hava deposu şart.
******** ******** ********
Benim bu konuda bir önerim var. O da şudur:
Sn. İsmail Şirin’in başkanlığı ve oda yönetimi döneminde odanın önceden gelen milyarlarca lira borçları ödenmiş, koskoca oda hizmet binası, tarım ürün ve aletleri satış departmanı, toprak tahlil ve yaprak analizi laboratuarı gibi Türkiye çapında hizmetler gerçekleştirilmiştir.
Şimdi ben gerek Başkan Sn. Şirin’e ve gerekse oda yönetimine soruyorum, “Bundan sonraki programınızı nedir?” Eğer henüz belirlediğiniz bir program yoksa şu soğuk hava deposu işini programınıza alırsanız bilin ki çok hayırlı bir karar almış olursunuz.
Bakın bu işi yapsa yapsa siz yapar, bu işe önderlik etse etse oda olarak siz önderlik edersiniz. Benim naçizane önerim sizin bu işe el atmanızdır. Böylelikle üreticilerimizin tek ürün fındığa dayalı hayattan kurtulmasının önünü açar, büyük bir hizmete imza atarsınız.