Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
4 Ağustos 2010 Pazar
İSMAİL SARI
Zalim
Zalim, kelime olarak zulmeden haksızlık yapan, hakkına razı olmayan anlamlarına gelir. Toplum piyasamızda o kadar çok zalim var ki saymakla bitiremeyiz. Zalimin olduğu yerde çok sayıda da mazlum, yani zulme uğrayan haksızlık yapılan ezilen insanlar var demektir.

Sayın okuyucularıma belki biraz basit gelecek ama ben iki tipik örnek vermek suretiyle iddiamı ispata çalışacağım. Geçen hafta Cuma günü camiye biraz geç gittim. Yani ezan okunurken içeriye girdim. Boş yer aradım sarf aralarında. Gözlerim, bağdaş kurarak oturan iki kişiye takıldı. Yanlarına yaklaştım ve oturmak istedim. Hiç oralı olmadılar. Oturuşları o kadar yaygın vaziyette idi ki ayağa kalkınca çok rahatlıkla bir kişi daha aralarına sığabiliyordu. Keyiflerini bozmadım ve ayağa kalkınca aralarına girecek şekilde ön tarafa diz çöktüm. Ezan bitti ayağa kalktık. Sol tarafıma düşen arkadaş biraz toparlandı, ama sağ tarafımdaki zalimliğine devam ediyor, hiç istifini bozmuyordu. Burada zalim kelimesini kullanıyorum. Çünkü adam hakkına rıza göstermiyor ve benim veya bir başkasının hakkına tecavüz ediyor. Orada ben değil de bir başkası olabilir. Kimin olacağı önemli değil. Önemli olan oradaki hak ihlalidir.

İkinci örneğim, Ünye-Samsun arasında çalışan otobüslerden birinde gerçekleşti. Samsun’dan Ünye’ye gelmek üzere yolda otobüse bindim. Pek boş yer yoktu. Arka kapıdan arabaya çıktım; hemen kapının önündeki koltukların birinde kalıplı birisi oturuyor. Boş koltuğa oturmak üzere hamle yaptım; ancak vatandaş kendi koltuğundan taşmış, benim oturmak istediğim koltuğun da yarısını işgal etmiş. “Biraz yaklaşır mısınız?” dedim. Vatandaş bana bir tavır koydu ki beni dövecek zannettim. Ve çok sert bir ifade ile “Var mı yer de yaklaşacağım? Pencereden dışarı mı çıkayım?” dedi ve istifini hiç bozmadı. Ben sanki suçlu imişim gibi koltuğa sıkıştım. Aslında ben o adamı çok iyi tanıyorum da onun beni tanımadığını bilmiyordum. İntikamımı almak üzere, kedinin yere yapışarak siper alıp avını süzmesi gibi koltuk arkadaşımı süzmeye başladım. Bir yolunu bulup kendimi ona tanıtmak için fırsat kolluyordum.

Otobüsümüz Terme’ye kadar geldi. Hiç konuşmadan robot gibi bir yolculuk. Adam kelli-felli. Elbise düzgün, kola gömlek- kıravat, tam tekmil. Ben ise spor giyim, sade bir vatandaş; onun sığıntısı gibi koltukta. Adamın yüzü hiç gülmüyor. Neden gülmediğini de biliyorum. Yerel seçimler geçmişti. Bir yakın ilçeden belediye başkanlığı için, büyük bir partiden aday olmuş ve kazanamamıştı.

Nihayet daha fazla dayanamadım ve günlük laflardan biri ile kendisine laf attım. Ayrıca “Başkanım” ifadesini de ekleyerek. Hafifçe toparlandı, kendini tanıdığımı öğrenince ve yüzü biraz kızararak hafif gülümser hale geldi, yani yumuşadı. Bir punduna düşürüp kendimi tanıtınca utandı, bozuldu; “Yahu hocam, niçin tanıtmıyorsun kendini şimdiye kadar” dedi. Ve ben sığıntılıktan kurtulmuş, kendi koltuğumu elde etmiş olmanın rahatı ile derin bir nefes almıştım. Kendi koltuğuna çekildi ve utana sıkıla sohbet kaynamağa başladı. Başladı başlamasına da yol bitti; Ünye’ye sağ-salim ve fakat mağlup edalı galibiyetimi ilan ederek ulaştık. İçimden dedim ki “Bizim insanımız ne kadar sağduyulu. Nasıl tanıyor adamını? Bu adam belediye başkanı olsaydı dört başı mamur bir zalim olurdu.”

Sevgili okurlarım, bu örnekler her gün yaşadığımız günlük hayatımızdandır. Sizler de benzer olaylarla sürekli karşılaşıyorsunuzdur. Otobüsteki bir koltuğu, namaz yerindeki bir seccadeyi hukukuna uygun olarak paylaşmayı beceremeyen insanlarımızla birlikte yaşamak zorundayız. Toplumsal barışın sağlanması için büyük zulümlerin dışında küçük zulümlerin öncelikle bertaraf edilmesi gerekir. Birbirimizi sevebilmek için bu şarttır. Herkes hakkını bilmeli ve ona razı olmalıdır. Gücü yeten yetene haksızlıklar ve zulümler, sadece ayrışma ve güçsüzlüğü doğurur. Güçlü olmak zorunda olduğumuzu hepimiz bilmeliyiz. 



Bu Haber 1910 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI