Tünel’de Asmalımescit’te ucuz meyhaneler daha doğrusu bugünkü anlamda müzikholler vardı . Beşinci sınıf sanatçıların çalıştığı bu yerlerde, genelde Türk sanat müziği icra edilirdi, Arabesk henüz bulunmamıştı. Orhan baba “Bir teselli ver” şarkısını yeni yazmıştı. O günlerde Apdullah Yüce’nin “Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap” şarkısı dillerdeydi.
Bu ucuz meyhanelerde derdini unutmaya çalışan bizim gibi garibanlar biraz sonra kafayı bulunca efkarlanıp sahnedeki şarkıcıya eşlik eder, hatta bazen bir perde daha yüksekten söyleyerek sanatçının sesini bastırırdı.
Bu tür müdahaleleri önlemek için duvara birkaç yere tabela asılırdı, tabelada “Hariçten gazel atmak yasaktır” yazardı.
İşte hariçten gazel okumak, veya gazel atmak deyimi buradan kalmıştır.
Yapılan bir işe dışarıdan müdahale edenlere, eleştirenlere, veya haksız yapılan şeylere karşı duruşlara verilen cevap “hariçten gazel okuma” olurdu.
Biz, herhangi bir nedenle Ünye dışında yaşayan ama şehriyle gönül ve düşünce bağını kopartmayan Ünyelileriz. Kimimiz okul diye çıkmış bir daha geri dönememişiz, kimimiz iş diye çıkmış yad ellerde kalmışız, kimimiz çocuklarımızın eğitimi için ayrılmış bir daha geri gelememişizdir.. Ama kökümüz orada kalmıştır. En azından bir aile ferdimiz oradadır. Mahallemiz köyümüz vardır, dostlarımız arkadaşlarımız vardır, annemiz vardır, babamız vardır, hasretimiz vardır, anılarımız vardır, vazgeçemeyeceğimiz bir sürü şeyimiz vardır. Onları özleriz, onları düşünürüz, bir tanesinin kaybolmasına içimiz yanar.
Bayram olur koşar geliriz, tatil olur koşar geliriz, fırsat bulur geliriz. Anamıza koşarız, babamıza koşarız, şehrime koşarız, sokaklarımıza, bağlarımıza, bahçelerimiz,köylerimize koşarız. Bir yıl boyu özlemleri büyütürüz içimizde,i bir yıl boyu orada geçireceğimiz üç günün rüyası ile bu gurbete tutunmaya çalışırız. Sonra bir gün olur, bindiğimiz gibi otobüse, uçağa vapura ver elini Ünye diye düşeriz yollarına.
Görmeyeli bir sürü şey değişmiştir, yeni yollar, yeni parklar yeni meydanlar yapılmıştır, kimimiz beğeniriz kimiz beğenmez. Sevgimizden ilgimizden hasretimizden yapılanlara yorum getiririz, öneri sunarız, eleştiririz… Bu bizim şehrimize bağlılığımızı sevgimizi ilgimizi ve bazen de bilgimizi gösterir.
Bizim bu yorumlarımızı bazı dostlarımız anlamaz
-“Hariçten Gazel okuyorlar” diye değerlendirirler. “Gurbetçi takımı hariçten gazel okumaya geldiler, bırakın üç gün gazellerini atsınlar, pidelerini yesinler, Çakırtepe’den şehre bakıp bir iki eleştiri getirsinler giderler” derler bizim için.
Biz gazelciler yine geliyoruz. En azından hariçten de olsa gazel atabiliyoruz. Siz Ünye’de yaşayanlar, yenilmiş bir ordunun esirleri gibi hergün bezgin ve üzgün gelip gidiyorsunuz, sesiniz soluğunuz çıkmıyor. Siz onu da yapamıyorsunuz..
Bazen de kızarlar;
- Biz Ünyedeyiz... Size dışardan ne oluyor?' derler...
Neden?.. biz dışarıda yaşıyoruz diye söz hakkımız yok mu? Biz zencimiyiz? Bizim aklımız, gözümüz, bilgimiz,zevkimiz yok mu?
Ama bizi eleştiren yerleşik Ünyeliler zaman geliyor, gazellerin ne kadar isabetli olduğunu sonradan anlıyorlar. Bizlere en çok yamuk yumuk iş yapanlar kızıyor, bizleri sevmiyorlar.
Çakırtepe için attığımız gazallerde, Dikilitaş için attığımız gazallerde, dolgu alanı için attığımız gazellerde ne kadar haklı olduğumuzu geç anladılar. Şimdi gazel değil ağzımızı da yırtsak artık iş işten geçti.
Beğenseniz de beğenmeseniz de geliyoruz. Gazellerimizi atacağız, Çakırtepe’ye çıkıp pidelerimizi yedikten sonra bomba atılmış hale getirdiğiniz bu mağrur şehre, ve ortaya çıkardığınız bu acı silüete bakıp ah edip gideceğiz. Siz oturun..
Helal olsun size…
yasar.karaduman@gmail.com
Gazel, bir şiir türü ve aynı zamanda Türk musikisinde uzun havaya benzeyen yüksek perdeden bir icra formudur. Halk arasında dışarıdan bir işe getirilen eleştiriye “Hariçten gazel okuma “ denir