Şimdi fındık sezonu başladı ya, dolayısıyla fındık fiyatı ile ilgili her kafadan bir söz çıkmaya da başladı.
Başta siyasi partiler olmak üzere, bazı sivil toplum kuruluşları yaptıkları üst üste açıklamalarında;
“Fındık fiyatı 5.5 TL olmalıdır, 6 TL olmalıdır, 7 TL olmalıdır.. Daha da yukarısı 7.5 hata 8 TL olmalıdır” türünden açıklamalarla fiyat üstüne fiyat istemeyi sürdürüyorlar.Bunlar diğer taraftan;
“Hükümet fındık üreticisini yalnız bıraktı.. Çaresiz bıraktı.. Kaderine terk etti” gibi siyasi söylemlerle de üreticiyi yanlarına alma, oy kazanma gayreti içindeler.
Ben bittim, büyüdüm bu fiyat istekleri ve siyasi söylemlerle doldum taştım. Herkes öyle.. Fındıkçı bütün ailelerin fertleri bu söylemleri dinleye, dinleye ömür geçirmiş, geçirmeye de devam ediyor.
Hadi diyelim ki devletin tabanı fiyatı açıkladığı yıllarda bu tür söylemlerin dayandığı bir tabanı vardı. Ama artık devlet geçen sene bir, bu sene iki yıldır taban fiyatı açıklamıyor. Bunu yasalaştırdı ve “Yeni Fındık Stratejisiyle” uygulamaya soktu.
İyi de, bu muhalefet partileri olsun, bazı sivil toplum kuruluşları olsun bunu bilmiyorlar mı da hükümetten fındık için hala taban fiyatı istiyorlar..
Fındık taban fiyatı diye bir şey kalkmışsa ve sen hala taban fiyatından yana isen fındık fiyatı istemeden önce taban fiyatı uygulamasının yeniden devreye sokulması için mücadele etmen lazım. Öyle değil mi? Kaldı ki, siz taban fiyatının kaldırıldığı iki sene önce nerdeydiniz? Taban fiyatı sizin de gözünüzün içine baka, baka kaldırılmadı mı?
Tutmuş bir de diyorsunuz ki, “Fiskobirlik yeniden devreye sokulsun.” Bırakın Alalahaşkına, Fiskobirlik devrede olduğu yıllarda ne yaptı da bundan böyle ne yapacak? Üreticiye hala yıllardır trilyonlarca borcu olan Fiskobirlik’i savunup ta kendinize güldürmeyin.
Hiç kimsenin konuşmasına gerek yok. Eskiden de böyleydi ama bugün çok daha açık şekilde görüldü ki bütün iş artık üreticinin kendisine düşüyor. Üretici artık gerçekten üretici, gerçekten çiftçi olmak zorunda..
Ne demek gerçekten üretici, gerçekten çiftçi olmak?
Şu demek: Gurbetten beri fındık bahçesine bakmaya çalışan üretici olmaz.. Köydeki evini barkını terk edip şehirde oturarak üretici olunmaz.. Hem memurluk yapıp hem de bağ-bahçe bakmaya çalışarak üreticilik olmaz.. Hem şehirde esnaflık yapıp hem de köyde fındık üretmeye çalışmakla üretici olunmaz..
Velhasıl iki meslek bir arada, iki arada bir derede fındıkçılık yapılmaz. Yapılır yapılır da maliyet artar, bu sefer fiyat seni kurtarmaz. Zarar edersin, başlarsın sızlanmaya, bağırıp çağırmaya.
O halde mesleğin şu ya da bu değil sadece “çiftçilik” olacak. Başka mesleklerle uğraşmayacak, köyünden, bağından-bahçenden uzak yaşamayacaksın. Bizzat bağının-bahçenin içinde oturacak, orada ömür süreceksin. Gücünün yettiği yere kadar aile boyu fındığının işini bizzat kendin yapacaksın. Ayrıca ineğin, tavuğun olacak.. Sebzeni, meyveni kendin yetiştirecek, pazardan süt, yoğurt, yumurta, meyve, sebze almayacaksın.
Geçmişten, gelenekten gelen bilgilerle değil bilimsel-teknik bilgiler ışığında bilinçli üreticilik yapacaksın. Bugün bu konuda üretici milleti çok büyük imkanlara sahip. Gerek devlet kuruluşları gerekse ziraat odaları üreticilere alabildiğine yardım ve destek sağlıyorlar.
Yok ev kumanyası, yok gübre parası, yok tırpan-amele parası,vs.. Öyle varına yoğuna gidip para alıp katlamalı borçlara girmeyeceksin.
Mahsulünü toplar toplamaz koşup pazara, tez elden satmayacaksın.. İhtiyacın kadarını satacak, gerisini deponda bekleteceksin. Bunu çok önemseyecek, para kazanmak için hayati derecede önemli bir kural olduğunu kabul edeceksin.
Kesinlikle emanete fındık bırakmayacaksın. Emanete fındık bırakan üretici hem kendine hem de bütün fındık üreticilerine hainlik yapan üreticidir.
Eğer bir üretici yukarıda saydığım maddelere uyar da gerçekten üretici, gerçekten çiftçi gibi hareket edersen fındıktan adam gibi para kazanır, hayatını idame ettirirsin.
Bunların dışında hareket edenlere gelince; onlar önümüzdeki süreçte çekilir, bağını bahçesini ya kaderine terk eder çalı çırpı olmaya bırakır. Ya da satar bu işten elini ayağını çekerler.
Ey üretici kardeş, ey üretici hemşerim;
Sen, sen ol artık sağında solunda senin için konuştuğunu, senin hakkını-hukukunu savunduğunu söyleyenleri dinleyip kendini avutma. Bunun için hayale-umuda kapılıp kendini kandırma.
Çünkü fındığına bundan böyle başkası/başkaları değil sadece sen sahip çıkacaksın. Serbest piyasa bu demektir. Serbest piyasa koşullarında para kazanmanın yolu pazara maliyeti en düşük, rekabet şansı en yüksek ürünü getirmekten geçer. Bir de pazara sunulan mal miktarı ne kadar düşükse fiyat o kadar yüksek olur.
İşte bu gerçeklerden hareketle bundan böyle serbest piyasaya hazırlanacak, malına sadece sen sahip çıkacaksın. Hiç kimseden öyle taban fiyatı, şu desteği, bu desteği bekleme.
Ha ayrıca ekstradan devletin verdiği destek varsa o da bahtına.. Ona da öyle çok güvenme, bugün var yarın yok olabilir.