6 Ağustos 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Fener Müzeye Verilmelidir
İnş. Müh. Eren Tokgöz bıkmadan usanmadan takip etti, yazdı, araştırdı iz sürdü sonunda, 2000 yılında yenisi ile değiştirilen Ünye’nin eski deniz fenerini buldu. Ünye feneri 1911 yılında Tirebolu feneri ile birlikte yapıldı. Menşei hakkında araştırmacılar anlaşamaz, Orhan Bora Ünye Rehberinde Finlandiya’dan alınmış, Eren Tokgöz ise Norveç malıdır der.

Her Ünyelinin fenerle ilgili muhakkak bir anısı ve hikayesi vardır. Fenerin bulunduğu burnun adı denizcilik literatüründe Taşkana burnu olarak geçer. Fener 89 yıl hizmet verdikten sonra 2000 yılında yenisi ile değiştirildi. Eski fener asetilen gazı ile yanan bir lamba ve bir yansıtıcı ayna ile çalışıyordu, yeni fener güneş enerjisi ile çalışmaktadır.

Fener, Eren Tokgöz’ün önayak olması ile Ünye Ticaret ve Sanayi Odasının yazdığı bir yazı ile Ünye’ye getirildi ve odanın sergi salonunda sergilenmeye başlandı. Fenerin yapılmakta olan Ünye müzesi bittikten sonra Ünye’nin tarihine ışık tutan bir obje olması nedeni ile Ticaret odasından alınıp Ünye müzesine konulması gerekir...

Ayrıca restorasyonu devam eden Ünye Müzesi, eşya kabulünü sürdürmektedir. Ben otuzlu yıllara ait bir taşplak çalar, bir radyo ve taş plakları bağışladım. Her Ünyelinin evinde müzeye verebileceği ufak ta olsa bir şey vardır, lütfen

müzemize eşya yardımı yapalım.

 

 

Fener Komedisi - tahta basamaklar- cilalı beton yol

Tarihi kentlerde kent içi ve kent dışı peyzaj çalışmaları yani, Türkçe adıyla çevre düzenlemesi ve şehir mobilyaları,  bir proje içinde, tutarlı ve bütünlük gösteren tasarımlar ile doğanın özgün yapısına uygun materyallerle çağdaş yaşamla uyum içinde yapılır.

Fenerde yapılmakta olan böyle bir çalışma ise tamamen bir curcunadır.

Hiçbirşey uyum içinde değildir. Burayı düzenleyenler hiçbir şeyden anlamamaktadır. Dikilitaştan başlayan arabesk motifli cilalı beton yol, yanlarında güya Ünye taşından bordür. Fener altına inen yolda yarısı yamuk, yarısı eğri, yarısı kırık ve acemice yapılmış tahtadan merdivenler, biraz ileride  iniş olmayan yere kütük parçalarından yapılmış merdiven, alimünyum aydınlatma direkleri ve birbirine uymayan bir sürü şey.. Bu işleri beceren kimse bir bulsam bu kadar yamuk işe nasıl aklı eriyor diye alnından öpeceğim.

Burada yapılan taş, ağaç, tahta, kütük, betondan oluşan çalışma deniz ve yeşille uyum sergilemesi gerekirken kırk yamalı çingene donuna benzemiştir.

 

 

Çekirdek pisliğine aynen devam

Çekirdek kabuğu pisliği meydanda ve Yalıkahvesi’nde aynen devam etmekte ve bu yönetime oy veren seçmen vatandaşlar elbirliği ile meydanın içine etmeye devam etmektedirler.

Son olarak bir basın toplantısıyla tanılanan çekirdek torbası kimse takip etmeyince fiyasko ile sonuçlanmış ve bundan en ufak bir üzüntü bile duymamışlardır. Eğer bunu iki zabıtaya benim takip ettiğim kadar takip ettirselerdi bu iş çözülürdü. Demek ki istemiyorlar, bize de hep beraber bu pisliğin içinde oturmak kalıyor. Ben de her hafta bu köşede  Almanya’dan İsviçre’den ziyarete gelmiş dostlarımın önünde bu çirkinliği yaşattıkları için  isyan ediyorum..

Bundan sonra bana “bu mu senin bize anlattığın Ünye, bu çekirdek kabukları bu pislik ne?” diyen misafirimi doğru ya belediye başkanına ya da kaymakama götüreceğim bu soruya onlar cevap versinler, ben artık bir cevap uyduramıyorum yüzüm kızarıyor... Bana bu yüz kızartıcı olayı yaşatan sonra da gördüğü yerde beni yalandan kucaklayıp şapur şupur öpen yerel yönetimdeki dostlarıma da helal olsun.

 

 

Park-Bank-Nargile

Yine çok yazdığımız bir konu şu park-bank ve nargile işi.

Bir de yunuslar var, hayati tehlike arzeden. Bunlar Ünye’ye yakışmıyor plajlarda bile kalmadı dedi geçende biri. Ama Belediye başkanı ve Kaymakam bu yazılanları okumamakta direniyorlar.

Bu yıl bir de  nargile koydular  parka..Onbeş yaşındaki gençleri tütün ve tütün mamullerine özendiriyor.. Onsekiz yaşındakilere sigaranın satışı bile yasak olan ülkemizde burada bazen onbeş yaşında çocuklar nargile içiyor, hiçbir denetim yok. İşimiz vatandaşın ekmek parasına mani olmak değil,  ama gençlerin kötü alışkanlıklar edinmesine de razı olamayız. Biz de zamanında böyle mentollü Çamlıca sigarasına özenip sigaraya başlamış kırk yıl sonra zor bırakmıştık.

Gelince bank işine, belediye buraya oturmak için bank koymuyor oysa parkın yarısı boş duruyor. İnsanlar taşların kenarlarına veya lağım akan yerdeki banklara oturuyorlar. “Benim vatandaşım” diye yırtınan yerel yönetim vatandaşına parkın lağım kokan kısmını layık görüyor. O vatandaş ta “ben neden öbür tarafta oturamıyorum” demiyor da kuzu kuzu gidip bok kokan yere razı oluyor.

O vatandaşa haktır.. Oyunu iki torba kömüre verirse burası bile ona fazla.

 



Bu Haber 420 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI